Mersin’in Aydıncık ilçesinde yaz aylarında büyük orman yangınının yaşandığı Eskiyürük Mahallesi Karatepe mevkisinde etkisini gösteren sağanak yağış, ağaçlandırmanın önemini ortaya koyan görüntülere sahne oldu.

Kapıyı çalan tehlikenin görüntüsü. Bu fotoğraf okullarda ders olarak gösterilmeli - Resim : 1

Sahil kesiminde, sağanak yağış nedeniyle toprak kaymaları ve erozyonun izleri görülürken bazı noktalarda taş ve çamur birikintileri meydana geldi.

Kapıyı çalan tehlikenin görüntüsü. Bu fotoğraf okullarda ders olarak gösterilmeli - Resim : 2

DENİZİN RENGİ KAHVERENGİYE DÖNDÜ

Dronla havadan kaydedilen görüntülerde, yamaçlardan akan çamurlu suyun Akdeniz’in mavi sularına karışarak geniş bir alana yayıldığı ve denizin renginin kahverengiye döndüğü görüntülendi.

Belediye ekipleri, yağışın ardından bölgede temizlik ve düzenleme çalışmalarına başlarken sahilde bulunan küçük balıkçı teknelerinin çevresi de yağışın taşıdığı malzemelerle kaplandı.

Kapıyı çalan tehlikenin görüntüsü. Bu fotoğraf okullarda ders olarak gösterilmeli - Resim : 3

YAŞANANLAR AĞAÇLANDIRMANIN ÖNEMİNİ ORTAYA KOYDU

Mersin’de yaşananlar, ağaçların ve bitki örtüsünün toprağın korunmasında ne denli önemli olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Olayın yaşandığı bölgenin, daha önce orman yangınlarında zarar görmüş olması ise ağaçların toprak için önemini kanıtladı. Özellikle son dönemde, yoğun sağanak yağışlar nedeniyle meydana gelen seller, insanların doğa temelli çözümlere yönelmesinin önemini ve şiddetli yağışların sadece insanların günlük yaşantısını değil doğayı ve tarım arazilerini de etkilediğini gösterdi.

Uzmanlar, sıklıkla ağaçlandırma çalışmalarına dikkat çekerken bu bilincin küçük yaşlardan bu yana okullarda çocuklara öğretilmesi gerektiğini vurguluyor.

Kapıyı çalan tehlikenin görüntüsü. Bu fotoğraf okullarda ders olarak gösterilmeli - Resim : 5

EROZYON TOPRAĞI TEHDİT EDİYOR!

Sın senelerde etkisini daha fazla hissettiren şiddetli sağanak yağışlar, özellikle eğimli arazilerde ciddi toprak kayıplarına yol açabiliyor. Yağmur sularının toprağın üst tabakasını sürükleyerek taşımasıyla ortaya çıkan erozyon, tarım alanlarından ormanlara kadar birçok alanı tehdit ediyor.

Ağaçların kökleri ise, toprağı bir arada tutarak zeminin dayanıklılığını artırıyor. Yapraklar ve dallar ise yağmur damlalarının doğrudan toprağa çarpmasını azaltırken bitki örtüsü yağmur suyunun yüzeyden hızla akmasını yavaşlatıyor. Bu kapsamda ağaçlar, erozyon riskini büyük oranda azaltıyor.

Erozyonla mücadelede ağaç dikmek büyük bir önem taşırken bölgeye uygun bitki türlerinin seçilmesi ve doğal bitki örtüsünün korunmasına da çok dikkat etmek gerekiyor.

Kapıyı çalan tehlikenin görüntüsü. Bu fotoğraf okullarda ders olarak gösterilmeli - Resim : 6

OKULLARDA DERS OLARAK OKUTULMALI

Doğayı korumanın ve ağaç dikme bilincinin öneminin küçük yaşlarda kazanılması gerektiğine dikkat çeken uzmanlar, çevre bilincinin okullarda daha kapsamlı şekilde öğretilmesini öneriyor.

Öğrencilere yalnızca teorik bilgiler verilmesi yerine, uygulamalı eğitimlerle doğayla doğrudan temas etme imkanı da sunulması gerekirken okullarda düzenlenecek ağaç dikme etkinlikleri, erozyon deneyleri, çevre projeleri ve doğa gezileri sayesinde çocukların toprağın, suyun ve ağaçların yaşam için taşıdığı önemini daha iyi kavraması sağlanabilir.

Kapıyı çalan tehlikenin görüntüsü. Bu fotoğraf okullarda ders olarak gösterilmeli - Resim : 7

“EROZYON DEDE” YILLARCA UYARMIŞTI

TEMA Vakfı’nın Kurucusu olan ve “Erozyon Dede” olarak bilinen Hayrettin Karaca, hayatı boyunca erozyona karşı uyarılarda bulunmuş ve "Her yıl 1 milyar 400 milyon ton toprak yok oluyor. Hala ülkenin bir çakıl taşını vermeyiz diyorlar. Bu nasıl çelişki?" ifadelerine yer vermişti.

Kapıyı çalan tehlikenin görüntüsü. Bu fotoğraf okullarda ders olarak gösterilmeli - Resim : 8

Ömrünü erozyonla mücadele ve ağaçlandırma çalışmalarına adayan Karaca, "Erozyon sorunu çözülmediği sürece yoksulluk, açlık ve göç ortadan kalkmayacaktır." ifadelerini kullanırken "Erozyona karşı mücadele, Anadolu’nun ikinci Kurtuluş Savaşı’dır." diyerek konunun önemini vurgulamıştı.

Kapıyı çalan tehlikenin görüntüsü. Bu fotoğraf okullarda ders olarak gösterilmeli - Resim : 9

DEPREMLER EROZYON TEHLİKESİNİ ARTIYOR!

Türkiye’nin deprem kuşağında yer alan ülkelerden biriyken deprem ile erozyon doğrudan aynı mekanizmalarla oluşmasalar da dolaylı ve güçlü bir etkileşim içerisindedir. Şiddetli depremler, yer kabuğunu sarsarak toprak katmanlarının yapısını bozar ve çatlamalarına neden olur. Aynı zamanda depremler, dağlık ve eğimli arazilerde binlerce küçük veya büyük heyelanı tetikler ve toprak ve kaya kütlelerinin yerinden oynayarak taşınmasına neden olur. Bu durum ise, erozyon sürecini hızlandırır.

"DEPREM DEDE": DOĞA OLGUSUNU YERİNE GETİRECEKTİR

“Deprem Dede” olarak tanınan Jeoloji Mühendisi ve Deprem bilimci Ahmet Mete Işıkara da, depreme karşı yaptığı uyarılarda doğanın gücünü vurgulamış ve insanların doğanın kurallarına uyum sağlayarak yaşamayı öğrenmesinin gerekliliğine dikkat çekmişti.

Kapıyı çalan tehlikenin görüntüsü. Bu fotoğraf okullarda ders olarak gösterilmeli - Resim : 11

"Deprem mutlaka olacak, doğa olgusunu yerine getirecektir. Öyleyse biz de depremle birlikte yaşamayı öğrenmeliyiz" diyen Işıkara, her toprağın veya zeminin aynı olmadığını, bataklık veya gevşek zeminler üzerine standarda aykırı binalar yapıldığında depremin yıkıcı etkisinin katlandığını bildirmiştir.

Kapıyı çalan tehlikenin görüntüsü. Bu fotoğraf okullarda ders olarak gösterilmeli - Resim : 12

Kapıyı çalan tehlikenin görüntüsü. Bu fotoğraf okullarda ders olarak gösterilmeli - Resim : 13