İki çalışma duruyor önümde.

Birisini Can Selçuki’nin yönettiği İstanbul Ekonomi

Araştırma ve Danışmanlık A.Ş., diğerini de başkanlığını Prof. Tamer Bolat’ın yaptığı GÜNDEMAR Araştırma yapmış. İki araştırma üzerinden “güven” ilişkisini masaya yatıracağım.

Önce Selçuki’nin “Türkiye Raporu”yla başlayalım. Rapordaki rakamları sizlere sunamıyorum çünkü rapor, özel abonelerine yapılmış. Ancak rakamsız da olsa bazı değerlendirmelerle sonuca ulaşabileceğimize inanıyorum.

Bu raporda paylaşılan tüm veriler, 2-6 Mart 2026 tarihlerinde Türkiye genelinde 2 bin kişiyle yapılan görüşmelerden elde edilmiş.

“Türkiye Raporu”, mart ayında ortaya çıkan sonuçları, “Ekonomik gerçeklikler ile siyasi davranışlar arasında son yıllarda gözlemlediğimiz en çarpıcı ayrışmalardan birini ortaya koyuyor” cümleleriyle değerlendiriyor:

“Halkın ekonomik beklentileri ezici bir çoğunlukla karamsar kalmaya devam ederken, ağırlıklı olarak iktidardaki AK Parti’nin hızlı toparlanmasıyla karakterize edilen önemli bir siyasi yeniden hizalanmaya tanık oluyoruz.

Peki; AK Parti neden hızlı bir toparlanmanın içinde?

Milliyetçi-muhafazakar oylar evine mi dönüyor? - Resim : 1

İran savaşından kaynaklanan jeopolitik korku

Rapor bu soruya da “Kararsız Seçmenin Dönüşü” başlığında yanıt vermiş:

“Mart anketimizdeki en dikkat çekici bulgu, AK Parti desteğindeki keskin artıştır. Temmuz 2024’te dalgalanmalar yaşayıp tarihi düşük seviyeleri gördükten sonra, AK Parti’nin oy oranı iki aydır net bir yükseliş trendinde ilerliyor. Buna paralel olarak, yaklaşık bir yıldır yüzde 10’un üzerinde seyreden kararsız seçmen havuzu, dağıtılmadan önce yüzde 11.5’ten yüzde 10.6’ya daraldı. Bu değişim, temel olarak AK Parti’nin geleneksel tabanının kitlesel bir şekilde partisine geri dönmesinden kaynaklanmaktadır. Bu ay AK Parti, seçmen konsolidasyon oranında yaklaşık 8 puanlık dikkate değer bir artış elde ederek en son Haziran 2025’te görülen bir iç bütünlük seviyesine ulaştı.”

Oy oranlarını veremiyorum ama şunu ifade edebilirim: Kararsız seçmenler dağıtıldığında, iktidarın oyunun yüzde 3 artış yaşadığı görülüyor.

Peki 8 puanlık “birleşme/konsolidasyon” neden oldu?

Can Selçuki’nin değerlendirmesi şöyle: “Bu dramatik 8 puanlık konsolidasyonun birincil katalizörü, İran savaşından kaynaklanan yüksek jeopolitik korkudur. Şiddetli bölgesel çatışma ve algılanan varoluşsal tehdit zamanlarında, tipik olarak bir ‘bayrak etrafında toplanma’ (rally round the flag) etkisi gözlemleriz. Daha önce iç ekonomik sıkıntılar nedeniyle kendilerini ‘kararsız’ sütununa park eden muhafazakar ve milliyetçi seçmenler şimdi iktidar partisine, yani ‘evlerine dönüyorlar’.”

Güvenli limana kaçışta “lider” kim?

Bu jeopolitik “güvenli limana kaçış”, liderlerin onay oranlarını nasıl etkiledi? Rapordan okuyalım: “Mart 2024 yerel seçimlerinin ardından diğer liderlerin yanında Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’ın da başarı puanlarını takip etmeye başladığımızdan bu yana ilk kez Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan birinci sıraya yerleşti. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ı, Ekrem İmamoğlu’nu ve CHP lideri Özgür Özel’i geride bıraktı.”

Yerel seçimler ve İmamoğlu operasyonlarının ardından yaşanan radikal büyüme döneminden sonra, CHP’nin oy oranı mart ayında 3 puanlık bir düşüş yaşandı (kararsızlar dağıtıldığında). Dahası, CHP’nin seçmen konsolidasyon oranı yüzde 3 düşerek, iktidar partisi ve ana muhalefeti kendi 2023 seçmen tabanlarını aynı oranlarda korudukları bir noktaya getirdi.,

GÜNDEMAR: Muhalefete güven sınırlı

Şimdi gelelim CHP’ye yakınlığıyla bilinen GÜNDEMAR’ın araştırmasına. 60 ilde 2 bin 325 kişiyle yapılan görüşmelerden çıkan başlık: “İktidara tepki var, muhalefete güven sınırlı.” GÜNDEMAR Araştırma Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Tamer Bolat, sonuçları değerlendirirken şu ifadeleri kullandı:

“Toplumun çok geniş bir kesimi Türkiye’nin kötüye gittiğini düşünüyor. Ancak bu olumsuz tablo, muhalefete otomatik bir güven ve destek üretmiyor. Araştırma sonuçları, seçmenin iktidarı eleştirirken muhalefeti de yeterince güçlü, etkili ve hazır bir alternatif olarak görmediğini ortaya koyuyor. Türkiye’de siyasal rekabet bugün yalnızca iktidarın yıprandığı bir zeminde değil, aynı zamanda muhalefetin de güven üretmekte zorlandığı bir dengede şekilleniyor.” Sonuçta, araştırmanın bulguları, Türkiye’de muhalefetin görünür olduğunu, seçmenin muhalefet alanında en çok CHP ve Özgür Özel’i adres gösterdiğini; ancak bunun henüz güçlü bir toplumsal tatmin ve güven duygusuna dönüşmediğini ortaya koyuyor. Kısacası seçmen değişim talebini koruyor, fakat bu değişimin taşıyıcısı olacak siyasal aktörler konusunda henüz tam anlamıyla ikna olmuş görünmüyor.

n Araştırmaya katılanlara “Türkiye’nin genel gidişatını nasıl değerlendiriyorsunuz? İyiye mi gidiyor, kötüye mi?” diye sorulduğunda yüzde 73 ‘kötüye gidiyor’ derken yalnızca yüzde 24 ‘iyiye gidiyor’ cevabı veriyor. AKP seçmenin yüzde 63’ü, MHP seçmenin yüzde 45’i ‘Türkiye iyiye gidiyor derken, bu oran CHP seçmeninde yüzde 4, İYİ Parti seçmeninde yüzde 7, DEM Parti seçmeninde yüzde 3.

n Araştırmaya katılan katılımcılara, “Sizce muhalefet partileri, görevlerini yerine getirme konusunda genel olarak başarılı mı, yoksa başarısız mı?” sorusu yöneltildiğinde ‘Başarılı’ diyenler yüzde 36, ‘Başarısız’ diyenler yüzde 59, ‘Fikrim yok’ diyenler yüzde 5 oranında. Katılımcılara, “Şu anda en etkili muhalefet yapan lider kimdir?” sorusu yöneltildiğinde ise sonuç şöyle: “Özgür Özel” yüzde 49.0.