ANALİZ

Fon kepazeliği ortaya çıktığından beri şunu söyledim hep:

“Bu sıradan bir manipülasyon değil, örgütlü bir suçtur.”

Neden?

Çünkü manipülasyon çok dar alanda ve bir ya da iki hisse üzerinden yapılabilir.

Oysa lağım patlaması gibi ortalığa saçılan fon kepazeliğindeki en belirgin gösterge; bu işte dar bir grubun değil, devlet içinde de güçlü bağları olan çok sayıda kişinin bulunmasıydı.

Zaten devletin önemli kurumlarındaki kişilerin ortak hareket etmemesi halinde bu kadar büyük çapta bir soygun gerçekleştirmek mümkün olamaz.

Sonunda konunun açığa çıkması ile ilgili bir numaralı isim olan adalet bakanı Akın Gürlek itiraf etti.

Dedi ki:

“Basit bir manipülasyon değil, sistemli ve organize bir dolandırıcılık tespit ettik. Devlet mekanizmamıza sızan bir şebeke. Basit bir borsa vurgunu değil, kapsamlı bir suç yapısı tespit edildi.”

İnsanın aklına bir anda geçmişte devletin içine sızan ‘paralel yapı’ geliyor.

‘Devlet mekanizmasına sızan’ diye tanımlanan şebeke yine ‘paralel yapı’daki gibi bizzat bu iktidar tarafından göreve getirilen kişilerden oluşuyor.

Akın Gürlek dün yaptığı açıklamada “Üst düzey denetim mekanizmalarımıza sızan şebekenin varlığı belirgin hale gelmiştir. Verilen ifadeler yeni şüpheliler ortaya çıkarıyor. Soruşturma derinleştirilerek devam ediyor” diyor, demesine de bu mekanizma gerçekten çözülecek mi çok merak ediyorum.

Çünkü Akın Gürlek her ne kadar “Soruşturma her ne kadar piyasa aktörleri üzerinden başlamış olsa da geldiği noktada üst düzey finans bürokrasisini de kapsayan bir suç yapılanmasına şahit oluyoruz” dese de bu kişileri o makama atayan irade, bu işte bir sorumluluk alacak mı acaba?

İki nokta kafamı kurcalıyor.

BİRİNCİSİ: Bu açıklamadan sonra Akın Gürlek aynı rahatlıkta çalışmaya devam edebilecek mi?

İKİNCİSİ: Pislik ne kadar ortaya çıkarsa çıksın, sonuçta “Kandırmışlar bizi, Allah affetsin” denilecek mi?

BUNU YAZMAK GEREK

Önce buradaki isimleri açıklayın

Adalet Bakanı Akın Gürlek’in açıklamaları bir umut yaratsa da öncelikle açıklanması gereken bir liste var.

Artık “İşin içinde devlete sızan bir organize suç örgütü var” gerçeği ortaya çıktığına göre, bu örgütün kimlere ne kadar haksız para kazandırdığı da hemen açıklanmalı.

Çünkü İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, sadece Terave Pusula fonlarından 1-16 Eylül arası 440 kişinin, 401 milyar lira çektiğini açıklamıştı.

8 milyar dolardan fazla ediyor bu tutar. Bu parayı çeken kişiler arasında elbette bu kamu görevlileri de var ama asıl soru; bu parayı paylaşan önemli isimler kimler?

İşin içinde AKP’li milletvekilleri, belki bakanlar, AKP’nin önde gelen isimleri var. Akın Gürlek’in ‘kararlılık’ açıklaması ancak bu isimler de ilan edildiğinde gerçek anlamını kazanacaktır.

ŞAKA GİBİ

Size çok ayıp ama haspaya yakışıyor

Her yıl nedense sorun olur.

Küçük bir kesim, çoğu sosyetik, batı ülkelerindeki gibi Cadılar Bayramı etkinliği yapar.

Her ne kadar zaman içinde Hıristiyan adeti haline geldiyse de Cadılar Bayramı kavramı milattan 2 bin yıl öncesine dayanıyor.

Cadılar Bayramı garip kıyafetlerin giyildiği, insanların korkutulduğu, çocukların kapı kapı dolaşıp şeker topladığı bir eğlence aslında.

AKP’li şarkıcı Sinan Akçıl da Cadılar Bayramı görüntülerine bakarak, “Olmayan adetimiz ve olmayan bayramımız Halloween bittiyse, cadılar yüzünü yıkayıp normal evlerine dönüp babalarına çay demleyip, dizi izleyebilirler” diyen bir paylaşım yaptı.

Ama o da ne?

Meğer bu adeti kültürümüze aykırı bulan Sinan Akçıl, Miami’de hem de bir Türk’ün açtığı gece kulübünde Cadılar Bayramı kutlamalarına katılmış.

Yani başkaları yapınca ‘kültürümüze aykırı’ ama kendi yapınca ‘haspaya yakışıyor’ hesabı.

GÜNÜN SÖZÜ

Fonlar ‘FOS’ oldu...

Borsa ‘BOM’ oldu...

Muhalefet ‘SUS PUS’ oldu...

Hırsızlar ‘GÖTÜRÜCÜ’ oldu...

Halk da ‘PERİŞAN’ oldu...

Ne ala memleket!

Kime ne?

Ahmet Üstün

CANIMI SIKAN ŞEYLER

‘Türk’ neden rahatsız ediyor?

Önce Çaykur yapmıştı, şimdi de Filiz Makarna.

Çaykur dünyaca ünlü ‘Türk Çayı’ ibaresini paketlerinden silmiş ve ‘Bizim çayımız’ diye yazmıştı.

Filiz Makarna ise paketlerindeki ‘Yüzde 100 Türk buğdayı’ ibaresi yerine ‘Türkiye’nin buğdayı’ yazmaya başladı.

Türk adı neden bu kadar alerji yaratıyor acaba?

Çaykur tamamen Türk şirketi.

Filiz Makarna ise eskiden Türk malı idi ama şimdi İtalya Barilla’nın oldu.

İşin garibi; bu Barilla Türkiye’deki şirketi Filiz Makarna paketlerine ‘Türkiye buğdayı’ yazarken Yunanistan’daki markası Misko paketleri üzerinde “yüzde yüz Yunan buğdayı” yazıyor.