Türkiye’de siyaset ile medya dili arasındaki mesafe bazen dikkat çekici ölçüde açılıyor…

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “savaş yerine barışın tarafındayız” sözleri, klâsik devlet aklına yaslanan dengeli bir dış politika söylemini temsil ediyor ancak…

Aynı anda iktidara yakın medya organlarının dili çok daha farklı bir hatta ilerliyor…

***

İktidar medyasında (Hoş muhalif medya da aynen öyle ya neyse), ABD ve İsrail’e yönelik ağır ve hakaret içeren ifadeler kullanılırken…

İran konusunda neredeyse koşulsuz bir destek tonu görülüyor...

Bu tablo, siyasi söylem ile propaganda dili arasında belirgin bir ayrım yaratıyor…

***

Erdoğan devlet adamlığının çoğu zaman öfke değil denge gerektirdiğini nihayet öğrenmiş olmalı zira... Bu açıklaması o dengeyi hatırlatıyor...

Asıl soru ise şu:

Türkiye’nin gerçek dış politika dili hangisi olacak?..

Diplomasinin dili mi, yoksa televizyon ekranlarının sert retoriği mi?..

***

Neyse sadede geleyim:

Diplomatik bir Devlet adamı dili kullanan Erdoğan’ı alkışlıyorum…

Seçmenin geneli bu durumdan şehevi zevk alıyor...

Vatandaşın iftar sofrasında taze pide bile lüks olmuşken, Meclis’te düzenlenen iftar yemeği menüsü, dudak uçuklattı:

- Karamelize soğanlı avokado favalı enginar…

- Çilekli, file bademli, narlı yeşil salata…

- Keşkek yatağında dana antrikot…

- Zencefilli sumak şerbeti…

-Fındıklı, narlı güllaç…

- Bal kaymak, pastırma, hurma, gün kurusu, eski kaşar, badem, ceviz ve çiğ köftenin yer aldığı iftar
tabağı…

HHH

Nisa suresi 59. ayet buyuruyor ki: “.... içinizden, kendilerine yetki verdiğiniz yöneticilere itaat edin...”.

Seçmenlerimiz işte o emre uyuyor ve kendisi açken, yöneticisinin tıka basa doymasından:

Şehevi bir zevk alıyor...

“Hışt” sesi şart...

Güllüoğlu baklavalarının sahibi Nadir Güllüoğlu, kilosunu 2.060 TL’ye sattığı baklavanın nasıl yenmesi gerektiğini tarif etti:

“Altın sarısı olacak… Çatalı batırınca ‘hışt’ diye ses çıkacak... Koklayacaksın...”.

***

Unutmayın…

Önce “hışt” diye ses çıkacak sonra koklayacaksınız…

“Önce koklasak sonra hışt sesini duysak olmaz mı?” diye soranlara cevap veriyorum:

“Olmaz zira kokladıktan sonra büyük ihtimalle çatalı batırmazsınız… Haliyle ‘hışt’ sesini duyamazsınız…”.

“Hışt” sesi şart…