Yine çok kritik bir eşikten geçiyoruz… Böyle zamanlarda insanın içine ilk düşen duygu, “öfke” oluyor… İnsanlar: “Bu kadar da olmaz… Bu kadarına da cesaret edemezler” diye, bir ortak akıl yürütüyor… Ama… Siyaset: “Bu kadar da olmaz” denilen yerde yeni bir eşik açıyor…
Bu nedenle CHP’lilerin, “mutlak butlan” gerekçesiyle kurultayların iptal işlemine öfkesini anlamamak mümkün değil…
Rahmetli Hacı Anneciğim benzer durumlarda bir anda celâllenen rahmetli babacığıma:
“Öfke geldiğinde akıl çıkıp gider, sakin ol, yavaşla” derdi…
Bu uyarı; Devletler için de siyasi partiler için de toplumlar için de geçerli…
Son iki aydır İran’da yaşanan savaş meselâ…
Vasat altı muhteris başkanların öfkelerinin tezahürüdür…
***
Liderlik zor zamanlarda gösterilen bir karakter yüceliğidir...
Özgür Özel ve ekibi “tek suçlu oymuş gibi” Kemal Kılıçdaroğlu’nu öfke selinde boğacaklarına, onunla uzlaşmayı deneseler daha doğru olmaz mı?..
Böylece, mahkeme koridorlarında kaybettikleri zannedilen mücadeleyi, toplumun vicdanında kazanmayı deneyebilirler... Bunu yapabilmek için ise: Hem dirençli… Hem kararlı ve aynı zamanda umut taşıyan bir dil kullanmaları gerekmez mi?..
Umut bazen siyasetin en stratejik gücüdür…
O ateşi söndürecek tek rüzgar
Geldiğinde aklı kovan öfke aynı zamanda, ateşten bir gömlektir…
O ateşi söndürecek tek rüzgar ise akıldır…
Hem, iktidarın sadece hukuki sonuç almak istediğini zannetmek fazla saflık olmaz mı?..
Siyasette bazen amaç, rakibi sinir sisteminden vurmaktır… Yani, rakibini öfkeye sürüklemek…
Kurulacak öfke tuzağıyla karşı tarafın kendi kendini yakmasını beklemek…
***
Ülkemizde “kararsız seçmen” dediğimiz büyük bir kitle var… Bu insanlar ideolojik metin okumaz…
Saatlerce anayasa tartışması izlemez:
“Kim daha sakin?.. Kriz anında kim daha kontrollü?.. Kim devleti yönetebilecek psikolojik dayanıklılığa sahip?..” sorularına cevap arar...
İşte bu yüzden CHP yönetiminin de… CHP seçmeninin de… Heyecanını ve mücadele azmini örselemeden ama, öfkeye de teslim olmadan hareket etmesi gerekiyor…
Kontrolsüz öfkenin kısa vadede alkış getireceği doğrudur ama…
Uzun vadede siyasi üstünlüğü kaybettirir…
***
Bazıları birikmiş öfkeleriyle: “Artık hukuk yok!” diyor…
Ben de bu cümlede haklılık payı arayanlardan biriyim ancak… Hayat bana, siyasetin sadece haklılık sanatı olmadığını… Aynı zamanda psikoloji sanatı olduğunu da bizzat yaşatarak öğretti …
Eğer siz topluma sürekli: “Her şey bitti… Artık hiçbir yol kalmadı” duygusu verirseniz…
Bir süre sonra kendi seçmeninizin bile enerjisini tüketirsiniz…
Oysa muhalefetin görevi yalnızca öfke taşımak değil aksine, umut da taşımaktır…
Ve bence bugün en kritik meselelerden biri hatta birincisi budur…
Endişe etmeyin bu devleti Atatürk kurdu; sağlamdır, çökmez...
Gelişmiş demokratik hukuk devletleriyle ekonomik bağları olan Türkiye’nin, demokratik dünyanın dışına çıkarılması mümkün değil…
Toplumsal alışkanlıklarımız, şehirleşmemiz, entegrasyonumuz ve orta sınıf reflekslerimiz var… Evet… Sert dönemlerden geçtiğimiz doğru… Gerilimler yaşayacağımızı, hukuki tartışmaların daha da büyüyebileceğini de kabul edelim ama… Türkiye’yi geri dönülmez biçimde başka bir rejime taşımanın mümkün olmadığını da kabul edelim… Bu nedenle, muhalefetin psikolojik dayanıklılığı çok önemli…
***
Unutmayın… Siyasette en büyük güç bağırmak değil sakin kalabilmektir… Çünkü sakin kalabilmek özgüven ister… Sabır ister… Sinir sistemi ister… Ve yaşadıklarım bana birçok siyasi hareketin saldırılar yüzünden değil… Kendi öfkesinin içinde yönünü kaybettiği için çöktüğünü öğretti…