Yalanlarla, yasaklarla yazılıyor hesabımıza bu saçma politikalar… Bitmez bu son pişmanlıklar ama zamanı gelince ödenecek bütün faturalar…
Hani her sabah uyanıp “Acaba bugün hangi alanda dünya lideriyiz?” diye merak ediyorsunuz ya... Alın size bir liderlik daha…
***
2025 yılında elin yabancısına, o çok sevdiğimiz “bıyıklı” ya da “bıyıksız” fonculara ödediğimiz para, yani “transfer ettiğimiz” kâr ve faiz geliri 29.7 milyar dolar oldu.
Bu arada “bıyıklı yabancı” kim? Servetini yurt dışında tutan Türkler… Parasını Türkiye’ye getirmeye korkan fakat yüksek getiriye dayanamayıp yabancı kisvesi altında Türkiye’de yatırım yapanlara verilen lakap diyelim biz ona…
***
Zira bu ülkede parası garanti olan biri varsa o da yabancı yatırımcıdır illa… Mehmet Şimşek boşu boşuna dolaşıp sözler vermiyor dünyada…
Bu arada yanlış okumadınız, yirmi dokuz virgül yedi milyar dolar… Ne demek bu?
Hani o “Cari açık düştü, ekonomi şahlanıyor, rezervler doldu taştı” masalları anlatılıyor ya televizyonlarda... Babasının hayrına değil, bunun karşılığında…
***
Gelmişler, paralarını getirmişler, “dünyanın en yüksek faizini” cebe indirmişler, sonra da “Hadi bana eyvallah” deyip parayı alıp gitmişler. Biz ne yapmışız? “Giden gitsin sen şarkılar söyle içinden” deyip boş verip aldırmamışız… Oysa bir cebinden bin lira alsa kafa göz dalarsın anında… Kişi başı 15 bin lira ödemişiz oysa…
***
Buna ekonomide “birincil gelir dengesi açığı” deniliyor çok anlaşılmasın diye… Havalı değil mi? Halbuki meali; “Elin oğlu parasıyla para kazansın diye, Türk halkının kazancını yurt dışına yollama” anlamında…
Yani senin ihracatçın mal satacağım diye göbeği çatlarken, turizmdeki garsonu resepsiyonisti turist memnun olsun diye 12 saat çalışırken… Londra’daki, New York’taki adam tek tuşla senin bir yılda kazandığın parayı “faiz” diye alıp götürüyor.
***
Mekanizma basit aslında… Yatırımcı kendi ülkesinde yüzde 4-5 faiz ile dolar borçlanıyor. Geliyor Türkiye’ye, bozuyor doları, yatırıyor TL faizine…
Bizimkiler ne yapıyor? “Aman kur artmasın, aman enflasyon patlamasın” diye doları baskılıyor. Kur yerinde sayıyor, faiz yüzde 40’larda 50’lerde geziyor.
“Ooo, hem dolar artmıyor hem de iyi faiz alıyorum” diyen bu arkadaşlar dolar bazında yüzde 20, yüzde 30’u cebe atıyor.
***
Yanlış anlaşılmasın, paramızı almak için kafamıza da silah dayadıkları falan yok! Biz yalvarıyoruz “lütfen alın” diye… O kadar kötü yönetildi ki ülke… Kimse bunu hak etmediğimizi söyleyemez bence…
Haliyle duruma şahit olan sanayici “Neden risk alayım, neden vergiyle, SSK ile uğraşayım? Atarım parayı faize, yatarım aşağı” diyor… Peki tarlayı kim ekecek? Makineyi kim çalıştıracak?
Ben ne bileyim? “Çekilin, ben ekonomistim, alanım ekonomi” diyen biri vardı, o versin cevabı!