Elazığ'da besiciler ekonomik zorluklar ve hayvan bulunamaması nedeniyle hayvancılık sektörünün bitme noktasına geldiğini anlattılar.
Besici Yakup Doğan, besilik dananın olmaması nedeniyle hayvancılık sektörünün küçüldüğünü söyledi.
Uruguay'dan, Brezilya'dan getirilen hayvanların yeterli olmadığını anlatan Doğan, üreticilere destek verilmesi gerektiğini ifade etti. Doğan, "Devletin verdiği bin lira, 2 bin lira kurtarmaz. Dana başı 5-10 bin lira destek verecek ki bu gençler bu işe yönelsinler, yapsınlar" dedi.
Devletin üreticilere ekip biçmeleri ve kaba yemini sağlamaları için arazi tahsis etmesi gerektiğini anlatan Doğan, şöyle konuştu:
"Kendimiz üretebilelim ama devlet bu işe yönelmiyor, destek vermiyor. Özellikle gençlere destek verecek, süt üreticilerine daha çok verecek ki üretsinler. Bugün Suriyeliler, Afganlılar olmasa çalışacak çoban alınamıyor. Ya kendimiz yapacağız ya da bu işi bırakacağız. Meralarımız bomboş. Geçen sene gittim, otlanacak hayvan yok, otlatacak insan da yok.
Devletin süt üreticilerine büyük destek vermesi lazım ki bu danalar doğsun. Bilen kişilere destek vermesini istiyoruz. Her önüne gelen kişiye de bu destekleri vermemesi lazım. Artık doktorudur, avukatıdır, hakimidir, gelip hayvancılıkla, inekle uğraşıyor. Ama biz gece gündüz kendi ineğimizle beraber aynı ahırın içinde yatıyoruz. Bizim gibi bilen kişilere vermiyorlar desteği, götürüp hakime, avukata veriyorlar. Destek vereceklerse gerçek üreticiye versinler.
Tarım İl Müdürlüğü'nün veterinerlerinin grup halinde üreticiyi bilgilendirmeleri lazım; hayvanlar nasıl beslenmeli, dananın iğnesi, ilacı, aşısı nasıl yapılmalı... Öyle bir eğitim vermelerini istiyoruz. Yeter ki bu zararlar görülmesin, bu danalar ölmesin. Tarım İl Müdürlüğü'ndeki personelin hepsi yatıyor. Doğru dürüst kimse işine gitmiyor. Bunların kontrol edilmesi lazım. Böyle olmazsa bizim ülkemiz kalkınmaz."
'YEM PAHALI, NAKLİYE PAHALI'
Haydar Yıldırım ise işçi bulamadıklarını, bulsalar bile işçilik maliyetini karşılayamadıklarını belirterek, şunları söyledi:
"20-30 sene besicilik yaptım. 100 tosunluk ahırım vardı. Ama ben işçi bulamadığım için besiciliği bırakmak zorunda kaldım. Devletin yeni arkadaşlara destek vermesi lazım. Çanakçı Köyü'ndenim. Köyümüzde mera alanları çok geniş fakat işçi bulamıyoruz.
Köyde 4 bin ufak davar vardı. Şimdi o kadar davardan tek bir tane bile yok. Şimdi besleyen de bir inek besleyebiliyor. O da evi için, kendine süt üretmek için. İşçi bulunmuyor ki hayvancılık yapalım. İşçi olsa şu an hayvan yok. Devlet gelip bunlara el atsın.
Gençlere el atması lazım. Besicilik zordur. Şimdiki gençler bu zorluğu çekmiyorlar. Okumuş çocuk nasıl hayvan baksın? İş de yok. Devletin dana için iyi bir destek vermesi lazım. Devlet bu konuda iyi para vermediği zaman kazanamıyorlar. O nedenle bu işi yapmıyorlar. Okumayanlar da yapmıyor.
Masraf çok. Yem pahalı, nakliye pahalı. Biz eskiden pancar küspesi getirip mala veriyorduk. Şimdi bir araç buradan Karakoçan'a kaça gidiyor? Bir nakliye kaça? Nakliye pahalı. İşçilik pahalı. Bir işçi ayda 120 bin lira alıyor. Sen ayda 120 bin kazanıyor musun ki işçiye veresin?"
'ESKİDEN BİZ BURADAN HALEP'E, IRAK'A HAYVAN GÖNDERİRDİK'
Elazığ'da uzun yıllar besicilik yapan ve kasap dükkanı da olan İsmail Karakaya ise eskiden Elazığ'dan yurt dışına hayvan sattıklarını ama şimdi hayvan varlığının neredeyse tükenme noktasına geldiğini belirtti. Karakaya şunları söyledi:
"Elazığ hayvan varlığı bakımından Türkiye'de 3. sıradaydı eskiden. Şimdi hayvan pazarı meydanına gittiğinizde bir tane hayvan bulamazsınız. Besicilik en iyi mesleklerden biridir.
En zorudur da. Ama mal kalmadı. Kimsede yok. Köylerde mal kalmadı. Dağlarda kimse hayvan beslemiyor. İnek yok ki danasını bulasın. Eskiden biz buradan Halep'e, Irak'a hayvan gönderirdik. Şimdi yok."
'YUKARIDAN EMİR VERMEKLE OLMAZ'
Hem tarım hem de hayvancılıkla uğraşan Genç Osman Gürgeç de devletin üreticiler için verdiği desteklerde denetimsizlik olduğu için sektörün zarar gördüğünü söyledi. Gürgeç "gerçek üretici olmayanlara" verilen desteklerin sektörde emek veren "gerçek üreticilere" kayıplar yaşattığını belirterek, şunları söyledi:
"Tarımda masanın başında oturarak tarımın maliyetini hesaplamak, yukarıdan emir vermekle olmaz. Gerçek üreticiyi kimse desteklemiyor. Ülkede hem denetim eksikliği var hem adam kayırma var. Devlet bize buzağı parası veriyor, adam alıyor başkasına devrediyor. Benim buzağım evde doğmuş, sen tespit etmişsin, para vereceksin.
Diyor ki 'Süt Birliğine üye ol'. Zaten bir buzağıya 5 bin destek veriyorsan ben 2 binini bunlara üye olmak için veriyorum. Adam şehirde oturuyor, ikametgahı köyde. Destek alıyor ama hayvancılıkta kullanmıyor. Sen gerçek üreticiyi tesbit edip öyle destek vermelisin."