Kadıköy'de başlama vuruşuyla birlikte sadece 22 futbolcunun mücadele ettiği bir oyun izlemedik. İzlediğimiz şey, benzin ve motorin fiyatıyla, işsizlerin, emekli ve asgari ücretlilerin kısaca hayata tutunmaya çalışan bir halkın haftalık “anestezi” seansıydı. Derbi başladığı an dışarıdaki gerçeklik yerini katarsis psikoterapi (arınma-rahatlama) seansına bıraktı.

Dünya Kupası’na gidecek Türk futbolunun en önemli iki takımından birisi olan Fenerbahçe sahaya 11’de 11, Beşiktaş ise 11’de 8 yabancı oyuncuyla çıktı. Oyun 28. saniyede Nene’nin, 7. ve 10. dakikalarda ise Olaitan ve Cerny’in kaçırdığı net gol pozisyonları ile tempolu başladı. Ev sahibinde oyun aklı Asensio erken sakatlanıp çıkınca, hücumlar birebir beceriye kalırken, Beşiktaş ise çok pasla savunmadan çıkarken
kaptırdığı toplarla yediği hücumlarda kalesinde tehlikeler gördü.

İkinci yarının başında Fenerbahçe’nin iptal edilen golü sonrası Beşiktaş’ın kendine gelmesi epey vakit aldı. Bu süreçte yaptıkları hatalar, Fenerbahçe tarafından hoyratça harcandı. Topu bıraksalar kendi başına bile gidip gol olabileceği pozisyonları atamayan bu Fenerbahçeli oyuncuların şampiyonluk hayalleri kurmaları bile haram! Rakibe bu fırsatları veren Beşiktaşlı oyuncuların yolu ise İpek Yolu’ndan daha uzun gibi.

Son dakika penaltısı ile biten maçta bizim kuşak taraftarlar, heyecanlı olduğu kadar da kalitesiz olan futbol için “sabır” derken, şimdiki kuşak “sistem hatası” diyor! Ama yine de iyice ısınan zirvede matematiksel heyecan devam ederken, terapi Fenerbahçe taraftarına iyi geldi.

Hakem Yasin Kol’a gelince: Karar verirken düdük çalmak yeterli, üstüne bir de yüz ifadenle kızmana gerek yok demiştim! Bunu yapamadığına göre kaşlarının arasına botoks yaptırması iyi olacak sanki.