Sonunda AKP bugüne kadar hiç kazanamadığı İstanbul Adalar Belediyesi’ni de ele geçirdi.
Yöntem yine aynı tabii.
Önce belediye başkanı yolsuzluk iddiası ile tutuklandı.
Sonra yerine seçilen başkanvekili ‘sağlık sorunları’ nedeniyle istifa ettirildi.
Yeniden bir CHP’li seçilmesin diye üç belediye meclis üyesi daha tutuklandı.
Yetmedi üç kişi de ‘etki altına’ alındı.
Böylelikle AKP sayısı üste çıktı ve belediye ele geçirildi.
Buraya kadar olanlar CHP’den AKP’ye geçen bütün belediyelerde aşağı yukarı böyle yaşandı.
CHP ve Yeni Parti ise sürekli feryat ediyor.
“Bu arkadaşlarımıza baskı yapıldı” diyorlar.
Kimi tutuklama ile tehdit edilmiş, kimine para verilmiş, kiminin yakınlarının başının derde sokulacağı iletilmiş, kiminin işyerinin yıkılacağı söylenmiş.
Ama bir de işin öteki yüzü var.
Bu kişiler nasıl oluyor da bu tür tehditlere boyun eğmek zorunda kalıyor.
Bir açığı olmayan, ahlaksız bir işe bulaşmayan, gıllıgışlı işleri bulunmayan birini tehdit edemezsiniz, baskı yapamazsınız.
Baskı ve tehditle parti değiştirenlerin nasıl seçildiğine de bakmak gerekmiyor mu?
CHP’nin özellikle Yeni Parti’nin bu çırpınışlar içinde oraya buraya koşuştururken “Yahu bunları kim partiye getirdi? Kim önerdi, aday yapılmalarına kim karar verdi?” diye de sormaları gerekmez mi?
Partinin içine bir baskı ile hemen teslim olacak kirli adamları dolduracaksınız sonra da “Ama bunlara baskı yapıldı, ya hapse ya AKP’ye diye tehdit edildiler” diye ağlaşacaksınız.
Muhalefet artık yakınmayı; sürekli şikayet etmeyi bırakıp “Biz nerede hata yaptık?” diye düşünmeli ve halkta giderek eriyen güveni yeniden kazanmanın yollarını aramalıdır.
BUNU YAZMAK GEREK
Mansur Yavaş bitti mi, aday mı?
Bütün yaşananlardan sonra Mansur Yavaş’ın CHP’den istifa etmesi şaşırtıcı değil.
Merak edilen bundan sonrası
Mansur Yavaş’ın cumhurbaşkanlığı adaylığı bitti mi yoksa daha güçlü biçimde gündeme mi gelecek?
Anlık yorumum şöyle:
Mansur Yavaş zaten sağ partilerin vazgeçilmez adayı. Artık bağımsız olduğuna göre sağ partilerin eli rahatladı. Yeni Parti ise kendi çıkaracağı adayın kazanma ihtimali olmadığını biliyor.
Bu durumda Yeni Parti de Yavaş’ı desteklemek zorunda.
CHP bu durumda aday çıkarır mı, o meçhul.
AKP’nin artık gitmesini isteyen tüm partilerin seçmenleri ise eğer cumhurbaşkanlığı seçimi yapılırsa kendilerini Yavaş’ı destekleme konusunda mecbur hisseder.
Önümüzdeki günler neler olur bakacağız tabii.
KOMİK
Akaryakıta dev indirim geliyormuş
Haberi yandaş medya başlıklarından öğrendim.
100 lirayı aşan motorin fiyatlarında dev bir indirim olacakmış, depolar ucuza dolacakmış.
Habere göre bugünden itibaren motorin fiyatlarında 5 lira 57 kuruş indirim olacakmış.
Aman ne güzel, depolarımızı ‘yine’ ucuza olduracağız, yaşasın!
Meşhur Nasreddin Hoca fıkrası vardır.
Hani adam evinin çok küçük oluğunu bu nedenle çok zor yaşadığını söylemiş, hoca da ona önce koyununu, sonra ineğini, sonra boğasını da eve almasını tavsiye etmiş.
Bir süre sonra adam yine gelmiş “Öğüdüne uydum ama şimdi hiç kıpırdayamıyoruz” deyince hoca “Aldıklarının hepsini çıkar evden” demiş.
Ertesi gün adam yine hocaya koşmuş “Allah razı olsun, meğer ben ne büyük evde oturuyormuşum da haberim yok” demiş.
Bunların yaptığı bu hesap ama Nasreddin Hoca’nınki fıkra, biz gerçeğini yaşıyoruz.
GÜNÜN SÖZÜ
Aaaa Alkin kardeşler tutuklandı...
Özellikle Saray’ın gözdesi Kerem Alkin’in tutuklanması bende ‘şaşkınlık’ yarattı...
Sabah grubunun köşe yazarı, RTE’nin emekli büyükelçisi...
Anlaşılan damat Berat iyice dışlanıyor...
Yürü Bilal, kim geçer seni...
Ahmet ÜSTÜN
ŞAŞIRDIM
Fidan’ı neden alkışlamışlar acaba?
Dışişleri bakanı Hakan Fidan Erdoğan’la birlikte Birleşmiş Milletler genel kurulu için New York’taydı.
Burada bir uluslararası toplantıya katılmış ve Mekke Paktı’nı da anlatmış.
Toplantı sonunda Fidan’a Yemen’deki İran destekli Husilerin, Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarının Mekke Anlaşması’nın ilk sınavı olduğu, bu durumda ‘birine yapılan saldırı diğerlerine de yapılmış sayılır’ maddesinin uyulup uyulmayacağı sorulmuş.
Fidan da Amerika’nın eski Ankara Büyükelçisi James Jeffrey’e “NATO’nun 5’inci Maddesi’nin devreye alınmasına kaç kere tanık olduğunu” söylemesini istemiş.
Bunun üzerine salonda büyük alkış kopmuş, Fidan’ın böyle zeki bir cevap vermesi pek beğenilmiş.
İyi de NATO kurulduğundan beri hiçbir NATO ülkesi saldırıya uğramadı ki.
Ama Mekke Paktı kurulduktan bir hafta sonra Suudi Arabistan, üstelik Mekke saldırıya uğradı.
Fidan’ın cevabını ‘çok zekice’ diye nitelemek mümkün mü?