AK Parti iktidarı, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçtiğimiz tarihten bu yana ekonomide, sosyal politikalarda, eğitimde çok başarılı bir sınav veremiyor.

İktidarı destekleyenlere “bir başarı hikayesi gösterin” diye sorduğumuzda aldığımız birinci yanıt “savunma sanayi ve dış politika” oluyor.

***

Savunma sanayi alanında başarılı işler çıktığından şüphem yok. Bu alanda yatırımlar artıyor, insan gücü nitelik kazanıyor. Türkiye’nin savunma sanayi ihracatı da istikrarlı bir şekilde büyüyor.

Savunma sanayi alanında güncel teknolojileri üretebilmek, nitelikli mühendisler yetiştirmek, ithalatçı konumdan çıkıp ihracatçı olmak elbette büyük başarıdır. Emeği olanlara teşekkür etmek lazım.

Bu konuda eleştiri konusu olabilecek tek bir nokta var:

Sektördeki tekelleşme riski. Bu alanda faaliyet yürüten küçük ve orta ölçekli şirketler, taşeron olarak dahil oldukları büyük projelerde ödemelerini alamamaktan, önemli bir yükü sırtladıkları halde hak ettikleri değeri görmemekten şikayetçi.

***

Peki dış politikada ne kadar başarılıyız?

Bu soruya yanıt vermek için bir kriter ortaya koymak ve Türkiye’nin etki alanına bakmak lazım.

Nedir bu iktidarın başarı kriteri?

Yaklaşık 25 yıldır iktidarda olan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın dünyada en çok bilinen siyasi liderden biri olması mı?

Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’yle iyi ilişkiler kurmak mı?

Mekke Anlaşması mı?

Yoksa Erdoğan’ın ABD Başkanı Donald Trump’tan bitip tükenmeyen övgüler alması mı?

***

Trump demişken, Erdoğan’a bu kadar övgü cümlesi kurduğu halde Türkiye’ye hiçbir vaadini gerçekleştiremedi.

CAATSA yaptırımlarının kaldırılmasını taahhüt etti ama bugüne dek hiçbir gelişme yaşanmadı.

F-35 savaş uçaklarının Türkiye’ye verilmemesi kararından dönüleceğini düşündüren söylemleri oldu ama hiçbir ilerleme kaydedilemedi.

Türkiye’yle dış ticareti 100 milyar dolara çıkarmayı taahhüt etti ama bugüne kadar ulaşılan rakam 40 milyar dolar civarında.

Bu arada Türkiye, 75’i opsiyonlu olmak üzere 225 Boeing uçağı alacak ve karşılığında yaklaşık 24 milyar dolar ödeyecek.

***

Trump’ın iki yıllık görev süresi daha var. Bu süre içinde sözlerini tutabilir mi?

Bugün yapılacak seçimlerle ilgili tahminler doğru çıkarsa imkânsız!

Zira hâlihazırda 218 Cumhuriyetçi ve 214 Demokrat üyenin olduğu Temsilciler Meclisi’nde tablonun farklı bir şekilde Demokratlar lehine dönmesi söz konusu olabilir.

Aynı şekilde 53 Cumhuriyetçi ve 47 Demokrat üyenin olduğu ABD Senatosu’nda seçimler sonrasında 53 Demokrat ve 47 Cumhuriyetçi senatör olabilir.

Trump, Kongre desteğini kaybettiğinde de başkanlık koltuğunda oturacağı gelecek iki yılını tam anlamıyla bir “topal ördek” olarak geçirebilir.

Neden mi?

Çünkü Trump başkanlık vetosuyla anayasal yetkilerini korusa da:

  • Kongre komisyonlarının yönetimi ve soruşturma gündemi Trump aleyhine değişebilir,

  • Trump yönetimi yeni yasaları geçirmekte zorlanabilir,

  • Trump’ın etik dışı ve kontrolsüz eylemlerine fren gelebilir, göçmenlik politikalarıyla İran’a yönelik girişimleri hakkında soruşturmalar artabilir.

  • Federal bütçe ve yeni yasa müzakerelerinde Demokratların etkisi artabilir.

  • Trump’ın üst düzey atamalarının onayı zorlaşabilir.

***

Avrupa Birliği’yle ilişkilerimiz maalesef çok kötü.

Vize uygulamalarına bakılırsa, vize başvurusu yapan her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşını “potansiyel göçmen” olarak görüyorlar. Made in Europe düzenlemesi, Türk sanayisinin Avrupa’ya ihracatını bitirebilir.

En son kardeş ülke Azerbaycan ile kriz yaşadık. Azerbaycan’ı hedef alan AK Partililerin Azerbaycan’la stratejik ilişkilerimizin bozulmasının Türkiye’ye verebileceği zararları düşünen pek yok.

Bir de “ABD’deki en büyük dostumuz” Donald Trump topal ördeğe dönüşürse vay halimize.

Dış politikadaki en büyük başarı hikayemiz de sona ermiş olacak.

Adeta güvendiğimiz dağlara kar yağacak.

Bugün seçim ABD’de yapılıyor ama biz de sonuçlarını yakından izleyeceğiz.