Şu tesadüfe bakın…
Kısa bir süre önce “ABD’nin yeni Vietnam’ı” başlığı altında Karayiplere asker ve teçhizat yığan Amerika’nın “Venezuela iştahından” söz etmiş, dünyanın en büyük petrol rezervi ve değerli elementlerin hayaliyle saldırıya hazırlandığını yazmıştım…
Daha iki gün önce de “Beyaz uygarlığın soykırım dosyasını” açmış, dünyayı yüzyıllar içinde nasıl kana buladıklarını, soykırım yaptıklarını, milyonlarca insana karşı uyguladıkları vahşeti anlatmıştım…
Cumartesi günü sabaha karşı 150 uçakla Venezuela’ya saldıran ABD’nin “Delta Force” adlı özel kuvvetleri Başkan Maduro ve eşini yazlık sarayından yarım saat içinde aldı ve New York’a doğru yola çıkardı….
-Geride alevler içindeki Başkent Caracas ile bombalarla yok edilmiş askeri tesisler, limanlar, binalar bırakmıştı!
Bu yıkımdan saatler sonra Florida’da kameraların karşısına geçen Başkan Trump, deyim yerindeyse “zevkten dört köşe” bir yüz ifadesiyle operasyonu “televizyon dizisi izler gibi izlediğini” ifade ederek şöyle demişti:
-Venezuela’yı biz idare edeceğiz!
İlk soruyu tam bu noktada sormak lazım:
-Siz kimsiniz?
Çok gerilere gitmeden, yalnızca bir yıl içinde ortaya koyduğu kimliğini anımsatayım; aşağıdaki liste ABD’nin bu kısa süreçte saldırdığı ülkeleri paylaşayım:
-İran, Yemen, Irak, Suriye, Nijerya, Somali, Karayipler, Pasifik ve son olarak da Venezuela!
İşte, ABD’nin gerçek kimliği budur… Şayet biraz gerilerden başlasaydım bizim gazetenin sayfaları yeter miydi bilemiyorum!
Gücün adaleti!
Başkan Trump, bir gazeteci ordusu önünde yaptığı “şov” da bakın saldırının nedenini nasıl açıkladı:
-Venezuela halkına özgürlük götürmek, barış ortamı sağlamak ve insanları petrole ortak etmek, zengin olmalarını sağlamak!
Gördüğünüz gibi, gayet erdemli, vicdanlı bir açıklama! Bu hak bilir açıklamanın ardından Trump şöyle dedi:
-Venezuela’yı bir süre biz yöneteceğiz!
Niçin peki? Uyuşturucu (kokain) ve kaçakçılıkla suçladığın devlet başkanı ve eşini alıp götürdün, New York mahkemesinde yargılanacağını da açıkladın. Venezuela’yı yönetmek nereden çıktı?
-Dünyanın en büyük petrol rezervine müdahil olmak için tabii!
Diğer yeraltı zenginliklerini de unutmayalım! Üstelik, niçin müdahale edeceklerini de şu, çocukları bile güldürecek gerekçeye dayandırdı:
-Maduro, petrolümüzü çalıyordu!
Dünyanın en zengin petrolüne sahip ülkenin devlet başkanı ABD gibi bir ülkenin petrolünü çalıyormuş demek! Kazın ayağı hiç de öyle değil tabii, anlatmaya çalışayım… ABD yaklaşık 200 yıllık arka bahçesi Latin Amerika’yı, atadığı kukla diktatörlerin art arda devrilmesi sonucu, daha da önemlisi Venezuela’da iktidara Chavez’in gelmesiyle birlikte kaybetme sürecine girmişti…
Bu gelişmenin ardından Latin Amerika ülkeleri birer ikişer ABD baskısından kurtulmaya başladı. 1990’ların sonundan itibaren ilerleyen bu süreci durdurmak için Venezuela’da, Bolivya’da, Kolombiya’da, Şili benzeri askeri darbelere kalkıştı ABD, işbirlikçilerin katılımıyla tabii! Ancak istediği başarıyı yakalamadı…
-Çeyrek asrı aşan bu süreci durdurmak için bekledi ve önceki gün ilk vuruşu yaptı!
ABD’nin karanlık planları!
Amerika’nın tek hedefi Venezuela’nın yeraltı kaynakları değil tabii…
Çok önemli başka hedefleri de var! Öncelikle bu hedefleri tek tek sayalım:
-ABD, Latin Amerika’nın başta Rusya ve Çin olmak üzere hazzetmediği ülkelerle iş birliğini kesmek istiyor!
-Doların uzun yıllardır süren ihracat ve ithalatta “tek para” işlevini sürdürmesi için ne gerekiyorsa her türlü yolu kullanmak istiyor… Geçmişte Irak’ta Saddam Hüseyin, Libya’da Kaddafi bu nedenle devrilmişti, anımsayın!
ABD, dünya çapında hegemonyasını sürdürebilmek için bunları yapmak zorunda! Bizim gazetenin deyimiyle “Karayiplerin son korsanı” Trump önceki gün bunu da gayet açıklıkla belirtti; Küba’yı, Kolombiya’yı ve Meksika’yı gayet sert bir şekilde tehdit Etti! Kısacası bu ülkelere şöyle demiş oldu:
-Ayağınız denk alın, Yoksa hedefimdesiniz!
Diyeceksiniz ki, “Birleşmiş Milletler, bu haydutluk karşısında niçin suskun?” Buna verilecek tek yanıt var:
-BM, ABD’nin New York kentinde bulunuyor!
Ve bu saldırıdan sonra artık BM’nin varlığının pek önemi kaldığını da sanmıyorum! ABD’de şimdi büyük tröstler “yüzlerce milyar dolarlık” yağmaya çökme hayaliyle yanıp tutuşuyor… E kolay değil tabi trilyonlarca dolarlık ganimeti paylaşmak!
Son olarak, bizim “en büyük Türk büyüklerinden” niçin tık yok? Hani Maduro “büyük kara gün dostuydu?”
-Ben nerden bileyim, onlara sorun lütfen!