Borsada manipülasyonu nasıl yaptılar hunharca? Alın size daha birkaç gün önce, tüm çıplaklığıyla patlayan Gündoğdu Gıda...

Borsa koduyla GUNDG… Hikâye, Ağustos 2024’te başlıyor. Şirket, “Biz peynir yapacağız, süt üreteceğiz, memlekete faydamız dokunacak” diye hisselerini 35 liradan halka arz ediyor.

Millet de “Helal olsun, üreten Türkiye, mis gibi sanayi şirketi” deyip parayı yatırıyor. Şirketin kasasına 350 milyon lira giriyor. Buraya kadar temiz…

***

Fakat aradan sadece bir buçuk yıl geçiyor. Hissenin fiyatı neredeyse dokuz katına çıkıyor. İnsan ister istemez düşünüyor, bu adamlar süt akan ırmak mı keşfetti, inek madeni falan mı buldu? Daha da beteri şirket yönetimi Şubat 2026’da bir sabah uyanıp; “Ya bu ineklerle, sütle, peynirle kim uğraşacak? Maliyetler arttı, biz üretimi durduruyoruz” diyor.

***

Durmakla kalsalar yine iyi! Fabrikayı, makineleri, tarladaki güneş panelini bile yandaş şirketlerine nakit karşılığı satıyorlar. Çalışanları kapının önüne koyuyorlar. Ortada şirket mirket kalmıyor. Sadece bir tabela!

Sahi mantıklı düşünürseniz siz bundan sonra ne olmasını beklersiniz? İçi boşaltılmış, peynir üretmeyen bir gıda şirketinin hissesi çakılır değil mi?

***

Oysa öyle olmuyor. Sıkı durun... 35 liradan halka arz olan ve fiyatı 308 liraya çıktıktan sonra üretimi durdurup içini boşaltan bu şirketin hissesi, akıl almaz bir hızla 2.700 liralara kadar çıkıyor!

Size şöyle anlatayım;

Arçelik dünyanın dört bir yanına beyaz eşya satıyor. Migros’un Türkiye’nin dört bir yanında binlerce mağazası var. Türk Traktör fabrikada traktör üretiyor. Otokar otobüs ve zırhlı araç yapıyor. Ülker dünyanın dört bir yanına bisküvi, çikolata satıyor…

Gündoğdu Gıda’nın borsadaki değeri zirvede bunların her birinden çok daha fazla! Peynir üretmeyi bırakmış şirket 105 milyar lira… Arçelik yaklaşık 59 milyar… Ülker 33 milyar… Otokar 38 milyar…

İnek yok, peynir yok ama piyasa değeri Arçelik’in neredeyse iki katı!

***

Nasıl mı yaşanıyor bu mucize? Pusula diye bir fon şirketi ve yandaşları var. Bunlar piyasadaki Gündoğdu hisselerinin neredeyse hepsini sessiz sedasız topluyor.

Piyasada alınıp satılacak hisse kalmayınca, kendi aralarında “Al gülüm ver gülüm” yaparak fiyatı her gün artırıyorlar. Peynir yok ama maşallah fiyatın kaymağı bol!

***

Fiyat 2.707 liraya çıkınca yani 77 kat artınca bu fonlar “Bakın biz yatırımcımıza bir yılda dünya para kazandırdık, en çok biz kazandırıyoruz!” diye TEFAS’ta vitrine çıkıyor.

TEFAS dediğimiz yer, fonların pazarı… Hangi fon ne kazandırmış, içinde ne var, fiyatı ne olmuş, yatırımcı burada bakıyor, beğendiğine parasını koyuyor.

Enflasyonda ezilmek istemeyen millet de cebindeki üç kuruşu korumak adına İçinde ne var ne yok bakmadan varını yoğunu “İyi getiriyor” diye bu fonlara yatırıyor.

***

Sistemin çarkı, tamamen sokağın yeni getirdiği parayla dönüyor. Vatandaşın parası geldikçe, bunlar gidip kendi şişirdikleri o içi boş peynir şirketinin hissesini daha da yüksek fiyattan alıyorlar.

Üstüne bir de bu şişik hisseleri teminat gösterip aracı kurumlardan milyarlarca lira kredi çekiyorlar. Servet arttıkça borçlanma imkanı artıyor… Borçlandıkça yeni alım yapılıyor… Yeni alım geldikçe fiyat tekrar yükseliyor. Balon kendi havasını kendi basıyor!

***

Ama her balonun bir iğnesi vardır. SPK’nın değişen yönetimi “Bir saniye, neler oluyor orada?” deyince iş patlıyor.

Yatırımcı işin rengini anlayıp panikle fonlardan parasını geri isteyince müzik duruyor, dans bitiyor. Sokaktaki vatandaş niye gitsin de içi boş tabelaya 2.700 lira versin?

Alıcı bulamayan hisse günlerce taban yiyor, hisse fena çakılıyor. Haliyle çekilen o devasa kredilerin teminatları da patlıyor. Ortaya trilyonluk bir batık faturası çıkıyor.

***

İnekleri sağmayı bıraktılar. Yatırımcıyı sağdılar. Zira ortada ne peynir var ne de süt... Sadece milyarlarca dolarlık devasa bir yoğurt kasesi ve paraları hıyar olan on binlerce masum vatandaş…

Budur trilyonların cacık olma hikayesi… Diğerleri bunun da beteri…