DİKKATİMİ ÇEKEN ŞEYLER

Tahmin ediyorum ki pek çok okurum, eşim Seyran Ataklı’nın önemli çalışmalar yapan bir astroloji uzmanı olduğunu biliyor. Benim çok fazla ilgim yok ama eşimin haftalık yorumlarını okuduğumda gerçekten çok şaşırıyorum.

Çünkü astrolojik haritalara göre yaptığı değerlendirme ve tahminlerin neredeyse tamamına yakını gerçekleşti bugüne kadar.

Seyran Ataklı son yorumunda, “Söylendiği gibi yaşadığımız olaylar bir arınma değil, foseptik patlamasıdır” diyor.

Kasım ayının çok sert geçeceğini söyleyen Seyran Ataklı’ın son değerlendirmesi şöyle:

Çift retro üzerine dün gerçekleşen Boğa dolunayı.

Üstelik Pluto t-kareli.

Çok ciddi gökyüzü görünümleriyle karşı karşıyayız.

Parasal olarak skandallar, ifşalar, gizli kapaklı işlerin ortaya serilmesi, kasım ayında da hızla devam eder.

Boğa dolunayı, çürümüş olanın istisnasız ortaya çıkışıdır.

Bir hesaplaşma zamanı gibi düşünebilirsiniz.

İkili ilişkiler ve ortaklıklarda ciddi kırılmalar.

“Benim ilişkim sağlam” diyorsan neden korkasın ki;

İlişkinin içine güvensizlik girmiş, ihanet girmiş, yalan dolan girmiş, o iş sona gider.

Boğa-Akrep hattı:

Kalbinize iyi bakınız, her anlamda.

“Kim, neyin bedelini ödüyor?”

Bugünler üzerine düşünmek için vakit harcanması gereken bir konu.

Arkadan atılan kazıklar mı dersiniz, güven sınavları mı dersiniz, ne derseniz deyin.

Kriminal olaylar, erilin vahşi öfkesi (erkeğin kadına şiddeti) bu dolunayda iyice körüklenebilir.

Ülkece bu konuya karşı çok hassas bir durumdayız. Dilerim gerçekleşmesin.

“Ticari bir ortaklık başlatacağım, retro bitimini bekleyemem” diyorsan sevgili okur, “Aman diyeyim, güveniyorum deme! Şartlarını iyi oku, tuzaklara karşı uyanık ol.”

Dolunay için yine bazıları yazmış ‘arınma’ diye.

Akrep burcunda bir Merkür retrosu, bir foseptik patlamasıdır, arınma değildir.

Böbürlenmeyin.

Zaaflarınıza yem olmayın.

Sükûnet altındır.

BUNU YAZMAK GEREK

Ya bu geri ödeme içtihat olursa!

Fon rezaleti iktidarı adeta köşeye sıkıştırdı.

Ne yapacaklarını bilemiyorlar, sözde “Kim olursa olsun kirliliğe bulaşanlara gereği yapılacak” söylemiyle, tepkili kamuoyunu yatıştırmaya çalışıyorlar.

‘Geri ödeme’ konusunu geçen hafta hem yazdım hem de YouTube kanalımda anlattım ve “Bu durumda hırsızlık yapanlar, çaldıklarını iade ederlerse kurtulacaklar mı?” diye sordum.

Bu yazım üzerine bir hukukçu dostum arayarak hukuki bir yorumda bulundu.

Dedi ki: “Fon rezaletine bilerek katılanlar, bir nevi hırsızlık yaptılar. Şimdi bunlara ‘parayı geri getirin, kurtulun’ formülü öneriliyor. Hırsızlıkla suçlanan bir kişinin avukatı mahkemeye bu kanunu gösterip içtihat çıkartabilir. Ya böyle bir içtihat oluşursa altından kalkabilir miyiz?”

İşte size 10 puanlık bir hukuk sorusu…

GÜNÜN SÖZÜ

Borsa inişte, çöktü çöküyor...
Altına altın vuruş geldi, dibe hızla gidiyor...
Dövizi konuşmaya gerek yok, bilen de yok...
Faiz desen enflasyonun çok altında...
İyi giden tek şey var...
O da yolsuzluklarla mücadele...
Neler oluyor ülkemizde?..
İnşallah batmayız!

Ahmet Üstün

ŞAŞIRDIM

Valla helal olsun Kemal Bey’e

Kılıçdaroğlu’nun Gaziantep gezisi...

Erdoğan gibi o da gazeteci götürmüş yanında.

Nagehan Alçı, Bahar Feyzan orada.

Fatih Altaylı ve Ertuğrul Özkök de olsaydı bari.

Kendisine “Hain”, “Defolsun gitsin”, “Türkiye’nin başındaki en büyük bela” diyenleri davet etmek, aynı masada oturmak, sohbet etmek nasıl bir duygu acaba?

Sorun, her görüşten gazeteci davet etmek mi sadece?

Elbette bir parti başkanı her görüşten gazeteci davet eder, konuşur, röportaj verir.

Kendi görüşüne yakın olmayan, hatta karşı çıkanları dinlemek doğru bir şey.

Ama bu farklı.

Eleştiri başka; hakaret, bir başkası adına tetikçilik yapmak başka.

İnsanın midesi nasıl kaldırır, anlamıyorum.

CANIMI SIKAN ŞEYLER

Pankarta tutuklama da nedir?

İktidar öyle bir panikte ki aleyhine olabilecek her durumda çok ciddi baskı uygulamaktan çekinmiyor.

Son örnek İstanbul Kadıköy Lisesi’nde yaşandı. İki öğrenci millî eğitim bakanı Yusuf Tekin’in okulu ziyareti öncesinde “Yusuf Tekin istifa” diye pankart asmışlar.

Vay sen misin AKP’nin bir bakanına “İstifa et” diyen.

İki üniversiteli hemen tutuklandı.

Avrupa’da gençlik hareketleri sürerken, Türkiye’de sırf AKP’li bir bakanın istifasını istediler diye iki üniversiteliyi hapse atmak, sanki bir provokasyon gibi geldi bana.

Bahçeli’nin iki grup toplantısında da öğrencilere “Aman sakin olun” çağrısı yapması böyle bir provokasyonu önlemek için miydi acaba?