Meclis büyük bir coşku ile PKK’ya af yasasını kabul etti.

İktidara ve evet diyenlere göre halkın büyük bölümü bu yasadan çok memnun.

Böyle mi? Tam emin değilim çünkü tepki sesleri çok yüksek çıkıyor.

Ama bunun halkın ne kadarını kapsadığını bilmiyoruz.

Elbette hiç kimse terörle birlikte yaşamak istemiyor.

Hiç kimse şehit cenazelerinin gelmesini ya da masum insanların can vermesini istemiyor.

Buna karşı özellikle DEM Partililerin zafer kazanmış bir edayla dolaşmaları hiç doğru değil.

Örneğin PKK terörünün başladığı tarih olarak kabul edilen 14 Ağustos Eruh baskınının yıldönümünde havai fişekli gösteri yapmak da neyin nesidir?

Televizyonlara çıkan DEM sözcülerinin PKK’lı hükümlü ve tutuklu teröristlerden “tutsak” diye söz etmeleri de kabul edilemez.

DEM Eş Başkanı Tuncay Bakırhan ilk etapta 3900 teröristin serbest bırakılacağını söyledikten sonra ekliyor;

“75 bin soruşturma dosyası var. Ayrıca 50 bin de gizli götürülen soruşturmalar var. Bunlar da ilk hamlede çözülecek, yani toplam 125 bin dosya kapanacak.”

Dahası da var.

Bakırhan 2005 öncesi işlenen suçlar nedeniyle ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum edilen 900 kişinin olduğunu, yasanın ilk bölümü halledildikten sonra sıranın bu isimlere geleceğini ileri sürüyor.

DEM’liler bu iddialarını bir temenni olarak mı söylüyorlar yoksa kendilerine bu konuda verilmiş sözler var mı?

Sonuçta toplumun bir bölümünün çok tedirgin ve öfkeli olduğu bir dönemde sinir uçlarıyla bu kadar oynanmasının hiç alemi yok.

Sinir uçlarıyla oynamalar sonunda toplumun bir bölümünün Kürt düşmanlığı tuzağına düşmesi de kaçınılmazdır ki bunun yaratacağı hasarı hiçbir açılım yasası gideremez.

ÖNERİ

Apo’ya da bir kravat takıverin

Terörle mücadele adı altında PKK’lılara af getiren yasanın Meclis’ten geçmesi en çok Bahçeli’yi sevindirdi.

Ama Bahçeli terör örgütünün lideri Abdullah Öcalan’a statü verilmesi hatta daha da önemli yerlere getirilmesinde ısrarcı.

MHP lideri dün verdiği demeçte şunu söyledi;

“PKK’nın kurucu önderliği olarak yaptığı ‘Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’ ile birlikte PKK’nın fesih ve silah bırakma kararında önemli bir fonksiyon ifa eden Abdullah Öcalan’ın, önümüzdeki dönemde de sürece katkı vermeye devam etmesini mümkün kılacak şartların oluşturulması gerekmektedir.”

Aslında bu iktidar için çok zor değil.

Nasıl Türk askerini yakan terörist Eş Şara’nın Suriye devlet başkanı olmasına katkı sağlandıysa Apo’ya da bu uygulanabilir.

Çözüm de çok basit;

Giydirirsiniz bir takım elbise, bir de kravat taktın mı, al sana itibarlı devlet adamı.

GÜNÜN SÖZÜ:

Güzel ülkemden manzaralar 1:

- Emekliler çöp kutularından “azık” topluyor…

- Eğitimli çocuklarımız “ev genci” oluyor…

- Esnafımız “siftahsız” kepenk indiriyor…

- Zeytinlikler “maden uğruna” yok ediliyor…

- Hastalarımız “randevu alamadan” canını teslim ediyor…

Devamı var, yarını bekleyin!..

Ahmet ÜSTÜN

BUNU YAZMAK GEREK

Trump beğendiğine göre

Mekke Anlaşması adı verilen yeni savunma paktı bir tür İslam NATO’su gibi bir şey.

Muhalefetimiz henüz kendi derdiyle uğraşmaktan bu konuya pek el atamadı ama yurtdışından en etkili tepki Amerika başkanı Trump’dan geldi.

Trump, paylaşımında, “Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan’ın yakın zamanda ve nihayet Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı imzalamış olmasından büyük memnuniyet duyuyorum” dedi.

Bizim AKP’li kesim ve yandaş medya Mekke Anlaşmasının İsrail’i çok korkuttuğunu anlatmaya çalışıyor.

Trump ise bu anlaşmayı övüyor.

Demek ki Trump, İsrail’in aleyhine işleyebilecek bir gelişmeden endişe etmiyor, bu paktın İsrail’e tehdit olmadığını görüyor.

Ne garip bir durum değil mi?

Müslüman ülkeler Trump’ın gözünde İsrail’in koruyucusu gibi olmuş.

MERAK ETTİĞİM ŞEYLER

AKP’ye geçince seçilebilir mi?

Şu işe bakın, AKP neredeyse seçimde kazandığı milletvekili ve belediye başkanı sayısından fazlasını transferlerle kazandı.

En son Ankara Polatlı Nallıhan ve Kalecik Belediyelerinin CHP’li başkanlarının AKP’ye geçeceği söyleniyor.

Merakım şu; bu başkanlar yapılacak ilk yerel seçimde AKP adayı olarak sahneye çıkacak mı?

Çıkarlarsa seçilmelerine garanti gözüyle bakıyorlar mı?

Yoksa seçimle birlikte siyasetin çöplüğüne mi atılacaklar?

Milletvekilleri için durum biraz daha farklı.

Çünkü Erdoğan transfer ettiği milletvekillerini liste başına yazarsa seçilirler.

Ama belediye başkanları öyle değil.

Liste başı diye bir şey yok belediyelerde.

Çıkarlar bütün partilerin adaylarıyla yarışırlar, kazanmaları garanti olamaz.