İstanbul Suriçi Grubu’nun toplantısındayım.
1990’dan bu yana düzenlenen toplantılardan sonuncusu cumartesi günü gerçekleştirildi.

Suriçi Grubu Platformu Başkanı Nedim Abi’nin yönettiği toplantının konuğu Saadet Partisi lideri Mahmut Arıkan’dı. Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Mustafa Kaya’yla birlikte, eski İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, eski Erzincan Valisi Süleyman Kahraman da oradaydı. Toplantının sürpriz ismiyse 19 Temmuz 2025’te Gelecek Partisi’nden istifa eden İstanbul Milletvekili Selim Temurci’ydi. Biraz kulisleri yokladım ve “Temurci, Saadet Partisi’ne mi katılacak?” sorusuna yanıt aradım.
Selim Temurci’nin istifasının ardından AKP’ye geçeceği konuşulmuştu ancak bu olasılığın artık kalmadığı ifade edildi. Bir dostum dedi ki: “Selim Bey, AK Parti’ye geçmek için çaba harcadı ama kapıların kapandığını biliyorum.”
Peki ya Saadet Partisi seçeneği?
Bir dostum da “Neden olmasın? Ancak Gelecek Partisi’nden istifa eden biri ve Ahmet Davutoğlu’nun bir kırgınlığı olduğunu düşünüyorum. Davutoğlu’nu da ikna etmek gerekecek çünkü 2027 seçimlerinde bir Saadet-Gelecek-DEVA ve YRP ittifakı planlanıyor” dedi. Şu notu da ekleyelim: Temurci, Saadet lideri Arıkan’la birlikte aynı masadaydı.
Peki Saadet Partisi ittifaklarla ilgili ne düşünüyor? Arıkan, Suriçi toplantısında kameralar kapandıktan sonra bu yönde bir soru aldı ve şu yanıtı verdi:
“Olaya daha büyük bakmak lazım. Temel aşamasındayız. Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan’la uzak değiliz ve güncel temaslarımız var. İktidar olacak bir iş birliği önemli.”
Bu noktada “iktidar” vurgusunu sıkça yaptığını söyleyebilirim Saadet Partisi liderinin.
Yeni mafya tanımı: Yeraltı İstihdam Ofisi
Toplantıda bir muhtarın yaptığı konuşma dikkat çekiciydi:
“Bir çocukla konuşuyorum. ‘Büyüdüğünde ne olacaksın?’ diye sordum bana şu yanıtı verdi: ‘Mafya olacağım.’ Şaşırdım ve ‘Neden?’ dedim. Yanıtı daha da şaşırtıcıydı: ‘Büyük büyük arabalara biniyorlar, güçlüler.’ Mahmut Başkan bu konuda ne diyeceksiniz?”
Mahmut Arıkan’ın şu tanımı önemli: “Yeraltı İstihdam Ofisi kuruldu. Çeteler, uyuşturucu kaçakçıları vs… Bir hala bakanın hafız olup olmadığını ya da koltuğun boyunu konuşuyoruz ama daha büyük sorunlar var. Şunu unutmayalım Türkiye büyük bir ülke. Ekmeği özgürleştireceğiz. Bugün emekli maaşıyla, asgari ücretle bir insanın geçinmesi söz konusu değil. Meclis’te günlerce artış için gayretler gösterdik, bin 62 lira artış yapıldı. Bunu yaparken ışıltılı salonlarda zam verdik, bütçemize de bununla alakalı 77 milyar lira kaynak ayırdık dediler. Kulağa çok büyük geliyor ama ocak ayında faize ödenilen para 455 milyar. Türkiye’deki sorun kaynak olmaması değil, kaynağın paylaşımıyla ilgili bir problem. Sınırsız bir servet var ama bunun doğru paylaşımı olmazsa bu problemleri yaşamak zorundayız.”
Bu tespitler çarpıcı: “Yeraltı İstihdam Ofisi, çeteler ve uyuşturucu. Sınırsız bir servet var ama bu doğru paylaşılmıyor.”
Savaş Tanrısı’nın üç sorusuna yanıt
Saadet liderinin konuşmasında örnek verdiği bir film vardı: Savaş Tanrısı
2005 yılı yapımı filmin başrol oyuncusu Nicolas Cage. Film, silah tüccarı Yuri Orlov’un (Cage) kullanılmış mermi kovanlarının önünde doğrudan kameraya yaptığı bir monologla başlar: “Dünya çapında dolaşımda 550 milyondan fazla ateşli silah var. Bu, gezegendeki her on iki kişiden birine bir ateşli silah düşüyor. Tek soru şu: Diğer on bir kişiyi nasıl silahlandıracağız?” Tam da bu noktada Mahmut Arıkan’ın cümlelerine bakalım:
“Dünyamız önemli sıkıntılar yaşıyor, özellikle geçen yüzyılın başında iki tane dünya savaşı yaşandı. İkinci Dünya Savaşı sonunda İsrail diye bir devlet kuruldu, dünya o gün bugündür huzur yüzü görmedi. İkinci Dünya Savaşı’nın sonunda Birleşmiş Milletler kuruldu. Ortaya koyduğu gayretlerin yeterince başarıya uğramadığını gördüğümüz bir süreç yaşadık. İsrail’in Filistin topraklarındaki işgali ve bölge ülkelerinde savaşların yaşandığı günlere dünya şahitlik etti. Yaşadığımız yüzyıla baktığımızda durumların çok da değişmediğine şahitlik ettik. İkiz Kuleler saldırısı yaşanmıştı. Özellikle bölgemiz bu saldırıdan sonra yeni bir dizayn girişimine başlanmış oldu. Afganistan işgal edildi. Arap Baharını gördük, Suriye’deki iç savaşa şahitlik ettik. Savaş Tanrısı filminde üç konu işleniyor; bu dünyadaki savaşları kim üretiyor, üretilen silahları parasını kim ödüyor ve bu silahların tetiğini kim çekiyor. Bu üç sorunun cevabını bulduğumuzda dünyadaki hadiselerin nasıl cereyan ettiğini, hangi merkezden yönetildiğini net bir şekilde görebiliyoruz.”
Arslan Bulut’un küçük not defteri

Evet… İki saate yakın süren toplantıyı milliyetçi camianın önemli kalemlerinden Yeniçağ Gazetesi yazarı Arslan Bulut ve Milli Gazete Yayın Koordinatörü Ercan Özcan’la izledim. Bulut’un 70’li yaşlarında “muhabirliğini” unutmaması ve elinde küçücük bir not defteriyle toplantıyı takip etmesi “gazeteciliğe” olan inancımı bir kez daha güçlendirdi. Arslan ağabeyin bana anlattığı küçük küçük “anılar” da Suriçi’nin ayrı bir rengiydi.