AKP’nin başkanvekili Efkan Ala TV’de konuşuyor.
Diyor ki:
“Daha ilk andan itibaren ekonomiye zarar vermemesi için çalışıyoruz. Sorunu önemsizleştirmeden daha ilk andan itibaren ciddi bir şekilde takip ediyoruz. Gereği neyse o yapılıyor ve yapılacak. Sayın Cumhurbaşkanımıza da konu sunulduğunda, ‘Hesap sorulacak, gereği yapılacak’ diye talimat verdi. Burada alınması gereken tedbir neyse alınacak. Sorumlu kim varsa hesabı sorulacak. Bu kadar net, bu kadar berrak.”
Yapmayın Efkan Bey, ‘anında müdahale’ öyle mi?
O halde bırakın benim yorumumu, sarayın Hürriyet’teki sözcüsü Abdülkadir Selvi’nin dünkü yazısındaki bir iki paragrafa göz atalım:
“Şimşek, 4 Kasım 2025 tarihinde Sermaye Piyasaları Kongresi’nde kürsüye çıkmış ve ‘Özellikle bazı fonlar üzerinden manipülasyonların yapıldığını biliyoruz’ demişti. Akın Gürlek’in İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olduğu dönemde, 26 Şubat 2025 tarihinde SPK’ya resmi bir müzekkere yazdığı ortaya çıktı.”
Hürriyet yazarı devam ediyor ve buna rağmen müdahale edilmemiş olmasını sorguluyor.
Diyor ki:
“Dikkat ettiniz mi Mehmet Şimşek’in uyarısı da Akın Gürlek’in resmi yazısı da 2025 tarihini taşıyor. Yıl olmuş 2026’nın eylül ayı, fon krizi patlak vermiş. Peki o zaman niye harekete geçilmemiş? Berberlerin IBAN’ına gönderilen tıraş parasını, simitçilerin IBAN’ına atılan simit parasını takip eden devletimiz bunu niye takip etmemiş?”
Haksız mı?
Değil, zaten aklı başında ekonomi uzmanları Mehmet Şimşek’in konuşmasından bu yana soruna dikkat çekiyorlar.
Bu konuda sayısız makale yazıldı, pek çok kişi ekranlarda konuştu.
“Borsada keriz silkeleme” lafı nereden çıktı acaba?
Yani her şey biliniyordu.
Ama AKP’nin başkanvekili hiç sıkılmadan “Sorun ortaya çıkar çıkmaz harekete geçildi” diyor, diyebiliyor.
Millet de yiyor ya da öyle sanıyorlar,
MERAK ETTİĞİM ŞEYLER
63 milyon nereden geldi?
Fon yolsuzluğu ortaya çıktığından bu yana millet gelişmeleri hayretler içinde izliyor.
Milyarlarca liranın nasıl el değiştirdiği, neredeyse tamamı AKP’li isimlerin nasıl çok büyük servetlere kavuştuğu ibret vesikası gibi ortada duruyor.
Bu büyük fon yolsuzluğunun kahramanlarının hep AKP’li olması bir yana, AKP genel başkanı yardımcısı olan, eski bakan Fatma Betül Sayan ve eşinin 4 ay içinde 2 milyar liralık bir servete karışması ise operasyona damga vurdu.
Eski bakan, AKP genel başkan yardımcısı ve eşi, toplam 170 milyon lira yatırmışlar tek bir hisseye.
Konuştuğumuz şey, ulaşılan çok büyük rakam.
Ama bana göre asıl sorulması gereken şu:
“Fatma Betül Sayan kendi adına 63 milyon lira yatırmış bir hisseye. Partili olmak dışında servet sahibi olabilecek tanımlı bir işi olmamasına rağmen bir kişi 63 milyon lirayı nereden buldu?”
Bu parayı sadece tek bir hisseye yatırdığına göre hayli cesur bir yatırımcı bu siyasetçimiz.
Hiç kimse parasının tamamını tek bir hisseye yatırmaz. Ama parasının küçük bir bölümünü yatırmaya cesaret edebilir.
O halde asıl sorulması gereken bir diğer soru da şu;
“Fatma Betül Sayan 63 milyon lirayı tek hisseye yatırırken acaba o sırada gerçek serveti ne kadardı ve bu kadar parayı nasıl elde etti?”
GÜNÜN SÖZÜ:
Götür... Anam götür...
Ye babam, ye...
Medyanın sapıkları onlarda...
Pudra çekenler onlarda...
Vurguncular onlarda...
Foncular onlarda...
Hokus pokusla 63 milyonu 1 milyar 344 milyon yapan eski bakan onlarda...
Para içinde yüzenler onlarda...
Açlıkla mücadele edenle de onlarda...
Eeee siz istediniz... Ahmet ÜSTÜN
ŞAKA GİBİ
“Utanmıyoruz” lafı şaka değilmiş
Geçen yılın aralık ayında o zaman CHP’de olan Gökhan Günaydın mecliste yaptığı konuşmada mülakatlardaki kayırmayı dile getirip örnekler verdikten sonra şöyle demişti;
Türkiye’de binlerce insan boşta gezerken işte bu çocukları yani AKP’liler ve yandaşlarının çocuklarını mülakatsız sınavsız işe alıyorsunuz. Hiç mi utanmıyorsunuz be kardeşim.”
AKP grup başkan vekili Özlem Zengin ise Günaydın’a cevaben şöyle demişti;
“İnsanlara dönüp ‘utanmıyor musunuz, utanmıyor musunuz’ dediğiniz zaman nasıl bir cevap bekliyorsunuz? Evet utanmıyoruz, gurur duyuyoruz yaptığımız işten. Niye utanalım biz, neyinden utanacağız?”
O sırada bu sözler espri, şaka gibi algılanmıştı bazı çevrelerde.
Ama şimdi Fatma Betül Sayan olayına bakınca ‘utanmıyoruz’ lafının bir şaka olmadığı ortaya çıkmış olmadı mı?