Suriye’de Beşar Esad 8 Aralık 2024 günü Rus istihbaratının operasyonuyla Moskova’ya kaçmıştı. Bu gelişmenin ardından 13 yıl süren iç savaş 13 günde sona ermişti.

Esad rejiminin yerine (bir dönem terör örgütü olarak lanse edilen, ancak uzun zamandır ABD ve İngiltere tarafından yönlendirdiği ortaya çıkan) Hey’et-i Tahrirü’ş-Şam (Şam Kurtuluş Heyeti-HTŞ) getirilmişti.

HTŞ terör örgütü etiketini bırakıp “Yeni Suriye’nin kurucu gücü” haline gelmişti.

HTŞ’nin lideri El Şara da bir süre Suriye Devriminin gerilla lideri gibi bir imajla anılıp ardından ülkenin geçici Cumhurbaşkanı olmuştu.

HTŞ, yönetimi devraldıktan sonra Alevi/Nusayri toplumunun yaşadığı Akdeniz kıyısında ve Dürzilerin yaşadığı güneyde yaptıkları dışında ABD, İngiltere ve İsrail’le karşı karşıya gelmedi. Tersine Şara yönetimi, Şam’ı devraldığından bu yana ABD, İngiltere ve İsrail’le ortak çıkarlar doğrultusunda hareket etmeye devam ediyor. İsrail’in Esad sonrası Suriye topraklarındaki varlığının artması, Şara’nın ABD, İngiltere ve İsrail’le hareket ettiğinin en bariz göstergesi olarak karşımızda duruyor.

***

Türkiye, Suriye iç savaşı boyunca HTŞ ile karşı karşıya gelmemişti. Tersine, İdlib’de güvenlik noktaları oluşturarak Esad’ın ve Rusya’nın İdlib’e saldırılarının önüne geçmişti. Rusya, 27 Şubat 2020’de İdlib’de Türk birliğine hava saldırısı düzenlemiş ve 34 askerimizi şehit etmişti. Türkiye’nin desteklediği Suriye Milli Ordusu’yla (SMO) HTŞ arasında kısmi bir geçişkenlik olsa da SMO ile HTŞ Fırat’ın doğusunda rekabet halinde ama çatışmasız bir pozisyonu korumuştu.

Esad devrilince Türkiye ile HTŞ doğal müttefik oldu. HTŞ, ülkenin bir bölümünü kontrol altında tutan SDG’yi Şam yönetimine entegre etmek istiyor.

Türkiye de PKK’nın uzantısı olan YPG’nin kontrolündeki SDG’nin Şam’a entegre olarak kendini feshetmesini bekliyor.

Ortak çıkarlar olunca da Türkiye ve HTŞ doğal müttefik haline geldi.

***

Geçiş döneminde HTŞ’nin tek rakibi SDG oldu. ABD ordusunun el altından desteklediği SDG, bu dönemde Fırat’ın doğusunda da bazı noktaları kontrol etmeye başladı. Bu durum Şara yönetiminin elini kolunu bağlıyordu.

10 Mart 2025’te imzalanan anlaşmayla SDG’nin Suriye’ye entegre olması öngörüldü.

Ancak SDG bu anlaşmanın şartlarını yerine getirmedi.

Hal böyle olunca da ABD yönetimi Fırat’ın doğusunda SDG’ye desteğini kısmi olarak kesti.

ABD desteğini kaybeden SDG önce Halep’in üç mahallesini boşaltmak zorunda kaldı.

ABD, SDG’yle kontrol ettiği Deyrizor’daki petrol ve doğalgaz kaynaklarını da Şam’a devretme kararı aldı.

Neticede SDG Fırat’ın batısına doğru püskürtüldü.

Finans kaynaklarının önemli bölümünü kaybetti.

***

Peki Suriye’deki en güçlü askeri yapı olduğu söylenen SDG neden bu kadar kolay yenildi?

Neden stratejik noktaları devretmeyi kabul etti?

Bu soruları, Suriye konusunda uzman bir devlet yetkilisine sordum.

Şu bilgileri paylaştı:

“SDG’nin tabanının çoğu Arap aşiretlerdi. Onlar da ABD’nin verdiği 300 dolarlık asker maaşı nedeniyle SDG saflarındaydı. SDG’nin Arap yerleşim yerlerindeki yönetim tarzı da halkın tepkisini çekiyordu.

ABD’nin Şam’daki yönetime açık destek verdiğini gören Arap aşiretleri de SDG’ye karşı isyan etmeye başladı.”

***

Belli ki örgüt içinde 2004’teki gibi bir “ABD’ye güvenme” tartışması yaşanacak.

Günün sonunda SDG bütün yumurtaları ABD sepetine koyduğu için pişman olacak ama iş işten geçmiş olacak.