Güç ve zorbalığın dünyaya yön verdiği karanlık bir çağın eşiğindeyiz. ABD Başkanı Donald Trump’ın liderleri kameraların karşısında büyük bir küstahlıkla tehdit etmeye başlamasıyla şoka uğramıştık. Şimdilerde el yükseltti, artık dünyanın gözünün içine baka baka işgal planları yapıyor.
Trump, henüz Venezuela operasyonunun tozu dumanı dağılmadan “Orada uzun süre kalacağız, Karakas’ı biz yöneteceğiz, petrolü ABD şirketleri işletecek ve parası ABD’de kalacak” diyor. Küba’ya dönüp “Vakit varken anlaşın” diye tehditler savuruyor. Panama’yı istiyor, Kolombiya’yı açıkça hedef alıyor. Buraya kadar olan kısım ABD’nin kendi arka bahçesini yeniden düzenleme ihtiyacı olarak değerlendirilebilirdi. Nitekim ABD, bugüne kadar Latin Amerika’ya defalarca müdahale etti.
Ancak müttefiki Danimarka’ya dönüp “Grönland’ı istiyorum” demesi tam bir soğuk duş etkisi yarattı. Bu adım
NATO’nun geleceğini bile tehlikeye atsa da Trump geri adım atmıyor. Gerekirse adayı işgal edebileceğini söylüyor.
Orta Çağ’da bile krallar müttefik ülkeleri işgal planları yapmazdı. Ama ne acıdır ki yapay zeka çağında çizmelerini giyen Trump, Grönland’ı işgal planları hazırlıyor.
Kendini gezegenin sahibi ilan eden Trump, “Uluslararası hukuka ihtiyacım yok” diyerek Birleşmiş Milletler’i, NATO’yu ve on yıllardır süregelen uluslararası hukukun tüm kurallarını tedavülden kaldırmakta tereddüt etmiyor. Dünya artık evrensel değerlerle değil, Trump’ın ruh haline göre yeniden şekilleniyor ve ona “dur” diyebilecek bir güç de göremiyoruz.
Anlaşılan o ki, dünya beşten büyük değilmiş...
İngiliz yazar Thomas Joseph Dunning, “Sermaye, yüzde 100 kârda tüm insani yasaları ayaklar altına alır; yüzde 300’de ise sahibinin asılma riskine rağmen işlemeyeceği suç, göze alamayacağı risk kalmaz” sözlerini tam da bu günleri tarif etmek için kaleme almış olmalı…
İşte Trump’ın dış politikası tam olarak bu “yüzde 300’lük kâr hırsının” vücut bulmuş halidir. Petrol, stratejik mineraller söz konusu olduğunda, çiğnemeyeceği hiçbir ortak değer kalmıyor.
AVRUPA ÇARESİZ
ABD’nin tüm dünyayı tekeline alma planlarına karşılık Avrupa’nın takındığı tavır ise tek kelimeyle içler acısı…
Bir zamanlar Hitler Avusturya’yı ilhak ederken Viyana’ya giren tankları çaresizlik içinde izleyen Avrupa, bugün de Grönland için hazırlık yapan Trump’ı aynı çaresizlikle izliyor. Trump’ı ekonomik yaptırımlar mı, ortak bir kınama kararı mı durdurur karar vermeye çabalıyorlar.
Trump’ın hukuk tanımaz zorbalığına tek ciddi yanıt ada halkından geldi. Grönland Başbakanı Jens-Frederik Nielsen ve beş partili parlamento, Trump’ın “ya güzellikle ya zorla” tehdidine karşı “Amerikalı olmak istemiyoruz, Danimarkalı olmak istemiyoruz; biz sadece Grönlandlı kalmak istiyoruz” diye cevap verdi.
Tarih, ders almayanlar için tekerrürden ibarettir. Trump, dünyanın güçlü liderlerin kişisel hırslarıyla yönetileceğine inanıyor olabilir. Ancak unuttuğu bir şey var; liderler o iradeyi halktan ödünç alır ve günü geldiğinde yine halkın iradesine çarpıp dururlar.
Trump da onu iktidara taşıyan o irade ile yakında yüzleşecek.