Herkes mayıs ayı için CHP’ye yönelik mutlak butlan loto oynarken, AKP’de kapalı kapılar arkasında farklı ‘korkular’ konuşuluyor. ‘Gerçek AKP’liler, iktidardan çıkarı olanlar, algı operasyonunda kullanılan gazeteciler’ gibi birçok başlık, mutlak butlan paketinin yan etkileri olarak gündem oluyor!

Daha çok, ‘CHP’yi kendi iç işleriyle boğuşan parti konumunda tutmak’ için belirli aralıklarla servis edilen bu konunun, aslında AKP içindeki tartışmaları besleyen ciddi bir yanı var. Partide aktif siyaset yapanlar, saray tayfası ve iktidar medyası hattındaki talimatlarla yürütülen bu gelişmelere çok tepkili. Bu hat, partinin karar vericilerini epey kızdırıyor ve ‘bizim adımıza siyaset yapmaktan vazgeçsinler’ diyorlar.

***

AKP’deki gerçek siyasetçilerin başka korkuları var. ‘Sessiz seçmen, halkın mağdurun yanında yer alma güdüsü ve ekonomik kriz.’ Bu üçlü, iktidar partisinde ciddi korku nedeni. Onların bakışıyla, CHP’yi kapatmak anlamına gelecek mutlak butlan kararı, kendi başlarına çorap örecek. Şöyle ki;

- “Mutlak butlan işi, siyaset bilmeyen, her şeyi Ankara’da algıyla yönetebileceklerini düşünenlerden çıkıyor. Onların ayrı bir gündemi bile olabilir. ‘CHP’yi parçalarsak, seçime kadar toparlanamazlar’ mantığıyla cumhurbaşkanına pazarlıyorlar. Bunun antidemokratik bir tavır olmasının dışında asıl mesele, yanlış olması.

- Vatandaşın tavrını küçümsüyorlar. Öyle bir durum oluşur ki; vatandaş, seçilme şansı en yüksek kim varsa gider ona verir oyunu yine sana vermez. Ayrıca kimilerine göre CHP’nin geçmiş bagajından kurtulmuş yeni bir parti, halktan daha fazla destek alabilir.

- Aklı selim olanlar, cumhurbaşkanına bu durumu aktardık. Aktarmaya da devam edeceğiz. Ama biz bir söylüyorsak arka kapıdan girenler üç söylüyor. Bunun önüne geçmeliyiz.

- Bütün bunlar yapılırken korkular besleniyor. 28 Şubat’ta yapılardan dert yanarken, şimdi onu 10 kat aşan uygulamalar var. ‘Bunlar iktidara gelirse bize ne yaparlar?’ korkusu var.

- Sorduklarında da söyledik; bu işi YSK’ya bırakmak gerekir. Seçim yargısı demişsin. Hem mahkeme olarak hem kurum olarak yetkileri Anayasa’da yazıyor. Nihai hüküm kurulduktan sonra kimsenin müdahale etmemesi gerekirdi.

- Normalde bir siyasi partini kongresiyle ilgili Asliye Hukuk Mahkemesi bir karar verirse bu YSK’ya gönderilir. YSK gündemine alır ve son karar verir. Başka mahkeme bunu bozamaz. ‘Kongrede rüşvet verildi’ denilse bile bu kişinin önüne sandık konulmuyor mu? Orada gerçek iradesini ortaya koyabilir. Yasa ona seçme hakkı vermiş. Bu sürece bile müdahale edemezsin aslında…

- Bütün bunları söylediğinde kötü oluyorsun ama böyle düşünenler hepsinden daha fazla AK Partili. Partimizin zarar görmemesi için söylüyoruz. ‘Bir yıl sonra seçim olacak gibi, o zamana kadar muhalefet bloğunu parçalarsak avantajlı çıkarız’ hesapları yapılıyor ama halkta bu hesap tutmaz.

- Konuya dertli vatandaş açısından bakarsak, ülkenin yüzde 70’i dertli. Normalde sandıkta 70-30 çıkması lazım. O yüzden arka kapıdan dolaşıp, hukuk dışı planlar öneriyorlar. ‘Seçmene bir parmak bal çalınıp, yeni vaatlerle yol alırız’ hesabı yapanlar tabandan kopuk…”

***

Gündem, CHP’yi bölmek ve kapatmak üzerine yapılırken, yaşanan kaos ortamı aslında iktidar partisinde müthiş bir ‘ekipleşme, gruplaşma, güvensizlik’ oluşturuyor. Üstelik birbirleri hakkında ‘farklı yerlere hizmet etme!’ gibi suçlamalar da cabası.

Mutlak butlanı konuşurken, iktidardaki etkisini es geçmeyelim dedik!