Heybeden dökülen turpların sonu gelmedi. Bir yıldır hemen her gün o heybeden yeni yeni turplar dökülüyor. Ne kadar da çokmuş... Hiç sonu gelecek gibi de durmuyor. Dün yine İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne, Üsküdar Belediyesi’ne gittiler. Bir gün önce de Tepebaşı Belediyesi’ndeydiler...

Bir taraftan da rozet takmaya devam ediyorlar. Son olarak kervana Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal katıldı. Yarın bir anlamı kalmayacağını bile bile zübükleri topluyorlar; “Sahnede işe yarar” diye düşünüyor olmalılar. Maşallah, onların performansı da herkesi şaşırtıyor. Sahne ışıklarının altında yakalarına rozeti iliştirip eline mikrofonu tutuşturuyorlar. Onlar da sanki hayatları boyunca bu anı beklemiş gibi bülbül gibi şakıyorlar…

Acaba “Turp olmaktan kurtulduk” diye mi düşünüyorlar? Öyleyse çok yazık olur. Çünkü yerin heybe ise eninde sonunda turp gibi düşersin. Köksal’la birlikte rozet değiştirenlerin sayısı 79’a ulaştı. Bu memlekette seçime girse sandıktan 79 belediye başkanı çıkarabilecek kaç parti var?

“Zübük” diyorduk, neredeyse Fırıldaklar Partisi kuracak sayıya ulaştılar.

HEYBE BİZİM SIRTIMIZDA

Yalnız değişmeyen bir gerçek var ki; onlar rozet değiştirince vatandaşlar tercihlerini değiştirmiyor. Bugün sandığı koysan o seçmenler yine iktidarın karşısına aynı irade ile çıkacaklar. Hatta daha fazla hırslanmış, daha fazla öfke biriktirmiş olacaklar.

Enflasyon yakamıza yapıştı kaldı. Ekonominin güzide şirketleri yaprak dökümü yaşıyor. Üç yıl önce bir kriz reçetesi yazmışlardı. Reçetenin kendisi kriz kaynağı oldu. Eğitim içinden çıkılmaz bir bataklığa dönüştü. Ama iktidarın gözü turptan başka bir şey görmüyor. Her sabah kapıya turpları diziyorlar.

İktidar sandıktan galip çıkmanın artık başka bir yolunu da bulamıyor. Vaatler tükendi, icraatlar bitti, Hazine’nin kasası boşaldı, özelleştirilecek pek bir şey de yok… Bir kez daha ipi göğüslemek için millete turp ikram etmekten başka bir seçenek bulamaz hale geldiler. Durmadan haybeden turp çıkarıyorlar…

Yalnız bu turpların direncine, cesaretine de saygı duymak lazım. İrili ufaklı yüzlercesi heybeden döküldü. Ancak ne sayıları azalmış gibi duruyorlar ne de cesaretleri kırılmış görünüyor. İkisi de olmuyor; eksilmiyorlar, moralleri, enerjileri tükenmiyor...

Oysa bir yıl önce heybenin ağzı açıldığında turplar döküldükçe herkesin dizlerinin bağının çözüleceğini zannediyorlardı. Öyle olmadı... Görünen o ki heybeden ne dökülürse dökülsün pek kâr etmeyecek.

Bir şey söyleyeyim mi? Turp yemekten, turp görmekten şiştik artık... Üstelik mevsimi de geçti... Tadı kaçtı, kartlaştı... Ama turp aşkı bir türlü bitmiyor.

Turplar dökülmeye başladığında Yozgatlı çiftçi, “Turpunan şalgamınan devlet idare edilmez! Hak ile, hukuk ile, adalet ile devlet idare edilir” diye seslenmişti.

Hâlâ onun sözleri kulaklarımda çınlıyor.