Üç yıl önceydi.
Kadıköy’de, Caddebostan Kültür Merkezi’nde, 3 Temmuz’un 12’nci yılında bir konuşma yapmıştım. O konuşmada neden “taraf” olduğumu anlatmış ve şunları kaydetmiştim:
“Katalan solunun önemli isimlerinden ve aynı zamanda milletvekili olan Barcelona Başkanı Josep Sunyol, İspanya İç Savaşı’nın hemen başında, Ağustos 1936’da Franco’nun faşist birlikleri tarafından tutuklanıp infaz edildi. O günden sonra Barcelona sadece bir spor kulübü değil, aynı zamanda Katalan kimliğinin ve anti-faşist duruşun bir sembolü haline geldi. Hatta iç savaş süresince Barcelona tesisleri Franco rejimi tarafından bombalandı ve buna rağmen, kulüp taraftarları ve yönetimi diktatörlüğe karşı kulüplerini korudu. Bugün de ben tarafım. Aziz Yıldırım’ın tarafındayım. Çünkü Yıldırım ve Fenerbahçe taraftarı 15 Temmuz’a giden yolda Sunyol gibi ölümü göze aldı ve bir örgüte hem kulübü hem Türkiye’yi temsil etmedi.”
Neden bu hatırlatmayla başladım?
Bana “tarafsın” ve “tarafsız yazamazsın” ya da “konuşmazsın” diyenlere kısa bir cevap olsun diye Josep Sunyol örneğini verdim. Sonuçta ben hayata “politik” bakan bir gazeteciyim ve Fenerbahçe’de yaşananları da sadece “futbolla” açıklamıyorum!
Simon Kuper’in dediği gibi “futbol asla futbol değil”…
Ya da Eduardo Galeano’nun “Gölgede ve Güneşte Futbol” kitabında anlattığı Maradona üzerinden bakarsak: “…Maradona’nın yıllardır en iyi futbolcu olmak gibi bir günahı işlediğini unutmak o kadar kolay değildi. Üstelik güçlü düzenden yana olanların susmasını emrettiği halde… Onun bazı şeyleri avazı çıktığı kadar bağırarak açığa vurmasını ve özellikle sol ayağıyla oynamasını bağışlamak mümkün değildi. Çünkü ‘sol’ kelimesi sözlükte ‘yapılması gerekenin karşıtı’ olarak tanımlanıyordu…”
Bu nedenle Aziz Yıldırım, arkadaşları ve taraftarın 3 Temmuz 2011 direnişi “taraf” olmamın nedeni.
O zaman sıcak gündeme geçelim.

Aziz Yıldırım’ın şifreleri
Her şey berraklaşsın. Kim aday kim değil, herkesi bir görelim. Her şey durulsun, açıklama yapacağım. Benim illa başkan olma derdim yok ama Fenerbahçe’ye katkı sağlayabilirsek ve hep beraber çocukların ağlamasını önleyebilecek bir oluşum yer alırsa o zaman bakarız. Hiç kimseyle görüşmedim, kamuoyunda bazı başkan adayı olacak isimlerle görüştüğüm söyleniyor, kimseyle görüşmedim. Önümüzdeki günlerde açıklama yapacağım.”
Fenerbahçe’yi 20 yıl yöneten Aziz Yıldırım geçen çarşamba akşamı bana bu cümleleri kurdu ve ben de TV100 canlı yayınında, Erdoğan Aktaş’ın sunduğu Eşit Ağırlık programında, Yıldırım’ın sözlerini aktardım. O andan itibaren sosyal medya bu cümleleri konuşmaya başladı, televizyonlar ve internet siteleri Aziz Yıldırım’ın açıklamalarını aktardı ve telefonum susmadı… Şunu gördüm: Yıldırım’dan TV100’e özel açıklama anonsunun yapıldığı 20.30’dan açıklamayı yayımladığım 23.30’a kadar Fenerbahçe kitlesi başta olmak üzere futbol kamuoyu televizyona kilitlendi.
Evet… Sadettin Saran ve yönetiminin, 6-7 Haziran’da olağanüstü seçim kararı almasının ardından daha önce başkan adaylığını ilan eden Barış Göktürk ve Hakan Safi dışında camianın önemli isimlerinden Mehmet Ali Aydınlar’ın da önümüzdeki hafta adaylığını açıklayacağı yakın çevresi tarafından dile getirildi. Aydınlar, 3 Temmuz 2011’de Fenerbahçe ve Aziz Yıldırım’a kurulan FETÖ kumpası döneminde 29 Haziran 2011’de Türkiye Futbol Federasyonu’nun başkanı seçilmiş, 31 Ocak 2012’de TFF başkanlığından istifa etmişti. 22 Ekim 2013 tarihinde de Yıldırım’a karşı Fenerbahçe’de başkanlık seçimlerine aday olmuş ama kaybetmişti. Aydınlar isminin dillendirilmesinin ardından gözler Aziz Yıldırım’a çevrildi. Neden mi?
Şunu net söyleyebilirim:
Aziz Yıldırım’ı yakından tanıyan birisi olarak; açıklamasında dediği gibi “Benim illa başkan olma derdim yok” cümlesinin gerçek olduğunu biliyorum. Hatta 26 Mart’ta, gazeteci Murat Zorlu’ya “Bu iş bir senede olmaz. Bir yıl içinde gelip Fenerbahçe’yi kurtaracak kimse yok. Dört yıllık bir plan yapmak lazım” dediği de kamuoyuna yansımıştı. Yıldırım’ın kafasında, Fenerbahçe’nin “akil” isimlerinin bir araya gelerek bir aday çıkarması ve o aday etrafında da herkesin birleşmesi gerektiği fikri olduğunu biliyoruz. Ancak bu fikir şu ana kadar olgunlaşmadı.
Her şey berraklaşsın, açıklama yapacak
Peki, Mehmet Ali Aydınlar ismiyle birlikte gözler neden Yıldırım’a çevrildi? Çünkü; 3 Temmuz 2011 sürecinde federasyonu yöneten isim Aydınlar’dı ve o dönemin yönetimiyle federasyonun karşı karşıya geldiği -detaylı anlatmama gerek yok- herkes tarafından biliniyor. Hatta 2-3 Kasım 2013’ye Aydınlar, Yıldırım’a karşı aday olmuş, Aziz Yıldırım, 6 bin 821, Mehmet Ali Aydınlar 2 bin 383 oy almıştı.
Aziz Yıldırım’ın bana yaptığı açıklamayı tek tek anlatalım.
İLK TESPİT: “Her şey berraklaşsın. Kim aday kim değil, herkesi bir görelim. Her şey durulsun, açıklama yapacağım.”
Yıldırım, Mehmet Ali Aydınlar’ın adaylığını açıklamasını bekleyecek. Sonuçta; Fenerbahçe’de “puslu” bir hava var ve önce o pus dağılmalı. Bu arada Aziz Yıldırım düşünecek ve karar verecek. Önümüzdeki günlerde de adaylar netleştikten sonra açıklama yapacak.
İKİNCİ TESPİT: “Benim illa başkan olma derdim yok ama Fenerbahçe’ye katkı sağlayabilirsek ve hep beraber çocukların ağlamasını önleyebilecek bir oluşum yer alırsa o zaman bakarız.”
Burada da kendisini Fenerbahçe’nin önünde görmediğini vurguluyor ama kendi döneminde son 4 yıl, Ali Koç döneminde 7 yıl ve Sadettin Saran döneminde 1 yıl şampiyon olamayan (toplamda 12 yıl) Fenerbahçe’de artık “çocukların gözyaşının dökülmemesi” gerektiğini ifade ediyor. Ki 2024 seçimlerinde aday olduğunda da sloganı “çocuklar ağlamasın”dı.
ÜÇÜNCÜ TESPİT: “Hiç kimseyle görüşmedim, kamuoyunda bazı başkan adayı olacak isimlerle görüştüğüm söyleniyor, kimseyle görüşmedim.”
Aziz Yıldırım, geçen haftadan bu yana özellikle Mehmet Ali Aydınlar’la görüştüğü iddialarına yanıt verdi ve ismi geçen adaylarla bir görüşme yapmadığını net bir şekilde ifade etti.
Bu arada gazeteci Fatih Altaylı’nın 30 Nisan’da köşesinde kaleme aldığı “Erken seçim Fenerbahçe’de” başlıklı yazısı da dikkat çekiciydi. Altaylı tek tek isimleri değerlendirdiği köşesinde şu tespitleri yaptı:
“Tabii bir de gönüllerin adayı Aziz Yıldırım var. Bir Galatasaraylı olarak bana sorsanız, ben bu adaylardan Aziz Yıldırım’ı istemem. Tecrübeli, sistemi bilen, lafını sakınmayan biri. Başarı ihtimali en yüksek olan aday o. Ama aday olur mu bilmem. Mehmet Ali Aydınlar ise Türk sporunda her zaman görmek isteyeceğimiz aday tipi. Düzgün, çok düzgün. Böyle bir profil her kulübe yakışır, benim kulübüm dahil.”
Evet… Fenerbahçe, 6-7 Haziran’da olağanüstü bir seçime gidiyor, adaylar ve olası adaylar çalışmalarına başladı. 12 yıldır şampiyon olamayan sarı lacivertliler artık bu yıl tek bir hedefe kilitlendi, o da şampiyonluk kupasını kaldırmak.