ANALİZ

Dün sabah Youtube konuşmamda İran savaşının bir iç savaşa dönüşmesi halinde İran’ın parçalanabileceğini ve bunun Türkiye’ye etkisinin büyük olacağını anlattım.

İran’ın Farslar, Türkler ve Kürtler olarak bölünmesinin Büyük Kürdistan hayalinin gerçekleşmesi için büyük adım olacağını, bunun Türkiye’den toprak talebi dahil bir dolu komplikasyona neden olacağını söyledim.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de dünkü grup toplantısında benzer tehlikeye dikkat çekti.

İran’ın parçalanması halinde Türkiye’de de siyaseti olumsuz etkileyeceğini belirtti.

Bahçeli’nin bu konudaki sözleri aynen şöyle;

“İran İslam Cumhuriyeti’nin geleceğini Siyonist-emperyalist dayatmalar değil sadece ve sadece bu ülke halkının iradesi tayin ve temin edebilecektir. Bunun dışında, bunun hilafında her filli zorlama, her ayak oyunu, her karanlık senaryo uluslararası hukuka ve Birleşmiş Milletler Şartı’na temelden aykırılık anlamına gelecek, dahası insanlık suçu olarak anılacaktır. İran, İranlılarındır. Bu ülkenin etnik ve mezhebi kategorilere parça parça bölünmesi Türkiye ve bölge ülkelerinin yanı sıra küresel siyaseti de çok olumsuz etkileyecektir. Huzur istiyoruz, barış istiyoruz, Siyonist-emperyalist azgınlığı da sonuna kadar reddediyoruz.”

İran’da rejim değişebilir.

Molla rejimi sona erebilir.

Ancak bunu sağlamak için ülke içinde bir kargaşa çıkarılırsa ve bu da bir iç çatışmaya dönüşürse hem İran hem bölge için bir felaket olur.

Türkiye’nin gelişmeleri derin bir sağduyu ile izlemesi duygusal/siyasal kaygıya düşmeden sağlıklı kararlar alması gerekir.

BUNU YAZMAK GEREK

İran şaşırttı, Amerika tedirgin

Aslına bakarsanız beklenen tam gerçekleşmedi.

Amerika-İsrail saldırısının ilk günü başta dini lider Hamaney olmak üzere 40’a yakın üst düzey İranlı yetkilinin öldürülmesi ile ülkede rejimin çökeceği hesaplanmıştı anlaşılan.

Ama olmadı ve İran şaşırtıcı biçimde karşı atağa geçerek İsrail’i ve Körfez ülkelerini füze yağmuruna tuttu.

Merak edilen şu; İran’ın elindeki füze, İHA, SİHA sayısı ne kadar süre için yeterli?

Şaşırtan İran karşısında tedirginlik hatta panik yaşayan Amerika’nın çok daha güçlü biçimde saldırması giderek daha büyük olasılık haline geliyor.

Bu panik halinin dehşet verici sonuçları olabilir ki bu dünyanın uzun bir süre ciddi bir kriz yaşayacağı anlamına gelir.

GÜNÜN SÖZÜ

ABD ve İsrail, İran’a saldırıyor, bütün dünya izliyor…

Bir söz vardır, “Eşek ölür zarar eve gelir” diye…

Emekli ikramiyesi 4 binde kalır, gıda maddeleri ve petrol hooop zirveyi de aşar…

İranlılar da bize gelirse, “Yandı gülüm, keten helva”…

Açlığa tam talim…

Kader diyelim, teselli
arayalım!..
Ahmet ÜSTÜN

DİKKATİMİ ÇEKEN ŞEYLER

Batı’nın iki büyük korkusu

An itibarıyla Batı ülkeleri, Amerika’nın İran saldırısına olumsuz bakmıyor.

Bu ülkeler İran’daki rejimden çok rahatsız ve bitmesini istiyor.

Ancak Batı ülkelerinin ciddi endişeleri ve hatta korkuları var.

BİRİNCİSİ: Bu savaş sırasında mutlaka bir göç dalgası olacaktır. Bu konuda Türkiye’ye güvenseler de bu dalgadan kaçmalarının çok mümkün olmadığını görüyorlar.

İKİNCİSİ: Bu savaş bittiğinde İran’ın ağır yara alacağına inanıyorlar. Buna karşı daha sonraki mücadelenin teröre yöneleceğinden korkuyorlar. Yok edildiği sanılan ve uyuyan radikal terör örgütlerinin dirileceğinden ve Batı kentlerinde terör dalgası estireceğinden endişeleniyorlar.

ÜÇÜNCÜSÜ: Bu savaştan sonra özellikle Körfez ülkelerinin ağır hasara uğrayacağından, bunun da çok beter bir ekonomik krize yol açacağından korkuya kapılıyorlar.

KOMİK

Fazla mı hassaslaştık

Sosyal medya fenomeni olarak ün salmış Ece Ronay hakkında devleti ve asker küçük düşürme, dini değerleri aşağılama suçlamasıyla soruşturma açılmış.

Ece Ronay’ın soruşturmaya neden olan sosyal medya paylaşımını buldum.

Şöyle demiş; “Zekâtımı Türk Silahlı Kuvvetlerini Geliştirme Vakfı’na versem geçerli olur mu? Ne bileyim, bomba falan alırız. Zekât, zekât oluyor mu?”

Bu cümleden suç çıkarmak bana biraz gayretkeşlik gibi geldi.

Tamam ifade biraz densiz ve cahilce ancak sanıyorum bir taraftan ramazanla birlikte yaygınlaşan dini iklim, öte yandan İran savaşı iktidarı biraz fazla hassaslaştırdı.

İçinde dini terim, askeri tanım geçen her cümle hemen reflekse neden oluyor.

Komik geliyor bunlar bana ama realite de bu ne yazık ki.