TARIK IŞIK / NEFES
Türkiye geçen hafta 33 yaşındaki Zikrullah Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Millî Savunma Bakanlığı Tedarik Hizmetleri Genel Müdürlüğüne atanmasını konuştu. Eleştirilerin odağında askeri tedrisattan geçmemiş bir sivilin bu kadar genç yaşta makam karşılığı tümgeneral unvanı verilerek getirildiği kritik görev ve liyakat tartışmaları oldu. Zikrullah Erdoğan’ın, Cumhurbaşkanı ile hemşehri olması ve aynı soyadı taşıması dikkat çekti. Üstüne 15 Aralık 2013 tarihli “Dayım canımdır :) -T.Erdogan” paylaşımı ortaya çıkınca liyakat tartışmaları arşa çıktı. “Tümgeneral” Erdoğan’ın X hesabına göz attım, oldukça açık sözlü:
-Yenikapı’da FETÖ’cü darbe girişimine karşı yapılacak miting öncesi yaptığı paylaşımda “Güneysu”, “Recep Tayyip Erdoğan” ve “emice” etiketlerini kullanmış. (4 Ağustos 2016)
-İçişleri Bakanlığı’nın yurt dışı görevi kapsamında 8 ay boyunca İngiltere’nin Sheffield kentinde bulunmuş. NATO Zirvesi kapsamında Londra’ya gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan ile fotoğraf çektirip “Allah’ın izniyle burada edindiğimiz tecrübelerle memleketimize en güzel hizmetleri zatıalilerinin emirleriyle gerçekleştireceğimizi Sayın Cumhurbaşkanımıza söyledik.” diye yazmış. (6 Aralık 2019)
-29 Kasım 2020’de Uluborlu kaymakamı olduğu sırada, “Hem emice oğlu hem meslektaşım. Kardeşim, 108 Dönem Kaymakam Adayı” olarak tanıttığı Fatih Erdoğan ile hatıra fotoğrafı çektirmiş. 1992 Rize-Güneysu doğumlu Fatih Erdoğan hâlen Iğdır-Karakoyunlu kaymakamı. Böylece Erdoğan ailesinden bir kaymakam daha olduğunu öğrendim.
- Özel günlerde Atatürk fotoğrafı paylaşmayı, memleketi Güneysu’yu eski adıyla “Potamya” diye anmayı seviyor.
Zikrullah Erdoğan’ın yeni görevinde başarılı olmasını samimiyetle diliyorum. Sonuçta aynı kamaralarda olmasak bile hepimiz Türkiye gemisindeyiz.
“Hayat bayram olsa”

Muhabirimiz İlke Çıtır’ın Ankara’nın en işlek sokaklarından Konur’da çektiği bu fotoğrafı görünce otuz yıl öncesine gittim. Gece saatlerinde kaldırıma oturup melodikasıyla “Hayat bayram olsa” çalıp para kazanmaya çalışan çocuğun adı Firdevs. İlke, Firdevs’in yanına oturmuş, sohbet etmiş. İlkokul öğrencisi Firdevs, okul harçlığını çıkarabilmek için haftanın bir günü melodika çalmaya çıkıyormuş. “500 lira toplasam yetiyor abla. Bu parayla tost, meyve suyu alıyorum” demiş. “Hayat bayram olsa” 1970’li yıllarda Şenay’ın sesiyle ünlenirken, bu şarkıyı yazanlar gece yarısı kaldırım taşına oturmuş bir çocuğun melodikasından çıkacağını hiç düşünmüş müydü? 1990’lı yıllarda bu sokaklarda üniversite öğrencisiydim. Hükümetler değişti; köprüler, havalimanları, devasa binalar yapıldı. Ama Konur Sokak’taki çocuk hiç büyümedi. Hâlâ Türkiye’de her üç çocuktan biri Firdevs. “Hayat bayram olsa” ama değil. Ve herkes biliyor neden değil.
Meclis’e yaz gelemedi
Ankara’ya yaz gelmeye başlarken asıl sıcaklık termometreden değil, Meclis koridorlarından yükseliyor. Bu hafta AK Parti ve MHP grup toplantılarını yapmadı. Salı ve çarşamba günleri ise muhalefetin grup toplantıları vardı. Ancak klima sistemi yaz ayarına geçirilmemiş olduğundan, daha kalabalık olan CHP ve DEM Parti toplantılarında insanlar kelimenin tam anlamıyla pişti. Milletvekilleri ve ziyaretçiler bunaldı, ter içinde kaldılar. Haklı olarak şu soru soruldu: “Bu hafta AK Parti ve MHP grupları olsaydı bunu yaşar mıydık?” Bir ülkenin parlamentosunda klimanın kimin toplantısı olduğuna göre çalışmasına küçük bir teknik ihmal olarak mı bakmalı? Muhalefet bunalırsa bunalsın; zaten onların görevi bunalmak değil mi?
Taksiden inen bakan
Usulsüz çakarlı araç kullanımı ve bunun bir statü alameti olarak sosyal medyada paylaşımı iktidara yakın bazı kişilerin AK Parti’nin bir dönem kıyasıya eleştirdiği fildişi kulelerden bakanlardan farklı bir hayat sürmediğini, hatta o kulelerin tepesine yerleştiğini bir başka açıdan gözler önüne serdi. Yandaşların son gösteriş vukuatları yıllar önce şahit olduğum bir olayı hatırlattı. 2003, mevsimlerden kış, AK Parti’nin iktidardaki ilk yılları. Dışişleri Bakanlığı Konutunda Bakanlar Kurulu toplantısı var. Sıra sıra makam araçları geliyor. Bu sırada nizamiye kapısına bir taksi yaklaştı. Ön kapıdan inen dönemin Millî Savunma Bakanı Vecdi Gönül’den başkası değildi. Tek başına, korumasız. O yıllarda Başbakan olan Erdoğan Keçiören’de ikamet ediyor, Tunalı Hilmi Caddesinde köfte yiyor, Hoşdere Caddesindeki bir apartmanın giriş katında saçını kestiriyordu. Tam da Erdoğan’ın dediği gibi; Nereden nereye…