Türkiye çok değerli bir aydınını, entelektüelini, vatanseverini yitirdi.
78 yaşında aramızdan ayrılan İlber Ortaylı çok kez birlikte olduğumuz, derin saygı duyduğum bir isimdi.
İlber Ortaylı canlı, heyecanlı ve bilgi dolu konuşmalarıyla da hem çok tanınmış hem de kendisine çok saygı duyulan biri isim olmuştu.
Hele saçma sapan konuşanlara hiçbir tereddüde kapılmadan “Cahil bu yahu” demesini asla unutmayacağız.
Ortaylı eşsiz tarihi bilgisi dışında kaynakları başka dillerden de okuyabilme yeteneğine sahip bir bilim insanıydı.
9 dil bildiği söylenirdi ama kendisi “Yok canım o kadar değil, Almanca, İngilizce, Rusça, Fransızca, İtalyanca biliyorum” derdi.
İtalyanca dediği aslında Latinceydi ve Vatikan’da bile “Bu adam bizim bilmediğimiz kelime ve kalıpları bile biliyor” dendiği söylenir.
İlber Ortaylı’nın Candaş Tolga Işık’la yaptığı bir söyleşiyi izlemiştim, orada anlattığı çok ilginç bir olay şu sıralar sosyal medyada çok paylaşılıyor.
Henüz okumamış olanlar için size de aktarmak istedim.
Galatasaray Üniversitesi’nde eğitim dili Fransızca.
İlber Ortaylı da bu üniversitede dersleri Fransızca anlatıyor.
İlber Hoca dersin bir bölümünde kitaptan makale okumaya başlar. Okulun eğitim dili sebebiyle Fransızca okuyan İlber Hoca, normal konuşmasından biraz daha yavaş bir şekilde kitabı okumaktadır.
Fırlama bir kız öğrenci parmak kaldırıp söz ister ve kinayeli biçimde şöyle der;
“Hocam isterseniz kitabı verin ben okuyayım, dersi daha hızlı işlemiş oluruz” der.
Tavrını hiç bozmayan İlber Ortaylı öğrencisini kitabı okumak için kürsüye davet eder. Kendinden emin tavırlarla kürsüye gelen öğrenci kitabı açar ve karşılaştığı manzarayla adeta yerin dibine girer.
Kitap Almancadır ve İlber Hoca eş zamanlı olarak Fransızcaya çevirerek okumaktadır.
ÇOK GÜLDÜM
Üç Pazar fıkramız var
Bu hafta Yıldırım Tuna’dan geçen üç fıkrayı sunuyorum;
ANKETLERDEKİ KARARSIZLAR
Hükümet yanlısı anket görevlisi, seçim öncesi caddeden geçenleri durdurup halkın eğilimini tespit etmek için hazırlanan soruları soruyormuş.
Yanından geçen adama “Bir seçim olursa bu hükümete oy verir misiniz?” diye sormuş,
“Bana mı soruyorsunuz? Ben mi oy verecekmişim? Eğer bunlar tekrar seçilirse…” diye başlamış adam sinirden nefes nefese kalarak, “Kendimi mi öldüreceğim, memleketi terk mi edeceğim bilemiyorum.”
“Tamam” demiş görevli, “Sizi de ‘Kararsız’ olarak kaydediyorum.”
KAN BAĞIŞI
Hayatımda ilk defa ‘Kan bağışı’ yapmaya kalktım ve yaşamımın en rahatsız edici deneyimini yaşadım. Aman Allah’ım sorular, soru üstüne sorular...
“ Bu kimin kanı?.. Nereden aldınız? Bu neden kovada?”
Bir daha adımımı atmam!
PİLOT ALIMI
Havayolu şirketi, pilot alımı sırasında mülakat yaparken adaylardan birine “Neden bu mesleği seçtiniz?” diye bir soru yöneltmiş.
“En büyük korkumu yenmek için” diye cevap vermiş adam.
“Öyle mi? Ne korkusuydu bu? Yükseklik miydi? Yoksa uçmak mıydı? Neydi?
“Hayır. Yalnız, tek başına ölmek.!”
HOŞUMA GİDEN ŞEYLER
Zenginin halinden anlamak
Gazeteci Erdem Beliğ Zaman bu hafta üç iğneleme göndermiş.
Haydi okuyalım;
65 yıldır ayakkabı üreten Nurettin Cebeci, artık eski işlerinin olmaması sebebiyle Ankara’daki ayakkabıcı dükkânını kapatma kararı almış. Eee ayaklar baş oldu tabii... Bak bir şapkacı dükkânı açsa, paraya para demez!
***
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “CHP iktidara yürüyor” dedi. Bence yürümüyor, emekliyor çünkü 2002’den beri iktidara yürüyen bir parti çoktan gideceği yere varırdı!
***
Ramazan aylarındaki iftar programlarında meşhur olan Nihat Hatipoğlu’na bir seyirci, “Fakirin halinden anlamak için oruç tutuyoruz… Peki zenginin halinden anlamak için ne yapmalıyız?..” diye sormuş. Çok basit, canın pahasına iktidar partisini tutarak!
SOSYAL MEDYA
Kimsenin devleti eleştirdiği yok. Herkes hükümeti eleştiriyor. Sadece, siz kendinizi "devlet" sandığınız için öyle anlıyorsunuz.