Futbol dışı branşlara yaptığı yatırımlarla 20 yıldır Galatasaray ve Beşiktaş’ın çok çok ilerisinde olan Fenerbahçe’nin en çok sevilen takımı “Sarı Melekler”.
Sarı-Lacivertli kadın voleybol takımı, dünyanın en yüksek bütçeli üç-dört takımından biri. Kulübün bazı futbolcularından daha fazla maaş alan voleybolcular var! Buna karşın, 2014’te aldıkları CEV Kupası’ndan bu yana, en önemli hedef olan Avrupa’da başarıları yok. Şampiyonlar Ligi’ni sadece 2012’de kazandılar. Ve en inanılmaz olanı, son 5 sezonun tamamında altın sette elendiler!
Üstelik bu sezon… Vargas gibi dünyanın en önemli üç çaprazından birinin ve Arina gibi dünyanın en önemli smaçörlerinden birinin olduğu kadroya, Orro gibi dünyanın en iyi üç pasöründen birini dahil etmişken; kulübün salonundaki dörtlü finali göremediler yine…
Çok soran oluyor “Neden böyle” diye… Çok fazla derine inmeye gerek yok. Şubeyi voleybolu bilenlere değil bildiğini sananlara bırakırsan… Kadronu (nedense) hep aynı menajerin oyuncularıyla dengesiz yaparsan… Takımı sadece hücum düzeninin üzerine kurup (örneğin manşet alma gibi) işin savunma tarafını unutursan… Dünyanın en güçlü, en hızlı otomobillerinden birinin koltuğuna traktör şoförünü oturtursan… Olmaz!
2012’de Şampiyonlar Ligi’ni kazandıran hoca Ze Roberto’ydu. Brezilyalı efsane çalıştırıcıdan sonra sırasıyla Kamil Söz, Abbondanza, De Brandt, Terziç, Lavarini, Fenoglio ve yeniden Abbondanza koltuğa oturdu. Sonuç ortada!
Suçlu arayan; çok daha iyi isimler varken hem taktiksel hem de mental olarak takımı yönetemeyen, kırılma anlarında ne yapacağını bilmeyen hocaları kimin, neden getirdiğini ve ‘kusursuz olmayan’ kadronun nasıl kurulduğunu araştırsın.
GALATASARAY NASIL 'CEV'İNDİRECEK?
Futboldan başka hiçbir sporu umursamayan Galatasaray yönetimi geçen sezon devam ederken, kulübün kupasız tek branşı olan kadın voleyboluna tarihinin en büyük yatırımını yapma kararı aldığında şaşkınlık yaratmıştı!
Çünkü yıllardır “dördüncü olan ve olacak” takım kuruyorlardı! Üç de Avrupa finali kaybetmişlerdi bu kötü yapılanma yüzünden. Merak edilen; tarihi yatırımın, yeni antrenör ve oyuncu tercihlerinin, sonuçlara nasıl yansıyacağıydı. Yani ligde en azından ilk üç, yıllar sonra bir Şampiyonlar Ligi veya bir Avrupa kupası gelecek miydi?
2024-25 sezonunun ortasında, Galatasaray’a neden geldiği hiç anlaşılamayan Guillermo Hernandez’in yerine, kariyerinin ilk ve tek başantrenörlük deneyimini Romanya gibi üçüncü sınıf bir voleybol ülkesinde ve CSM Bükreş gibi üçüncü sınıf bir takımda yaşayan Alberto Bigarelli’yi getirdiler.
İkisi de müthiş bir vizyonsuzluk örneği! Ve bir sonraki sezon için, daha önceki Türkiye deneyimleri fiyasko ile sonuçlanan Massimo Barbolini ile anlaştılar. Bigarelli sezona yardımcı olarak başladı, aklı Amerika’daki yeni yapılanmada olan Barbolini normal sezonu bile bitiremeden gitti; Bagatelle yeniden başa geçti!
Hepi topu iki sezonda yaşanan bu koç saçmalıkları, şubeyi yönetenlerin kafa yapısının özetiydi. Ya oyuncu tercihleri?
Markova'yı masadayken kaçıranlar, Sylla ile fiyaskoyu unutturmaya çalıştı. En önemli hücum pozisyonuna, pasör çaprazına Grobelna gibi kariyeri boyunca hiçbir birinci sınıf takımda oynamamış bir Belçikalıyı, sırf Barbolini istedi diye aldılar. Barbolini gitti, küskün Alexia oynamaya başladı ve istatistiklerde takımın en iyisi oldu vs vs...
2024-25’te normal sezonu 19 galibiyet 7 mağlubiyetle dördüncü bitiren takım, playoff sonrası da lig dördüncüsü oldu. 2025-26’teki tarihi yatırımla güçlendirilen takım ise 17-9 ile normal sezonu tamamlayabildi ve beşinci oldu.
Bu yıl ligi en fazla beşinci bitirecek. Yani, kendi kümesinden düşmüş olacak! Üstelik; Fenerbahçe, VakıfBank, Eczacıbaşı, Zeren dörtlüsüne karşı geçen normal sezonda 8 maçta 4 galibiyet alırken, aynı rakiplere karşı bu sezon sadece 1 galibiyet alarak! Ne anladım ben bu işten?
Bu takımı kuranların tutunacakları tek dal kaldı: CEV Kupası. Finaldeki rakip, geçen sezon Challenge’ın yarı finalinde elendikleri Chieri. Bu kadar yatırımın çöpe gidip gitmeyeceği 8 Nisan’da belli olacak. Kupa gelirse şubeyi kâğıt üzerinde ve perde arkasında yönetenlerin zafer çığlıklarıyla şov yapacakları kesin! Dördüncü final de kaybedilirse kim nasıl hesap verecek merak ediyorum!
Fenerbahçe için söylediklerim Galatasaray için de geçerli: Voleybolu bilenler yönetsin, bildiğini zannederler veya başka işleri kurcalayanlar değil!