MERAK ETTİĞİM ŞEYLER

Jandarma İstanbul’un en gözde otellerinden Bebek Otel’e bir baskın yaptı.

Uyuşturucu kullandığı ileri sürülen bazı ünlü isimler gözaltına alındı.

Daha da ünlü olan bazı büyük iş insanlarının ise ya baskını önceden haber alarak ya da göz yumularak baskın öncesi otelden ayrıldıkları da söyleniyor.

Otelin sahibi de tutuklu, hakkında pek çok suçlama var.

Buraya kadar tamam.

Ancak dün sabah belediye ekipleri Bebek Otel’e geldiler ve daha önce yasadışı olduğu gerekçesiyle yıkım kararı verilen bölgeleri yıkmaya başladılar.

Eğer bir otele yasadışı eklemeler yapılmışsa bunların yıkılması elbette gerekli, yasa bunu emrediyor.

Anormal olan ise bu yıkımın bugüne kadar neden yapılmadığıdır.

Nedense hakkında yaptırım kararı alınan pek çok yere dokunulamıyor.

Ne zaman bu yerin başı bir şekilde derde girse işte o zaman herhalde ortam rahatlıyor ve yıkım başlıyor.

Bebek Otel’de yıkım yapılırken sanıyorum çevredeki pek çok işletmenin de yüreği ağzına gelmiştir.

Çünkü özellikle denize kıyısı olan mekanların tamamı aşağı yukarı aynı suçu işlemekten daha önce takibata uğramış ama yıkım gerçekleşmemişti.

Bakalım şimdi onlara ne olacak?

GÜNÜN SÖZÜ

Bir insanın yaşamı için gerekli en önemli unsurlar:

Barınma... Artık olanaksız...

Beslenme... Kuru ekmek bile zorlaştı...

Giyinme... Eskiye rağbet arttı...

Sağlık... Randevu almak zorun ötesi...

Ulaşım... 65 yaş dışındakiler için imkansız...

Peki sorumlu bakanlar nerede?..

Tek kişiden talimat bekliyor... Ahmet ÜSTÜN

DİKKATİMİ ÇEKEN ŞEYLER

Peki İran halkı ne der?

Amerika Başkanı Trump için Venezuela bitti, şimdi sırada İran var.

İran’da pek çok kentte halk ayakta.

Gösteriler 1979 yılındaki sokak hareketlerini andırıyor.

Mollalar ve hükümet zorda.

Tam bu aşamada Amerika Başkanı Trump, İran’a müdahaleden söz ediyor.

Peki nasıl bir müdahale?

CIA eliyle yapılan müdahaleleri biliyoruz.

Ama Trump’ın kastettiği sanki askeri bir harekât.

Peki bu nasıl olacak, İran’ın kentleri ya da özel noktaları mı bombalanacak?

Tabii daha önemlisi böyle bir müdahale olursa İran halkı ne yapacak, Amerika’yı mı alkışlayacak yoksa “milli birlik ve beraberlik ruhu” içinde “Amerika böyle bir şey yaparsa hiç sevmesek de Hamaney için canımızı veririz” mi diyecek?

Bana göre İran’da bıçak kemiğe dayandıysa İran’da halkın önemli bölümü tıpkı Venezuela’daki gibi sessiz kalır.

ŞAŞIRDIM

Suriye ordusu dedikleri

Günlerdir Halep’i konuşuyoruz.

Haberlere göre Halep’in iki mahallesindeki SDG unsurları “Suriye ordusunun” müdahalesi ile temizlendi.

Çatışmalar çıktı çıkmasına ama sonuçta anlaşıldığı kadarıyla bir anlaşma sağlandı ve SDG uç karakol gibi kullandığı alanlardan kendi yerine çekiliyor.

Bizim medya ısrarla Suriye ordusundan söz ediyor.

Ancak görüntülere bakınca ortada ordu falan yok.

Japon marka arazi araçlarının kasasına doluşmuş yüzleri maskeli ellerinde otomatik tüfekler olan kişiler görülüyor.

Buna ordu denir mi?

Ayrıca İsrail, Eş Şara yönetime geldikten hemen sonra Suriye’nin Esad’dan kalma bütün tesislerini, silah depolarını, donanmayı yok etmişti.

‘Ordu’ dedikleri HTŞ’nin terör örgütü kabul edildiği dönemindeki görüntüden başka bir şey değil aslında.

BUNU YAZMAM GEREK

400’le anayasa değişikliği hayal

Ankara kulislerinden haber veren gazeteciler AKP’nin 400 milletvekilini bularak “sorunsuz anayasa yapmak” istediğini ileri sürüyor.

Elbette 400 milletvekili anayasa için evet oyu verirse bunun referanduma gitmeden kabul edilmesi mümkün.

Ancak sadece mecliste kabul edilen bir anayasanın halka hiç sorulmadan yürürlüğe girmesi yasal olarak mümkün olsa da fiilen mümkün değil.

Çünkü zorlama ile sadece meclis kararı ile yazılan bir anayasa yürümez, ilk seçimle birlikte yeniden tartışma başlar ve hatta kaosa neden olur.

Bu nedenle AKP’nin halktan kaçırarak bir anayasa yazması ihtimali bana göre yok.

Böyle bir anayasa gerekli de değil ayrıca.