İstanbul’da 2005 yılından bu yana aynı iş yerinde kiracı olan bir işletmenin, 2021 yılı itibarıyla ödediği 22 bin liralık kira bedelinin düşük kaldığını savunan mülk sahibi, kiranın 39 bin liraya yükseltilmesi talebiyle kira tespit davası açtı.
Davaya bakan yerel mahkeme, tarafların en son 2018 yılında yeni bir kira sözleşmesi imzaladığını ve dava tarihi itibarıyla bu sözleşmenin üzerinden yasal 5 yıllık sürenin geçmediğini belirterek davayı reddetti. Yerel mahkeme, kira artışının sözleşmedeki TÜFE maddesine göre yapılması gerektiğine hükmetti.
Kararın mülk sahibi tarafından istinafa taşınması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi de yerel mahkemenin kararını hukuka uygun bularak itirazı reddetti.
YARGITAY KARARI BOZDU: "EKSİK İNCELEME USULE AYKIRIDIR"
Dava dosyasını inceleyen Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin ve istinaf mahkemesinin kararını hukuka aykırı bularak bozdu. Daire kararında, Türk Borçlar Kanunu uyarınca kira bedelinin belirlenmesi için her zaman dava açılabileceğini anımsattı. Kararda, tarafların kira ilişkisinin 2005 yılında başladığı, 2018 yılında imzalanan yeni sözleşmenin ise sıfırdan bir kiralama sürecini değil, mevcut ilişkiyi yazılı hale getirme amacını taşıdığı yönündeki iddiaların araştırılması gerektiği vurgulandı.
Yargıtay, yenilenen sözleşmeyle belirlenen kira bedelinin o dönemin piyasa rayiçlerine uygun olmadığının tespit edilmesi durumunda, imza tarihinden itibaren 5 yıl geçmemiş olsa dahi, ilk sözleşme tarihinden beri geçen sürenin dikkate alınması gerektiğini belirtti. Bu doğrultuda mahkemenin, 2018'deki sözleşme bedelinin o günkü piyasa değerini yansıtıp yansıtmadığına dair bilirkişiden ek rapor alması gerektiğine hükmedildi.
Bedelin o dönem rayice uygun olduğunun tespiti halinde sadece endeks kadar artış yapılması, aksi takdirde ise hakkaniyete göre yeni kiranın belirlenmesi gerektiği ifade edilerek ilk derece mahkemesinin kararı usul ve kanuna aykırı bulundu.
Yargıtay’dan kiracıları ilgilendiren karar. Bunu yapanlar borçlu çıkacakGündem