TARIK IŞIK / NEFES

Rahmetli Cemal dedem, Kars’ın Susuz ilçesindeki Cılavuz Köy Enstitüsü’nden 1950 yılında mezun oldu. Annem de Köy Enstitüleri kapatıldıktan sonra aynı binada “Kazım Karabekir İlköğretmen Okulu” adı ile kurulan okulun mezunu. Birbirinin nispeten devamı sayılabilecek bu iki okul, sadece benim değil, bölge insanının hafızasında öyle derin izler bırakmıştır ki bizde “öğretmen” denildiği zaman akan sular durur. Bu nedenle Meclis muhabirimiz Dilan Kutlu, AK Parti’nin üst düzey bir yöneticisinin şakayla karışık şu sözlerini aktardığında çok şaşırdım:

“2030 yılında öğretmenlik mesleği diye bir şey yok. Size hologram eşliğinde, görsel anlatım eşliğinde, karanlık odalarda istediğiniz dersi robotlar anlatacak. Bizim dünyayı iyi anlayarak geleceğe hazırlanmamız lazım. Biz bazı şeyleri yüzyıl daha gidecek zannediyoruz. ‘Öğrenme’ bambaşka hale geldi.”

Öğretmenlikten önce “hologram” olması gereken başka meslekler var. Mesela siyasetçiler. Hologram bir siyasetçi, seçim öncesi söylediği sözü seçim sonrası unutmaz; her şey kayıtlıdır, değiştirilemez. Üç yılda 16 milletvekilinin, iki yılda 85 belediye başkanının parti değiştirerek iktidar kapısına yönelmesi de bu gerekliliğin en somut örneği. Bu ülke, yumurta akı ve soba kurumuyla kara tahta yapan, sıra çakan, soba yakan, teneffüslerde çakısıyla öğrencilerinin kaleminin ucunu açan Köy Enstitülülerle yükselmeye başladı. Keşke siyasetçiler öğretmenlerle uğraşmayı bırakıp onlara nasıl hizmet edeceklerine kafa yorsalar.

Bölünmenin CHP’ye faydası var mı?

“Mutlak butlan” kararının ardından Özgür Özel ve ekibinin yeni parti kurma çalışmaları devam ederken CHP’den ayrılmanın doğru olup olmadığı da tartışılıyor. Bu nedenle CHP İstanbul Milletvekili İlhan Kesici’nin yakın tarihten verdiği örneği es geçmemeli. Adalet Partisi’nin Kasım 1964’teki kongresinde Süleyman Demirel, Sadettin Bilgiç’e açık fark atarak genel başkan seçildi. Bilgiç parti içinde muhafazakâr kanadı, Demirel ise liberalleri temsil ediyordu. Bu dönemde AP’nin oyu yüzde 50 civarında ve iktidardaydı. İki grup arasındaki ayrışma derinleşerek devam edince 1970’te Sadettin Bilgiç, Celal Bayar’ın da desteği ile Demokratik Parti’yi kurdu. 1973 seçimlerinde Demokratik Parti yüzde 11,9 oy aldı. Demirel, bölünmeden 7 sene sonra tüm Demokratik Partilileri AP’de tekrar topladı. Ancak AP ve devamı mahiyetinde olan partiler bir daha AP’nin oylarının yarısını bile alamadı. CHP’li Kesici’nin Demirel’den naklettiği şu anekdot kulağa küpe olmalı:

“İnişli çıkışlı 40 yıllık siyasi hayatımda yaptığım en büyük hata Demokratik Parti’nin kurulmasını engellememem olmuştur. Ne yapıp yapıp bu bölünmeyi engellemeliydim. Gerekli çabayı göstermiş olsam engellerdim de.”

Bir çocuk, bir köpek, bir melodika

Türk siyasetinde parti değiştirmek şaşırtıcı bir hadise olmaktan çıktı; ama her transfer, geride bir “tutarlılık” sorusu bırakıyor. CHP’den istifa ederek AK Parti’ye katılan İstanbul Milletvekili Nimet Özdemir’in hikâyesi de bu sorunun en güncel örneklerinden biri. İYİ Parti’de siyaset yaptığı 2024’te sokak hayvanlarının katledilmesinin önünü açan yasaya amansız karşı çıkmasıyla tanınıyordu. “Bu tasarı, üzülerek ifade ediyorum ki, katliam teklifinden başka bir şey değildir.” diyordu. AK Parti rozeti taktığı gün bu çelişkisi hatırlatıldığında, “Aynı Nimet’im değişen bir şey yok. Aynı misyona devam edeceğim.” yanıtını verdi. Tabii İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin, “Sahipsiz hayvanlar yüzde 80 oranında toplanmış durumda. Ekime kadar sokak hayvanlarını toplayıp barınaklara veya doğal yaşam alanlarına almayı planlıyoruz.” açıklamasından Özdemir’in haberi olmayabilir. Başarılı muhabirimiz İlke Çıtır’ın çektiği bir fotoğraf bu çelişkinin üzerine geldi.

AK Parti’nin “hologram öğretmen” projesi - Resim : 1

Bir yılda 12 kilo köpek kuru mamasının 3 bin 500 TL’den 5 bin 100 TL’ye çıktığını hatırlatan İlke, köpeğine mama alabilmek için melodikayla müzik yapan 16 yaşındaki Furkan Kocasoy ile sohbet etmiş. Furkan, “Annem ve babam vefat etti. Şu an akrabalarımla birlikte yaşıyorum. Bana harçlık veriyorlar ama köpeğimin mama masrafını karşılayamıyorlar. Ben de köpeğim için haftada bir gün dışarı çıkıp melodika çalarak para kazanmaya çalışıyorum. Tek amacım köpeğime mama alabilmek.” demiş. Belli ki asıl tutarlılık sınavını veren, sokakta köpeği için müzik yapan bir çocuk olmuş.

AK Parti neden Sapanca’yı seçti?

AK Parti’nin 33. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı dün Sapanca’da başladı, yarın sona erecek. 2002-2013 arasında AK Parti kampı Kızılcahamam’da, 2014-2018 arasında ise Afyonkarahisar’da toplanmıştı. Araya pandemi dönemi ve seçim yoğunluğu girince takvim kaymaları yaşansa da kamplar 2025 yılına kadar Kızılcahamam’da yapılmaya devam etti. “Bu yıl neden Sapanca?” diye merak ettim. Bir süredir zaten kamp yeri değiştirilmek isteniyormuş. Temel neden kampa katılan milletvekillerinin ailece daha fazla bir araya gelmelerini sağlamakmış. Ancak Ankara bürokrasisinden uzakta seçilen bu yeni rotanın, sadece bir mekân değişikliği değil, yıpranan parti içi motivasyonu sessiz sedasız tahkim etme arayışı olduğu söyleniyor. Dolayısıyla Sapanca’da hava değişimi aileleri buluşturmanın ötesinde, önümüzdeki dönemin sert siyasi muhasebesine sakin bir dekor hazırlama stratejisi olarak görülüyor.