CANIMI SIKAN ŞEYLER
Ekonominin kötü gittiğini herkes biliyor, üstelik yine AKP’liler de dahil toplumun önemli bir bölümü daha da kötüye gideceğini düşünüyor.
AKP Genel Başkanı Erdoğan ise bunları dile getirmenin ekonomik tetikçilik olduğunu söylüyor.
Erdoğan’ın daha önce “yolsuzluk yapmaya yeltendiler” dediği ama şimdi ekonominin başına oturttuğu Mehmet Şimşek ise sürekli pembe tablolar çizerek “Şikâyet edecek ne var çok merak ediyorum” diyor, diyebiliyor.
Tamam ekonomik tetikçilik yapmayalım ama gerçekleri de söylemeyelim mi?
İşte çok basit bir örnek.
Şu anda piyasada kâğıt para olarak 200, 100, 50, 20, 10 ve 5 liralar dolaşıyor.
200 lira en büyük paramız ve tedavüle çıktığı gün 123 Amerikan Dolarına karşılık geliyordu.
Yani bugünkü kurla 5 bin 596 lira.
Peki aynı 200 lira bugün kaç dolar ediyor?
Sadece 4.3 dolar.
200 lira ile ilk çıktığında bir ailenin en az 15 günlük mutfak masrafı karşılanabiliyordu.
Oysa bugün 200 lira ile markete bile giremiyoruz.
Şu an tedavüldeki tüm kağıt paraların toplamı 385 lira ediyor.
Tüm kağıt paralarımızın toplamı sadece 8.4 dolar tutuyor.
Ve biz bununla yarım kilo kıymayı ancak alabiliyoruz, çünkü market ve kasaplarda kıymanın ortalama fiyatı 700 lira ile 1000 lira arasında.
Sadece Et ve Süt Kurumunda sabitlenmiş kıyma fiyatı 485 lira ama o kıyma da dondurulmuş halde satılıyor.
Şimdi bunu anlatmak ekonomik tetikçilik mi oluyor?
AKP iktidarı sürekli pembe tablolar çizeceğine 200 liraya yarım kilo kıyma almamızı sağlasın, millet ona bile şükredecek.
KAFAMI BOZAN ŞEYLER
Özür dilerken bile…
Adam AKP Aksaray Milletvekili Hüseyin Altınsoy.
Bir miras işleri varmış.
Mahkeme harçlarının çok tuttuğunu görünce valiliğe başvurmuş eşi için “fakirlik belgesi” çıkarılmasını istemiş.
Vali bunun garip olduğunu görerek hem başvuruyu reddetmiş hem de durumu bakanlığa bildirmiş.
Kamuoyu da bu sayede öğrendi gerçeği.
Bu milletvekili hesapta özür dileyen bir mesaj yayınlamış.
“Miras işi olduğunu, eşinin kardeşlerinin ekonomik durumunun zayıf olması nedeniyle böyle bir yola başvurulduğunu ama kendisinin bunu vicdanen kabul etmediğini” söylemiş.
Buraya kadar iyi güzel.
Ama adam pişkin.
Bu durumdan bile vazife çıkararak CHP’ye saldırmış.
Neymiş CHP konuyu istismar ediyormuş… CHP kendi içerisinde de bu hassasiyeti sağlarsa memnuniyet duyarmış ve Antalya-Uşak soruşturmalarını kendilerine hatırlatırmış.
Pes yani.
GÜNÜN SÖZÜ
Basınımızın 10 manşetinden; 2’si futbolumuzdaki
yumruklaşmalar...
2’si cadde ortasında vurulmalar...
2’si kadınlarımıza yapılanlar...
2’si çeşit çeşit operasyonlar...
2’si açlıkla, yoksullukla mücadele...
Bayram gelmiş neyimize!..
Ahmet ÜSTÜN
MERAK ETTİĞİM ŞEYLER
Bu soruyu kim sordu?
Yıllardır ısrarla Erdoğan’la geziye giden gazetecilerin aslında soru sormadığını, kendilerine uçaktan inerken verilen soru ve cevapları yayınladıklarını anlatıyorum.
Birinden bile itiraz gelmiyor.
Erdoğan’ın son gezisinde güya kendisine sorulan sorulardan biri çok dikkatimi çekti.
Çünkü böyle bir soruyu gerçek hiçbir gazeteci böyle sormaz.
Soru aynen şöyle; “Önümüz yaz ayları, gurbetçi vatandaşlarımızın Türkiye’ye tatil için gelecekleri zamanlar yaklaşıyor. Muhalefet, gurbetçilerle ilgili çirkin bir dil kullanıyor. Bazen sokakta onların morallerini bozarak, Türkiye’ye geldiklerine pişman edecek pozisyona sokuyor onları. Bu konu hakkındaki değerlendirmelerinizi rica ediyorum.”
Şimdi o geziye katılan tüm gazetecileri sormak istiyorum, “Bunu hanginiz sordu?”
BİR SOR BAKALIM
Tamam, barış iki taraflıdır da
Açılım denilen süreç işliyor mu?
Pek değil ama resmi söylemlere göre “sonuna kadar” gidileceği belirtiliyor.
Bu konuda en şahin kişi MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli.
Açılımı fiilen başlatan Bahçeli “kurucu önder” dediği Apo’nun umut hakkından yararlanmasını da istedi, sonra kendisine statü verilmesini talep etti. En son da bu konu için bir koordinatörlük oluşturulmasını önerdi.
Bahçeli’nin açıklamasında “Barış iki taraflıdır” cümlesi var.
İyi de bu aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti devleti ile PKK’yı eşitlemek anlamına gelmiyor mu?
Bahçeli bunu en iyi bilecek siyasetçilerden biri.
O halde devlet ile terör örgütünü eşitlemenin sonunda neye mal olacağını hiç hesaplamıyor mu?