Geçtiğimiz günlerde Cemalnur Sargut Hanımefendi ile sıcak görüşme yaptım. Kendisine ricada bulundum:
-“İslam kültürünün hayvanlar alemiyle ilişkisini lütfen yazın. Çünkü sokak hayvanlarına eziyet edenler, dinlerini yeterince bilmiyor…”
Nitekim bugünlerde yine bir reklam üzerinden köpek tartışması gündemde. Deniyor ki; köpekler, anneler ve çocuklarla aynı kefeye konulmaz...
Reklamla ilgili RTÜK inceleme başlattı...
İnsan gerçekten hayret ediyor. Şefkati ve vicdanı merkeze alan bir inançtan söz edilirken, hâlâ canlılar üzerinden üstünlük tartışması yapılması neyin göstergesi?
Mesele köpeği çocukla-anneyle yarıştırmak değil, mesele, insanın içindeki merhamet hissini kaybedip kaybetmediği…
Hayvan bu tartışmada neden “aşağıda” konumlandırılıyor? Onu değersizleştirmek, aslında vicdanın sınırlarını daraltmak anlamına gelmiyor mu?
Bu sınırlar daraldığında, bundan yalnızca hayvanlar değil, eninde sonunda insanlar da etkilenmez mi?
Bugün karşı karşıya olduğumuz; Kur’an’ın işaret ettiğini ve tasavvuf geleneğinin anlattığını bilmeyen cehalet...
Hayvanı değersiz gören anlayış, kendi insani ölçüsünü farkında olmadan aşağı çekmektedir.
Size İslam’ın köpeğe bakışını yazayım:
Kur’an’da köpek ayetleri
Aydınlık yüzüyle İslam’ı kavrayamayanların çıkardığı bu tür tartışmalar, beni “Tağut/Kutsal Aldanışın Soyağacı” kitabımın devamını kaleme almaya mecbur bırakıyor.
Kur’an’da köpek adı geçer. Kehf Suresi, 18’inci ayet Yedi Uyurlar’ın uyuduğu mağaranın kapısının eşiğine uzanmış koruyucu sadık köpekten bahseder:
-“Onları uykuda oldukları halde uyanık sanırsın. Biz onları sağa sola çeviriyorduk. Köpekleri de mağaranın girişinde ön ayaklarını uzatmıştı. Eğer onlara rastlasaydın, mutlaka dönüp kaçardın ve gördüklerinden dolayı için korkuyla dolardı...”
Tasavvuf kaynaklarında bu suredeki köpeğin isminin Kıtmir olduğu rivayet edilir...
Köpek, insanoğlunun ilk evcilleştirdiği canlıdır. Bu kadim ilişki, birlikte yaşama kültürünün en eski örneklerinden biridir…
Köpek, avcılıktan güvenliğe, sürülerin korunmasından iz sürmeye kadar insanın hayatında daima aktif rol üstlendi.
Kur’an Maide Suresi, 4’üncü ayette geçen “eğitilmiş avcı hayvanlar” (cevârih) av köpeklerine işaret etmektedir:
-“Sana kendilerine neyin helal kılındığını soruyorlar. De ki: Size temiz ve iyi şeyler helal kılındı. Allah’ın size öğrettiğinden öğreterek yetiştirdiğiniz avcı hayvanların sizin için tuttuklarından da yiyin ve üzerine Allah’ın adını anın…”
Allah’ın, av hayvanı köpeği temiz görüp “getirdiklerini yiyin” demesine rağmen kimi Müslüman çevreler, köpeğe dinen pis anlamına gelen “necis” demekte!
Hatta siyah köpek (ve resim) olan eve meleklerin girmeyeceğini rivayet ediyor…
Hurafe dinden güçlü bu çevrelerde!
“Seng-i Ali” kavramını bilmeyenler
Buhari ve Sahih-i Müslim başta olmak üzere hadis kaynaklarında geçen çarpıcı bir olayı yazayım:
Hz. Muhammet şöyle buyurdu:
-“İsrailoğullarından günahkâr bir kadın vardı. Bir gün, susuzluktan dili dışarı çıkmış köpeğin bir kuyunun etrafında dolaştığını gördü. Köpek susuzluktan neredeyse ölmek üzereydi. Bunun üzerine kadın, ayakkabısını çıkarıp başörtüsüyle bağladı, kuyuya sarkıttı ve su çekip köpeğe verdi. Bu yaptığı sebebiyle Allah onu bağışladı…”
Köpeğe yardım ettiği için dün günahkar kadın bile bağışlanırken bugün köpeklere zulmediliyor!
Gel de dokuzuncu yüzyılda yaşamış Halef el Merzuban’ın risalesini hatırlama:
-“Köpekler, elbise giyen nice insandan daha iyidir.”
Bu konular hiç bilinmiyor. Örneğin:
Tasavvufta “Seng-i Ali” diye kavram var; “Hz. Ali’nin köpeği” anlamında… Vurgulanmak istenen; Hz. Ali’ye mutlak bağlılık duyan, nefsini aşağı görüp sadakati yücelten bir varlık…
Burada “köpek” ifadesi aşağılama değil, aksine sadakatin-teslimiyetin sembolü... Nefsi terbiye için köpek yüceltiliyor, örnek gösteriliyor...
Köpek sembolü ilahi aşkın şairi Molla Cami gibi nice şairin divanında yer aldı…
Karşımızda, en küçük canlıyı bile anlamlı kılan inanç tasavvuru var. Sivrisineği dahi hikmetsiz görmeyen bu bakış, her canlıyı yaratılışın parçası, maksadın taşıyıcısı olarak kavrıyor.
Nitekim Hud Suresi 56’ncı ayetin işaret ettiği gibi, “hiçbir canlı yoktur ki Allah’ın perçeminden tutmuş olmasın.”
Yani, yeryüzündeki hiçbir canlı ilahi iradenin dışında değildir…
Bu denli incelikli bakışı kavrayamayanların, reklam karesindeki sevimli köpeğe tahammül edememesi şaşırtıcı değil. Bu noktadan sonra söylenebilecek her söz eksik kalır. Zira sorun tartışmadan çok, kavrayışın ta kendisi...