Geçtiğimiz haftalarda açılım sürecinin yeterince yol almamasından PKK’nın üst yönetimini suçlayan başkent ekibinin görüşlerini aktarmıştık. PKK üst yönetiminin yeni planlar nedeniyle silahların teslimini geciktirdiğini dile getirenler, bunun İran-ABD krizindeki beklentiden kaynaklandığını öne sürüyorlar. Onlara göre, PKK’nın bir kanadı, bu süreçte kendilerine ihtiyaç olacağı gerekçesiyle silahları teslim etmeyi yavaşlatıyor. Gözler ABD’de...

Konuyla ilgili siyasilerle konuştuğunuzda ortaya iki ayrı görüş çıkıyor. İyimserler, şimdiye kadar gelinen noktayı başarı olarak nitelendirirken, kötümserler, atılması gereken birçok adımın askıda kaldığını iddia ediyor.

***

Her şey, henüz mağara ve silah depolarının yeterince hızla boşaltılmadığı, PKK’nın üst düzey yöneticilerinin bilinçli bir yavaşlatma içinde olduğu iddialarına takılıyor. AKP’li siyasilere göre, DEM’lilerin sık sık dile getirdiği sorunun nedeni örgüt.

Onların iddiasına göre, örgütün bir kanadı, İran-ABD gerilimini gerekçe göstererek silahları teslim etmeyi geciktiriyor. Bu konuda yapılmış bazı açıklamalar da bu iddiaları destekliyor.

İddia sahipleri, zaten sürecin dışında olan örgütün İran kanadına destek veren, olası bir savaş durumunda avantajlı çıkma planı yapan PKK’lılar olduğunu savunuyor. Hatta bu PKK yöneticilerinin ABD ile temas halinde oldukları öne sürülüyor.

***

Sorunun 3 Kasım ABD seçimlerinden önce çözülemeyeceği, ABD Başkanı Donald Trump’ın seçim yenilgisi veya hareket kabiliyetini kaybetmesi halinde durumun değişeceği anlatılıyor. İran’ın taktiksel olarak ABD devleti ile anlaşmaya hazır olduğu öne sürülüyor.

Buna bağlı olarak PKK’nın mazeretinin kalmayacağı, son umutlarının da ortadan kalkmasıyla sürecin hızlanacağı iddialar arasında. Kasım ayının sonunda yapılması beklenen MGK’dan Çerçeve Yasa’nın yürürlüğü ile ilgili onay çıkması iyimserlik. “Bu iş, ocak MGK’sına kalır. Çerçeve yasa ancak ondan sonra işlerlik kazanır” diyenler var.

İyimser ise hâlâ kasım ayı sonunda yapılacak MGK’dan umutlu…

VİETNAM SENDROMU

‘Terörsüz Türkiye’ adı verilen sürecin, asıl ondan sonra iyi yönetilmesi gerektiğini söyleyenler az değil. Çerçeve yasanın yürürlüğe girmesi, cezaevindekilerin çıkması, Avrupa’daki PKK’lıların gelmesi, süren davaların düşürülmesi, devletin kırmızı listesindeki isimlerle ilgili kararlar gibi devasa başlıklar var.

‘Zaman tünelinde kalan politik anlayışların’ DEM’in yönetimini ve bugünün Kürt siyasetçilerini zor duruma sokacağı anlatılıyor. Bazı siyasiler açılım sürecinin en önemli ayağının bu olacağını dile getiriyorlar.

Uyum sorunu sadece siyaset anlayışında değil, sosyal hayatta da ciddi sorun olacak. Dönenlerin ‘Vietnam Sendromu’ yaşayabileceği anlatılıyor. Uyum sorunu, açılımın sosyolojik ve psikolojik ayağını yönetmek gibi çok konu var.

***

Buna parmak basan AKP’lilerin sözleriyle bitirelim:

“12 Eylül 1980 askerî darbesinden sonra ortada kalan milliyetçi grupların çete-mafya faaliyetlerine yönelmesi gibi… Şimdi dağdan inecek kişilerin gelip çiftçilik yapması mı bekleniyor? Bu kişilerin 12 Eylül’deki gibi farklı yapılanmalara girip Kürt mafyası gibi hareket etme olasılıkları var.

Devletin en yakından izlemesi gereken bu gruplar. ‘Dağdaki sorunları ovaya indirmek’ anlamına gelebilecek çok başlık var. Asıl bunlara kafa yorulmalı…”

NİCE 29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMLARINA...