Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın hala neden gizlendiğini anlamadığım devşirme operasyonu; Reuters
ve Associated Press (AP) ile birlikte dünyadaki küresel haber akışını yöneten en önemli üç kurumdan
biri olan Agence France-Presse (AFP) tarafından tüm dünyaya servis edildi.

AFP, Türk vatandaşlığına geçirilen 11 atleti açıklarken; Jamaika ve Kenya’daki tepkileri de duyurdu. Burada bizi ilgilendiren detay şu:

Operasyonu başından beri yürüten ancak ortalıkta hiç görünmeyen, kimsenin telefonlarını açmayan
menajer Önder Özbilen’in yaptığı açıklamalar. Konuya hümanist yaklaşımı çok ilgimi çekti! İşte AFP’nin
‘spor bakanının konuşkan danışmanı’ sözleriyle tanımladığı Özbilen’in ifadelerinden toparladıklarım:

“Ben yurt dışında elinde para dolu bir valizle dolaşan bir Türk değilim. Şimdiye kadar yürütülen en
hümanist vatandaşlık kampanyasını gerçekleştiriyorum. Federasyonları tarafından ihmal edilen birçok sporcuyu kurtardım.”

“Bu transferler paralı askerlerin işi değil. Bu isimler, yerel yetenekleri atletizm pistlerine çekecek rol modeller. Aralarında Amerikalıların da bulunduğu, sadece para motivasyonuyla gelen 30 sporcunun teklifini reddettim.”

“İmza parası yok, sadece tazminatlar var. Vatandaşlığa geçen bir sporcunun 3 yıl boyunca milli müsabakalarda hiçbir ülkeyi temsil edememesi nedeniyle uğradığı gelir kaybını telafi etmek için; bu sporcuların yarısı 30 aya yayılmış 300 bin dolara varan tutarlar alıyor. Buna ek olarak, 3 bin ile 7 bin dolar arasında değişen aylık maaşlar ve durum gerektirdiğinde tüm madalyalı Türk sporcular için öngörülen cömert ödüller mevcut.”

“Tüm sporcuların Türkiye’de evleri var. Saygıyla bekliyoruz, yol haritasına tamamen uyuyoruz."

PARAYLA MADALYA SATIN ALMAK

AFP’NIN servis ettiği haberde Kenya ve Jamaikalıların bu konudaki tepkileri de var. Benim asıl dikkatimi çeken, Türkiye’yi reddeden Dünya ve Olimpiyat Şampiyonu Kanadalı çekiççi Ethan Katzberg’in menajeri Robert Wagner’in sözleri oldu:

“Ethan'a para teklif ettiler ama onun için bu, bir para meselesi değildi. Hiç orada bulunmayan, sadece birilerinin gelip çiçeklerini suladığı bir apartman dairesine sahip insanlarla bu iş olmaz.”

Sporcu yetiştirmeye kafa ve para harcamak yerine, parayla madalya satın alma hevesinde olanlar için ders gibi sözler!

BU BİR KUMAR

Biraz bilgisizlikten biraz da etliye sütlüye bulaşmamak için üç maymunu oynayan Türk spor basınında
bu konuyu dile getiren tek isim olan kişiden de görüş aldı AFP… Tüm dünyaya servis edilen ifadelerimle
yazıyı noktalıyorum:

“Gizli tutulan bu transfer stratejisi, Türk sporcu ve antrenörlerin tepkisini çekti. Bu agresif kampanya,
Türkiye Atletizm Federasyonu’na danışılmadan yapılan, madalya garantisi olmayan, vergi mükelleflerinin
parasıyla oynanan bir kumar!”