Tarih 27 Mayıs 2015.

Fenerbahçe Spor Kulübü’nün avukatı Abdurrahim Erol, Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmek üzere İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’na bir dilekçe iletti. Avukat Erol dilekçesinde dedi ki:

“Fenerbahçe futbol takımını ve teknik kadrosunu taşıyan otobüs, 4 Nisan 2015 tarihinde Trabzon’da silahlı terör saldırısına maruz kalmıştır. Olayda otobüs şoförü silahla yaralanmıştır. Silahlı saldırının gerçekleştiği yer, zaman, hedef ve şekli dikkate alındığında profesyonel bir saldırı olduğu, fail ya da faillerin tasarlayarak adam öldürme kastı taşıdığı ve bir katliam hedefledikleri açıkça görülmektedir. Otobüs şoförünün azmi ve güvenlik görevlilerinin dikkati olayda can kaybı olmasını engellemiştir. Günümüzde suç ve suçlarla mücadelede devletimizin elindeki uluslararası standartlardaki imkan ve teçhizatlar, konu ile ilgili devlet büyüklerinin kamuoyuna yaptığı açıklamalar ve faillerinin tespit edilip cezalandırılacağına dair güvenceler ışığında, Fenerbahçe camiasının söz konusu silahlı terör saldırısını hiçbir şekilde kabul etmeyecek bir dirence sahip olduğunu daha önce de kamuoyuna ilan etmiştir. Sorumluların tespitini varsa örgüt bağlantılarının deşifre edilerek en ağır şekilde cezalandırılmalarını talep ediyoruz.”

Her şeyi başlatan bu dilekçenin üzerinden 11 yıl geçti ve Fenerbahçe otobüsünün kurşunlanması dosyası 27 Mayıs 2026’da yeniden açıldı. Adalet Bakanlığı, Faili Meçhul Suçları Araştırma Dairesi’nin incelemesi sonucu dosyaya ilişkin “kanun yararına bozma” kararı aldı.

Önceki akşam… TV100 canlı yayınında o dönemin Fenerbahçe Kulübü Başkanı ve bugün 6-7 Haziran’da gerçekleşecek kongrede yeniden aday olan Aziz Yıldırım, Erdoğan Aktaş ve benim sorularımı yanıtladı. Tabii ki gündem kongreydi ama otobüs kurşunlanması, 3 Temmuz kumpası da programda masaya yatırıldı. Şunu söyleyebilirim: 3 Temmuz 2011’de arkadaşlarıyla gözaltına alınan ve tutuklanan Aziz Yıldırım ilk günkü gibi “örgütle” mücadelede kararlı ve yaşananların takipçisi.

Fenerbahçe’ye saldırıdaki örgüt bağlantıları deşifre edilmeli - Resim : 1

Yıldırım: Vali “Taş geldi” dedi, neden örtbas etti?

Aziz Yıldırım, 4 Nisan saldırısıyla ilgili şu cümleleri kurdu: “O zaman şampiyonluğa oynuyorduk. Yabancı oyuncuların aileleri korktu. Bir hafta maçlar ertelendi. Psikolojik olarak durumları kötü olduğu için şampiyonluğu kaybettik. Adalet Bakanlığı’nda faili meçhullerle ilgili komisyon kuruldu. Bu konuda konuştum. Belki görmüyorlardı, sıra gelmemişti ama çabuklaştırmışlar. Bu tamamen Adalet Bakanlığı’nın inisiyatifinde olan bir şeydir.” Saldırının faillerinin hala bulunamamasından duyduğu rahatsızlığı dile getiren Yıldırım, olayın örtbas edildiği iddiasını yineledi:

“Bir daha bu olur mu, olmaz mı kuşkuları ortadan kalkar. Şimdi kuşkuluyuz. Failleri bulunmadığı için bir daha yapabilir mi? Aydınlığa çıkarsa biz de tedbirimizi alırız. Bizi niye kurşunladılar? En önemli konu bu. Burada direkt kaptanı vurdular. Valiyle konuştum, ‘taş geldi’ diyor. Taşla ne alakası var? Niye örtbas ediyorsun? Bir şeyler söylüyor inandırıcı değil. Mahkemeler devam etti, tespitler yaptılar. Maç bitiminde otobüsü takip ediyorlar, hepsi dosyada var. İsterlerse çözerler. Bu zamana kadar çözülmesi istenmedi. Nedenini onlar söyleyecek. O zaman görev yapanlar, bu operasyonla ilgili herhalde yakınlardı. Örtbas ettiler.”

Fenerbahçe’ye saldırıdaki örgüt bağlantıları deşifre edilmeli - Resim : 2

4 YILLIK BAŞARISIZLIĞIN NEDENİNİ AÇIKLADI:

Fenerbahçe’ye saldırıdaki örgüt bağlantıları deşifre edilmeli - Resim : 3

Örgüt, organize bir saldırı yaptı başımızı mahkemelerden kaldıramadık

Aziz Yıldırım, programda 12 yıllık başarısızlığın kendileriyle ilgili olan 4 yıllık bölümüyle ilgili de konuştu. Yıldırım başarısızlık olduğunu kabul ediyor ama bunu sportif başarısızlığa değil, organize bir örgütlü saldırının sonucu olduğunu savunuyor. O dönemde (2014-2018) arası mahkeme süreçlerinden takımla ilgilenemediklerini ifade ediyor:

“Bir örgütle mücadele var. Bu örgüt ne yapmak istiyor? Türkiye’yi ele geçirmek istiyor. Bu örgütün önündeki çakıl taşlarından biri de Fenerbahçe’ydi. Balyoz, Askeri Casusluk davaları, Cübbeli Ahmet... Daha başka davalar ve en son bizim davamız. Hepsi bunların Beşiktaş (Adliyesi)’tan geçti. Operasyonların sadece askeriye ve spor kulüpleriyle sınırlı kalmadığını, kendilerine muhalif olan ve gerçekleri yazan basını da hedef aldıklarını belirten Aziz Yıldırım, Odatv’nin o dönem maruz kaldığı baskıyı şu sözlerle öne çıkardı: “E bizde de... Susturmak. Odatv, susturmak! Onun konuştuğu, yayınladığı konuları yapamasın diye onları susturmak... Dikkat ederseniz hepsinde şu var; kendi yaptığı meslekten veya işten dolayı onları suçlamak ve o suçu sanki onlar yapmadığı halde yapmış hale getirip yok etmek.” Gözaltı sürecinde Emniyet’te (Vatan Caddesi) hiç ifade vermediğini, doğrudan savcılığa konuştuğunu hatırlatan Yıldırım, o dönem arkalarından dönen kumpasın boyutunu şu sözlerle özetledi: “Ben Emniyet’te ifade vermedim. Ama Emniyet, soru ve benim cevabım şeklinde internette yayın yaptı. Şimdi o firari olan (kumpasçılar) hakime diyor ki ‘Biz emniyetteki ifadesini gönderdik.’ Sahte ifadeyi gönderiyorsun sen yani! Lütfi Arıboğan mahkemeye verdiği ifadede sahte belgeyi yolladıklarını söyledi. Ve bizi bunlarla yargılattılar, 186 sene ceza istediler. Ben başkanlığı bıraktıktan ancak bir yıl sonra Yargıtay beraatimi onayladı.”

Fenerbahçe’yi bekleyen tehlike ne?

Program sırasında bir gazeteci arkadaşım Yıldırım’ın çalışma arkadaşlarının ‘günde üç saat uyuyoruz ama Aziz Başkan’ın hızına yetişemiyoruz’ cümlesini bana iletti ve bu enerjiyi nereden bulduğunu sordu. Aziz Yıldırım, iş hayatında da böyle olduğunu ve sabah erkenden çalışmaya başladığını ve bunun kendisi için rutin olduğunu ifade etti. Yeniden aday olma kararını zorunluluk olarak tanımlayan Yıldırım, kulübün gidişatından duyduğu kaygıyı paylaştı. Sahadaki başarısızlığın sürmesi halinde tehlikenin büyüyeceği uyarısını yaptı: “Beni seçmişler, seçmemişler önemli değil. Mecburiyetten başkan oluyorum ben. Gidişin iyi olmadığını görüyorum. Gidiş iyi değil. Bu sene de kaybedersek büyük tehlike var. Şampiyonlukta 7 sene geride kaldık. Bir sene daha kaybedersek 8.”

Neden “Ben başkan değilim liderim” dedi?

Aziz Yıldırım’la röportajımızda “liderlik” vurgusu dikkat çekiciydi. Daha önce “Ben Fenerbahçe’nin kendisiyim” diyen ve Fenerbahçe’de “eridiğini” söyleyen Yıldırım, sahada koltuğa değil, organizasyona talip olduğunu vurguladı. Hedefini ise net: “Ben liderim. Başkanlık yapmaya gelmiyorum. Başkanlığı içimizdeki arkadaşlar yapacak. Ben organize edeceğim. Geçmişte ne yaptık, yanlış varsa onu da düzelterek yapacağız. Biz şampiyon olacağız. Şampiyonluğa oynayacağız demiyorum. Şampiyon olacağız. Türkiye’nin Fenerbahçe’ye ihtiyacı var. Fenerbahçe’nin de Türkiye’ye ihtiyacı var. Fenerbahçe büyüktür. Büyüklüğü Kuvay-ı Milliye’den gelir.”

Sekiz yıl maçlara gitmeme nedeni!

Aziz Yıldırım’a rakipleri tarafından yapılan eleştirilerden en dikkat çekici olanı sekiz yıldır neden stada gitmediği. Yıldırım bu konuda açık konuştu: “Sayın Ali Şen ayrıldı sonrasında seçim oldu ve ben 1 oyla seçildim. Benim yönetim kurulum, Vefa Bey’in yönetimiydi. Orada Ali Bey’in tanıdığı çok insan vardı. Sürekli antrenmanlara gelirdi, yönetim toplantısına gelirdi, ben rahatsız olurdum. Ben de kaybettikten sonra maçlara gitmedim, onlara rahatsızlık vermek istemedim. Düşünün, takım mağlup olacak, seyirci beni görecek ve bana bağıracak ve ben de el sallayacağım. Ne olurdu o zaman? Maçlara gitmeme sebebim, mevcut yönetimlere zarar vermemek içindi.” Seçim sürecinde uzlaşı vurgusu yapan Yıldırım, rakip ekibe de Fenerbahçeli gözüyle baktığını belirtti. Kongrenin kulübe yakışır biçimde geçmesini diledi: “Normal bir seçim olacak. Öbür taraf da Fenerbahçeli, biz de. Kavgaya dövüşe gerek yok. Nizami bir kongre hareketini yürütmemiz lazım. Taşkınlığa kaçmak yanlış. Fenerbahçe’ye yakışır bir kongre olmasını diliyorum. Herkes de gelsin oyunu atsın. İki tarafın yönetim kadroları var, baksınlar.”