İRAN savaşının gölgesinde kalan İBB davasının bir haftasının sonunda, iktidar kulislerindeki değerlendirmeler karmaşık. Partinin resmi görevlileri dışında davayı canla başla savunan yok. Sessizlik, yaşananları içine sindiremeyenler için en kolay kaçış yolu.
İktidar temsilcilerinin değerlendirmeleri, deneyimleri, görevleri ve konumlarına göre farklılık gösteriyor. Duayen siyasiler, daha soğukkanlı ve hukuki açısından bakıyor. Mahkeme heyetinin tavrı, yasal zorunluluklar, sanığın hakları, dosyanın içeriği gibi... Yeni ve deneyimsiz isimler ise partinin resmi dilinin dışına çıkmıyor.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 107’si tutuklu 402 kişinin yargılandığı İBB davası geçen hafta başladı. Duruşmalarda ilk hafta tamamlandı. Doğal olarak duruşmada yaşananların siyaset kulislerine yansımaları oldu;
***
- İktidar partisindeki bazı hukukçulara göre, mahkeme salonunda yaşananlar başlı başına tartışmalı. Hakimin sanıklara ‘sen’ diye hitap edemeyeceği dile getiriliyor. Hakimin böylesine bir dosyanın altından kalkamayacağı, salon hakimiyetini kaybettiği, elinin ayağına dolandığını söylüyorlar.
- Bazı AKP’liler ise mahkeme düzeninin yeterli olduğunu, İmamoğlu ve arkadaşlarının siyasi bir dava olarak baktığı için mahkeme salonunu bu amaçla kullandığını öne sürüyor. Bu isimlere göre, davayla ilgili sıkıntı, dosyanın büyüklüğü. 4 bin sayfalık, 400 sanıklı davanın içinden çıkmak zor. “Dava suç fiillerine göre bölünebilirdi. Birden fazla davaya dönüştürülebilirdi” yorumu yapıyorlar.
- Partinin eski günlerine özlem duyan AKP’liler ise şöyle bakıyor; “Davanın kurulma biçimi, hedeflenen ve sonuç olarak planlanan farklı olunca, mahkeme salonunda ‘şu oldu bu oldu’ gibi değerlendirmeler sadece aksesuar olarak kalır. Yolsuzluk olarak başlayıp, içine siyasi dava olduğunu gösteren konular eklenince iş karıştı. Diploma konusu bunların başında gelir. O noktada siyasi bir engellemeye dönüştü. Eğer hakim vicdanı, hukuk anlayışı diye bir şey varsa farklı sonuçlanması gerekir.”
***
İktidar mensuplarınca en çok izlenen konu, davaya kamuoyunun ilgisi. İran savaşının İBB davasına ilgiyi azalttığını öne sürenler, bundan memnuniyet duyuyor.
Ramazan boyunca vatandaşın önceliğinin İBB davası değil, hayat pahalılığı olduğu ve seçim bölgelerinde en çok bu konuda eleştiri aldıklarını dile getiriyorlar. Onlara göre CHP’liler, sadece dava endeksli siyaset yürüterek kendisine zarar veriyor.
Partide, bu kenetlenmenin CHP’nin işine yaradığını dile getirenler de bulunuyor. Ancak, parti yönetiminin talimatları nedeniyle AKP’lilerin büyük bölümü açıktan görüş dile getirmeyi tercih etmiyor.
***
Davanın Türk siyasetinde açtığı gedik, yakın tarihin dönüm noktalarından biri olarak yerini alacak. Bugün içinde yaşarken, ayrıntılar üzerinden yapılan değerlendirmelerin önemi yok.
Dışına çıkıldığında demokrasinin ve adalet duygusunun nasıl zedelendiği, siyaseten avantajlı olabilmek için hukukun nasıl eğilip büküldüğü, sürekli çifte standartlarla yol alındığı, dün yanlış denilenin bugün doğru kabul edildiği, tüm taşların ‘hak edilmese bile kazanmak’ üzerine döşendiği görülecek.
Bu dönem, tüm darbeler gibi, Adnan Menderes’in asılması gibi, FETÖ darbe girişimi gibi yakın tarihin en önemli siyasi ve toplumsal olayları arasında anılacak.
Ve üzerine kitaplar yazılacak.