ŞEHRİBAN KIRAÇ / NEFES

Dizginlenemeyen enflasyon hem reel sektörü hem vatandaşı cezalandırıyor. Yüksek enflasyon, akaryakıt ve enerji kalemlerine gelen fahiş zamlar, maliyet artışları, döviz kurunun baskılanması bir taraftan fabrikaların, işletmelerin kapanmasını hızlandırırken, yüzbinlerce çalışan da işsizlikle yüz yüze kaldı. SGK verilerine göre bu yılın ilk iki ayında 9 bin 303 işletme kapandı. Aralık 2025 ile Şubat 2026 arasında 326 bin 696 sigortalı çalışan işini kaybetti. Böylece 2025 Aralık ayı sonunda 16 milyon 943 bin 851 olan sigortalı çalışan sayısı, Şubat 2026’da 16 milyon 617 bin 155’e geriledi. Aynı dönemde iş yeri sayısı da 2 milyon 303 bin 874’ten 2 milyon 294 bin 541’e geriledi. Sonbahardan itibaren seçim ekonomisine geçilmesi ve Orta Doğu savaşının uzamasıyla reel sektör ve vatandaşı daha zor günler bekliyor. Enflasyon yükselecek, iflaslar ve işsizlik artacak, gelir erimesi hızlanacak.

ROTAYI KAYBEDECEĞİZ

Özellikle emek yoğun sektörlerin başında gelen tekstil hazır giyimde son 3 yılda işsizlik ve firma kapanmaları zirve yaptı. 2022 sonunda iki sektörde 1 milyon 222 bin 609 kişi istihdam edilirken Şubat 2026’ya gelindiğinde 384 bin 909 kişi işini kaybetti ve toplam istihdam 837 bin 909 kişiye geriledi. Aynı dönemde 64 bin 50 olan toplam iş yeri sayısı da 10 bin 789 adetlik azalışla 53 bin 261’e geriledi. Aralık 2025 ile Şubat 2026 arasında ise iki sektörde 8 bin 204 çalışan işsiz kalırken, iki ayda iflas bayrağını çeken iş yeri sayısı ise 853’ü buldu. Önlem alınmadığı taktirde savaş ortamıyla birlikte kayıpların artacağına dikkat çekiliyor.

Prof. Dr. Erinç Yeldan, Türkiye’nin sonbahardan itibaren seçim ekonomisine girerek rotasını kaybetmiş, daha yüksek enflasyon, yüksek işsizlik ve yüksek iflaslarla baş başa kalacağı uyarısını yaptı. Yeldan, taşeron sanayi üzerinden, günü kurtaran politikaların şirket iflaslarını hızlandırdığını ve yenilerinin açılmasına da engel olduğunu aktardı.

Reel ekonomi cezalandırılıyor

Dev iflaslara hazır olalım - Resim : 1

Prof. Dr. Erinç Yeldan, Türkiye gerçeklerine ters düşen bir teşhisle parasal bir mesele olmayan enflasyonun parasal yöntemlerle çözülmeye çalışıldığını vurgulayarak, “Dövizi baskılayarak enflasyonu düşürmeye yönelik uygulanan politikalar sorunları çözmüyor. Yüksek enflasyonla gelir eşitsizliği artıyor. Reel sektörün giderek tahrip edildiği bir yapıyla karşı karşıyayız. Krediye erişim çok pahalı hale geldi. Enflasyona yanlış teşhis konulduğu için bunun bedelini reel sektör ve vatandaş ödüyor. İmar, inşaat rantı üzerinden büyüme sağlanıyor ve reel ekonomi cezalandırılıyor” ifadelerini kullandı. Yeldan, saman alevi gibi harlanan imar rantlarıyla kayıtdışı istihdamın beslendiğini anlatarak, “İnsan onuruna yakışan iş üretmeyen bir ekonomiye döndük. Sanayi üretimi geriliyor. Teknoloji getiren, istihdam yaratan sanayi yatırımları yapılmıyor” dedi.