Katar, ABD-İsrail ile İran arasındaki altı aydır devam eden savaşın ülke ekonomisi üzerindeki etkileri nedeniyle kamu harcamalarında kapsamlı kesintilere gitti.

İngiliz Financial Times gazetesinin konu hakkında bilgi sahibi üç kişiye dayandırdığı habere göre, Katar yönetimi kamu kurumlarının bütçelerini yüzde 30’a varan oranlarda azaltırken, yurt dışına yönelik yardım finansmanında yaklaşık yüzde 85 kesinti yaptı.

Söz konusu adımlar, savaş nedeniyle Katar’ın temel gelir ve ihracat kaynağı olan sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) gelirlerinde yaşanan sert düşüşün ardından geldi.

Katar’ın 2026 yılı toplam bütçesi yaklaşık 61 milyar dolar seviyesinde bulunurken, kamu kurumlarındaki kesintilerin toplam harcamaların ne kadarını etkilediği netleşmedi.

Katar, son yıllarda Türkiye dahil birçok ülkede yatırımlarını artırmıştı.

LNG ÜRETİMİ DURDU

Körfez ülkeleri arasında savaşın ekonomik sonuçlarından en fazla etkilenen ülkelerden biri Katar oldu.

Ülke, İran saldırılarının yol açtığı hasar ve Hürmüz Boğazı üzerinden gaz sevkiyatında yaşanan güçlükler nedeniyle LNG üretimini durdurmak zorunda kaldı.

Middle East Council on Global Affairs Kıdemli Araştırmacısı Tarık Yusuf, krizin yılın son çeyreğine kadar sürmesi halinde yetkililerin gelecek yıl için daha kapsamlı harcama kesintilerini ciddi biçimde değerlendirdiğini belirtti.

Yusuf, Katar yönetiminin krizi etkili biçimde yönettiğini ancak ekonomik darbenin son derece büyük olduğunu ifade ederek, ekonomiyi ve likiditeyi desteklemek için geçmiş yıllarda oluşturulan mali tamponların kullanıldığını söyledi.

Bunun sonucunda bütçede önemli bir açık oluştuğunu belirten Yousef, savaşın uzaması halinde mali baskının artabileceğine işaret etti.

Katar'a büyük darbe: Kemerler sıkılıyor - Resim : 1

IMF YÜZDE 8,6 DARALMA BEKLİYOR

Uluslararası Para Fonu (IMF), Katar ekonomisinin bu yıl yüzde 8,6 küçülmesini bekliyor.

Bu tahmin, enerji ihracatı ve ticaret için onlarca yıldır Hürmüz Boğazı’na bağımlı olan altı Körfez ülkesi arasındaki en sert daralmaya işaret ediyor.

Katar’ın ise krizin etkilerini hafifletebilecek önemli mali rezervleri bulunuyor. Ülkenin egemen varlık fonu Katar Yatırım Otoritesi'nin (QIA) yaklaşık 500 milyar dolarlık varlığı bulunurken, Katar’ın nüfusu yaklaşık 3,2 milyon seviyesinde.

Doha yönetimi aynı zamanda ABD ile İran arasında anlaşma sağlanmasına yönelik arabuluculuk girişimlerinde merkezi rol üstleniyor.

Ancak savaşın sona ereceğine ilişkin henüz bir işaret bulunmaması, çatışmanın Körfez ülkelerindeki iç harcamaları ve bölgedeki egemen varlık fonlarının yurt dışı yatırımlarını da etkileme ihtimalini artırıyor.

Körfez ülkelerinin egemen varlık fonlarının yönettiği toplam varlıkların yaklaşık 5 trilyon dolar olduğu tahmin ediliyor.

Katar'a büyük darbe: Kemerler sıkılıyor - Resim : 2

QIA DAHA ÖNCE 20 MİLYAR DOLARI ÜLKEYE GETİRMİŞTİ

Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) öncülüğünde 2017’de Katar’a karşı başlatılan bölgesel ambargo sırasında QIA, ülkenin finans sektörünü istikrara kavuşturmak amacıyla 20 milyar doların üzerinde mevduatı Katar’a geri getirmek zorunda kalmıştı.

Katarlı bir yetkili, ülkenin bölgedeki ekonomik koşullarla başa çıkabilecek durumda olduğunu belirterek, Körfez krizi ve Kovid-19 salgını dahil geçmiş krizlerde gösterilen dayanıklılığın mevcut dönemin uzun vadeli ekonomik yön değiştirmeden atlatılmasına imkan verdiğini ifade etti.

DIŞ YARDIMLARDA SERT KESİNTİ

Katar’ın yurt dışı yardımları için ayırdığı toplam kaynağa ilişkin güncel bir rakam bulunmuyor.

Ancak Katar Dışişleri Bakanlığının geçen aralık ayında yaptığı açıklamaya göre ülke, geçen yıl Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisine 1,5 milyar dolar bağışta bulundu.

Bu tutarla Katar, kuruma en fazla kaynak sağlayan beş ülke arasında yer aldı.

Yeni kesintiler kapsamında Katar’ın yurt dışı yardım finansmanının yaklaşık yüzde 85 azaltıldığı belirtildi.

KATAR VE KUVEYT HÜRMÜZ’E BAĞIMLI

Savaşın ekonomik etkisi Körfez ülkeleri arasında farklılık gösterirken, İran’ın ABD ve İsrail saldırılarına karşılık vermesiyle bölgedeki ülkelerin tamamı İran füzeleri ve insansız hava araçlarının hedefi oldu.

Suudi Arabistan ile BAE, Hürmüz Boğazı’nı devre dışı bırakan boru hatları üzerinden petrol ihraç edebildikleri için ekonomik kaybın bir bölümünü sınırlayabildi.

Yükselen petrol fiyatları da ihracat hacmindeki düşüşün etkisini kısmen dengeledi.

Katar ve Kuveyt ise enerji ihracatında Hürmüz Boğazı’na bağımlı durumda bulunuyor.

Savaş aynı zamanda Körfez ülkelerinde ticaret, turizm, yiyecek-içecek sektörü ve petrol dışı büyümenin diğer unsurlarını da olumsuz etkiliyor.

ENERJİ GELİRİNDE HAFTALIK KAYIP 2 MİLYAR DOLARA YAKLAŞIYOR

Goldman Sachs Orta Doğu Ekonomisti Farouk Soussa, enerji ihracatındaki kayıpların Katar ve Kuveyt’e haftada 1,5 milyar ila 2 milyar dolar arasında gelir kaybına yol açtığını tahmin etti.

Soussa, savaşın Körfez ülkeleri açısından son derece büyük bir gerileme anlamına geldiğini ve maliyetlerin önemli bölümünün hükümetler tarafından karşılanmak zorunda olduğunu belirtti.

Bölge ülkelerinin çoğunun bu ekonomik yükü karşılayacak kadar varlıklı olduğunu ifade eden Soussa, asıl belirsizliğin savaşın uzun vadeli etkilerinin ve gelecekteki büyümeyi ne ölçüde baskılayacağının henüz bilinmemesi olduğunu söyledi.

BAHREYN’İN REZERVLERİ 2 MİLYAR DOLARA GERİLEDİ

Körfez’de mali açıdan daha kırılgan ülkelerden Bahreyn üzerindeki baskı da artıyor.

IMF verilerine göre kamu borcunun gayrisafi yurt içi hasılaya oranı yüzde 150 seviyesinde bulunan ve sınırlı petrol kaynaklarına sahip Bahreyn’in döviz rezervleri, Capital Economics verilerine göre mart ayında 6 milyar dolar düzeyindeyken haziranda 2 milyar doların biraz üzerine geriledi.

Bahreyn’in Suudi Arabistan veya BAE’den yeni bir mali destek almak zorunda kalabileceği beklentileri bulunuyor.

Abu Dabi yönetimi de nisanda Manama ile 5,4 milyar dolarlık para takası anlaşması yaparak destek sağlamıştı.

RAS LAFFAN TESİSİ İKİ KEZ HEDEF ALINDI

Dünyanın ikinci büyük LNG üreticisi Katar açısından savaşın etkisi neredeyse çatışmaların başlamasıyla birlikte hissedildi.

ABD ve İsrail’in şubatta savaşı başlatmasından dört gün sonra İran’a ait insansız hava araçları ve füzeler, dünyanın en büyük LNG ihracat tesisi olan Katar’daki Ras Laffan tesisini hedef aldı.

Mart ayında düzenlenen ikinci füze saldırısında da Ras Laffan vuruldu.

Saldırı sonucunda Katar’ın LNG ihracat kapasitesi yüzde 17 azalırken, meydana gelen hasarın tamamen onarılmasının beş yıla kadar sürebileceği belirtildi.

ABD’DEKİ GOLDEN PASS KAYBI KISMEN TELAFİ ETTİ

Katar’ın gaz ihracatındaki kayıplarının bir bölümü, ExxonMobil ile ABD’de yürüttüğü 10 milyar dolarlık Golden Pass ortak girişimi sayesinde dengelendi.

Golden Pass, ilk LNG ihracatını nisanda gerçekleştirdi.

Katar, savaş başlamadan önce dünyanın en büyük doğal gaz sahası olan North Field’daki üretimi artırmak amacıyla 30 milyar dolarlık büyük bir genişleme programına hazırlanıyordu.

Plan, Katar’ın yıllık üretim kapasitesini 2027’ye kadar 126 milyon tona çıkarmayı hedefliyordu.

Bu miktar, 2024 yılı küresel LNG talebinin yaklaşık yüzde 30’una karşılık geliyor.

QIA PERSONEL SAYISINI NEREDEYSE İKİYE KATLAMIŞTI

Katar, North Field genişlemesinin sağlayacağı gelir artışı beklentisiyle yatırımlarını da büyütmeye hazırlanıyordu.

QIA, varlıklarının beş yıl içinde iki katına çıkabileceği beklentisiyle son beş yılda çalışan sayısını neredeyse ikiye katladı.

Hükümetin aldığı önlemler konusunda bilgi sahibi kişiler, Katar’ın üretim kapasitesini artırmaya yönelik projeler üzerinde çalışmayı sürdürdüğünü belirtti.

Doha yönetimi, savaşın nihai bir anlaşmayla sona ermesi halinde daha fazla LNG ihraç edebilecek konumda olmayı hedefliyor.