Sayın Aytunç Erkin,
Hapiste olanların seslerini duyurmak için demir parmaklıkları aşması yetmiyor, bazı gönül kapılarının da onlara açılması gerekiyor. Sesimi duyduğunuz ve duyurduğunuz için çok teşekkür ediyorum. 21 Mart Cumartesi günü, “Tunç Soyer’in Kaybolmadığı Orman” başlıklı yazınızla kitabımda geçen Fidel Castro’nun ‘ormanda geyik olmak’ tanımlamasından bahsetmiş olmanız benim için ayrıca anlamlı. Toplumsal bilinç ile ilgili bu benzetmeyi biraz daha açmak isterim, yine yer verirseniz çok memnun olurum.
BÜYÜK SERMAYENİN ESİRLER ORDUSU: Fidel Castro’nun zamanına göre ormanda kaybolmamak artık çok daha zorlaştı. Bireyler tıklamalarla ifade edilen seçimlerden oluşan kimliklere, hatta basit birer veriye dönüştü. Üstelik bu veriler “özgür irade” ya da “kişisel tercih” sandığımız ve algoritmalarla şekillenen sadece büyük sermayenin daha çok büyümesine hizmet eden bir esirler ordusu yarattı. Kısacası artık ormanda yolu kaybetmemek için önce ormandaki yangını söndürmek gerekiyor.
Peki bu mümkün mü?
Kapitalizmin yeni evresi: Teknofeodalizm
PİYASANIN YERİNİ RANT VE DİJİTAL PLATFORM ALDI: Cevap vermeden çok kısaca bunun nasıl bir yangın olduğundan söz etmek isterim. Kapitalizm, I. Dünya Savaşı’nın ardından 1929 Ekonomik Buhranı, ardından II. Dünya Savaşı ve sonrasında yaşanan petrol krizleri, finansal krizleri aşarak gelişip serpildi. Ancak 2008 krizi sonrasında yepyeni bir evreye geçildi. Neoliberalizm ve internet, kapitalizmin dinamiklerini değiştirdi. Yanis Varoufakis’e (akademisyen, siyasetçi, ekonomist) göre kapitalizmin temel dinamikleri olan kâr ve piyasa yerlerini; rant ve dijital platformlara bıraktı. O nedenle “kapitalizmin yeni bir evresinden söz edilemez, kapitalizm öldü ve onun yerine Teknofeodalizm geçti” diyor. Adına ne dersek diyelim, yangın sayıların çıldırmasıyla başladı. Üç sayısal gösterge yangının boyutunu göstermeye yetiyor.
1- 2002’de insanlığın toplam geliri yaklaşık 50 trilyon dolarken 2007’de bu rakam 75 trilyon dolara çıkıyor. Ancak, küresel para piyasalarındaki işlemlerin hacmi aynı beş yılda 70 trilyon dolardan 750 trilyon dolara tırmanıyor.
2- General Electric, General Motors gibi büyük holding çalışanları, şirket gelirinin yaklaşık yüzde 80’ini maaş ve ücret olarak alırken; büyük teknoloji şirketlerinin çalışanları şirket gelirlerinin yüzde 1’ini alıyor. Çünkü işin çoğu milyonlarca insan tarafından ücretsiz olarak gerçekleştiriliyor.
3- Bugün 3 ABD şirketi; Black Rock, Vanguard ve State Street; New York Borsasındaki firmaların yüzde 90’ının en büyük hissedarları ve toplam 22 trilyon dolarlık yatırımı yönetiyorlar. Bu meblağ, neredeyse ABD’nin ulusal gelirine ya da Çin ve Japonya’nın ulusal gelirlerinin toplamına denk. Bu Büyük Üçlü havayollarından, bankacılığa, enerjiden, Silikon Vadisine kadar tüm sektörlerde büyük bir tekel gücüne sahip.
Bu yangını durdurmak mümkün mü?
KAPİTALİZM VAROLUŞSAL TEHDİT: Her büyük dönüşüm, beraberinde bir kriz getirir. Kapitalizmin bu dönüşümü önceden var olan istikrarsızlık kaynaklarını derinleştirdi ve varoluşsal tehditlere dönüştürdü. Ne Gazze soykırımı ne Venezuela haydutluğu ne Grönland tehditleri ne İran/ABD-İsrail Savaşı bu bağlamın dışında değildir. Geleneksel sermayenin yerini alan yeni sermaye “brüt beton” gibi daha masif, daha hızlı, daha kaba ve daha güçlüdür. Krizlerle tetiklenen fay hatları şiddetli sarsıntılar üretmenin eşiğinde. Peki ilk soruya dönersek; bu büyük depremlerden kurtulmak, yangını durdurmak mümkün mü?
BİRLEŞİRSEK NE YANARIZ NE KAYBOLURUZ: Hiç kuşkusuz bu büyük güç karşısında tekil şövalyelikler sonuç aldırmayacaktır. Evrensel, küresel bir seferberliğe ihtiyaç var. 19. yüzyılda, sendika kurmak isteyen işçiler, madenciler, liman işçileri, atlı polislerin ve kapitalistlerin beslediği haydutların şiddetine maruz kaldılar. Ama yine de seferber oldular. Bunu, küçük ve belirsiz ortak çıkarlar karşılığında büyük kişisel kayıpları göze alarak yaptılar. Bugün insanların bir araya gelme imkanlarının azaldığı bir ortamda kolektif eylem için internet ve bağlı teknolojilerinin kullanımıyla hayata geçirilecek bir seferberlik mümkündür. Üstelik asgari kolektif kazanç için azami kişisel fedakârlık gerekmez; büyük kolektif ve kişisel kazanımlar sağlayan asgari kişisel fedakârlık yeterlidir. İnternet, sermayeyi çok daha vahşi ve tehlikeli bir konuma getirme kapasitesi yaratırken sunduğu imkanlar; kişisel özgürlüğü, yenilikçi düşünceyi, toplumsal refah yaratacak teknolojik ilerlemeyi ve gerçek demokrasiyi mümkün kılacak potansiyeli de sunmaktadır. Demos’un demokrasiyle buluşmasıyla yangın sönecektir. Yani halkın, halkın yönetimi ile buluşması.
Varoufakis’in sözüyle bitireyim; “Zihnimizdeki zincirlerden başka kaybedecek hiçbir şeyimiz yok! Birleşin!”
Birleşmek. Ormandan çıkışın başka yolu yok. Tek yol birleşmek. İşler zorlaşsa da ormanın kralları değişse de yollarda at izi iti izine karışsa da çıkışa ancak birlikte varılabiliyor. O nedenle öncelikle bizi birbirimizden ayıran değil bizi birbirimize benzeten, yaklaştıran veya ortak eden nedenleri idrak etmeliyiz.
Birleşir, birbirimizle buluşursak ne yanarız ne kayboluruz..!
Ve emin olun hedefe varana kadar hepimizin yükü hafifler.
Tunç Soyer
İzmir 1 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu, Koğuş B/63
Buca – Kırklar / 22 Mart 2026