Siyasette en tuhaf günleri yaşıyoruz.
Bazen “bunlar iyi günler mi yoksa?” diye düşünmeden edemiyorum çünkü iş çok daha kötüye de gidebilir.
Baksanıza 30 CHP’li belediye başkanı tutuklu, bir o kadarı da AKP’ye geçti.
Hepsinin ortak noktası yolsuzluk.
Tutuklananlar hakkında davalar açıldı, AKP’ye geçenlerin ise dosyalarının kapatıldığı söyleniyor.
Ama şu soru hep cevap bekliyor:
“Sadece CHP’li belediyelerde mi yolsuzluk var, başta AKP ve MHP’li belediyelerde hiç mi yolsuzluk yok?”
Aslında şu soruyu sormak bence daha uygun:
“CHP’lilerin yolsuzlukla suçlandığı soruşturmalarda AKP de var mı?”
Çünkü belediyeler sadece başkandan ibaret değil.
Özellikle imar, ihaleler, sosyal yardımlar konusundaki her türlü para hareketini belediye meclislerinden de geçirmek zorundasınız.
Bazı konular belki meclisten saklanabilir ama büyük çaptaki bir yolsuzluk konusunda belediye meclislerini yok sayamazsınız.
Bu durumda başta İstanbul Büyükşehir Belediyesi olmak üzere tutuklu tüm belediye başkanları için yapılan suçlamalar üstü kapalı da olsa AKP ve MHP’li meclis üyelerini de kapsıyor.
Tutuklanan bir CHP’li belediye başkanına ait olduğu ileri sürülen bir WhatsApp konuşmaları servis edildi medyaya.
Burada çok önemli bir cümle var:
“Hem bizim hem AK Parti’nin bütün meclis üyeleri beraber alıyorlar.”
Diğer belediyelere de bakın.
Çoğu AKP’li başkan döneminden kalma müteahhitlerle çalışıyor.
İmamoğlu’nun başını derde sokan bütün işlerde AKP’li müteahhitler ve iş insanları var.
Sözün özü; CHP’li bazı belediyelerde gerçekten ciddi yolsuzluklar yapılmış olabilir ama bunun için de AKP ve MHP’liler de mutlaka var.
Yargı belki bundan sonra bu bağlantıların da üzerine gider.
YENİ ÖĞRENDİM
Şu şaşırtıcı konuşmalara bir bakın
Yolsuzluk iddiası ile tutuklanan CHP’li bir belediye başkanının sevgilisiyle olduğu ileri sürülen WhatsApp yazışmaları medyaya sızdırıldı.
Gerçekten ibret verici ve her biri suç duyurusu niteliğinde cümleler var yazışmalarda.
İçinden seçtiğim birkaç tanesini sizinle de paylaşmak istedim:
- “Ben sistemi kurmuşum, her şey yolunda gidiyor.”
-“Ben yürüyen parayım. Her işin karşılığında para alırım.”
- “AK Parti meclis üyesi M.Ö.’yü de satın aldım.”
- “Bunlar el kaldırmak için para istiyorlar.”
-“Yemlerini eksik etmiyorum. Yem vermezsem yumurtlamıyorlar.”
- “Ben yanarsam hepsini yakarım.”
- “Ekrem İmamoğlu pastayı bölüşemedi, birbirlerini sattılar.”
-“Kılıçdaroğlu da olsaydı aynı tablo çıkardı. Ekonomi nedeniyle millet CHP’ye yüklendi.”
-“Bir dahaki seçimde belediyelerin çoğu AK Parti’ye geçecek.”
-“Biraz daha para biriktireyim, gerekirse seni yurt dışına göndereyim.”
GÜNÜN SÖZÜ:
ADALET…
Var mı?
Yüzde 87 yok...
KALKINMA…
Var mı?
Yaklaşık 20 yıldır toplum perişan…
PARTİSİ…
Var mı?
İsim olarak var, ama…
ERDOĞAN…
Transferlerle gündemde… Ahmet ÜSTÜN
BUNU YAZMAK GEREK
Aman “hodri meydan” demeyin
Dokunulmazlık kamuoyunda da hassasiyeti olan bir konu.
Bu şimdi yine gündemde.
CHP’den ayrılıp parti kuran Özel hakkında şu anda sayısız fezleke meclise geldi.
Hele son gönderilen fezleke çok sıkıntılı, çünkü bu fezleke sadece Özgür Özel için değil, dün ağabeyi gözaltına alınan Veli Ağbaba’yı da kapsayan çifte fezleke.
Bu satırları yazdığım ana kadar iki isimden de bir açıklama gelmemişti ama eğer yine
klasik “hodri meydan” tavrına girerlerse sonu hiç iyi olmaz.
2016’da benzer “hodri meydan” çıkışı nedeniyle dokunulmazlığı kaldırılan ve tutuklanan Selahattin Demirtaş hala hapiste.
Eğer o tarihte bu saçma sapan “hodri meydan” çıkışları olmasaydı Demirtaş şu anda mecliste olurdu.
Aman Özgür Bey, şu sıralar bu tür kahramanlıklara soyunmanın hiç alemi yok.
CANIMI SIKANŞEYLER
Gelin de birine inanın bakalım
Butlan kararı çıktığından beri anket şirketleri “bugün seçim olsa” anketleri yapıyor.
Her seçimden önce yapılan bu tür araştırmalarda partilerin oyları genellikle çoğunda birbirine yakın çıkar, birkaçında büyük sapmalar olur.

Ama son araştırmalarda gariplik var.
Çıkın bakalım işin içinden: