Yargı, üç temel unsurdan oluşur: İddia, savunma ve hüküm...
Savcı iddia eder… Avukat savunur… Hâkim karar verir...
Bu üçlü yapı, modern hukuk devletinin omurgasıdır...
Ancak, İBB davası etrafında yürüyen tartışmalarda bu yapının sadece bir ayağı öne çıkarılıyor: savcı...
***
Özgür Özel’in doğrudan savcıyı hedef alan yaklaşımı, ilk bakışta siyasi olarak anlaşılabilir görünse de hukuki açıdan eksiktir...
Çünkü tutuklama kararı savcıya değil, mahkemeye aittir...
Eğer ortada hukuksuz bir tutuklama varsa, bu yalnızca iddia (Savcı) makamının değil, karar (Hâkim) makamının da sorgulanmasını gerektirir zira, tutuklama kararı savcının değil yargıcındır…
Ne demek istediğimi kısaca anlatayım…
***
Mahkemeler savcının taleplerini kabul ediyorsa, iki ihtimal vardır: Ya savcının sunduğu dosya ikna edicidir… Ya da yargı mekanizmasının tamamı tartışmalıdır...
Bu noktada sadece savcıyı hedef almak, meseleyi basitleştirmek anlamına gelir çünkü… Yargıyı tek bir aktöre indirgemek, sistem tartışmasını ortadan kaldırır...
Yargıyı tek bir aktöre indirgeyenler mahkemelerin bağımsız karar vermediğine, bir etki altında olduğuna inananlardır...
***
Siyaset çoğu zaman somut hedefler üzerinden ilerler...
Bir kişiyi eleştirmek, bir sistemi eleştirmekten daha kolaydır ancak...
Kolay olan her zaman doğru değildir...
Hukuk, kişilere indirgenemeyecek kadar ciddi bir mekanizmadır...
Eğer gerçekten adalet arayışı varsa, tartışmanın merkezine tek bir savcı değil, bütün yargı yapısı konulmalıdır...
Aksi halde ortaya çıkan şey hukuk tartışması değil, siyasi polemik olur...
Nefret ya da merhamet varsa; adalet yoktur
İBB davalarındaki tutuklamalardan ve tutuklu yargılamalardan sadece savcıyı sorumlu tutan Özgür Özel, CHP olarak HSK’ya üye vermekten ise vazgeçemiyor ve kamuoyu HSK’de neler döndüğünü bilemiyor çünkü: CHP’li üye susuyor… Haliyle adalet gerçekleşmiyor, adaletin olmadığı, sadece kararların olduğu bir sistemde ise verilen o kararlara hiç kimse inanmıyor...
***
Özgür Özel, İBB davasındaki tutuklu yargılamalarda hâkimler hakkında ne düşündüğünü… HSK’daki üyelerinin kamuoyunu ne zaman bilgilendireceğini de: gerekçeleriyle birlikte, kamuoyuyla paylaşmalıdır… Aksi halde, tutuklu yargılamayı talep eden savcıyı hedef alıp, o talebi kabul eden (Tutuklamayı yapan) hakkında susmak; hâkimlerin kararlarının doğru olduğunu zımnen kabul etmek anlamına gelir…
***
Sözümün özü:
Bu yazdıklarımdan dolayı savcıyı savunmakla suçlanacağımı biliyorum oysa hayır...
Ben sadece şunu söylemek istiyorum: hukuk devletlerinde yargı tek kişiden oluşmaz…
Tutuklama talep edeni suçlayıp, tutuklayanı görmezden gelmek, gerçeği konuşmak yerine taraf seçmektir ki… Bir yargılamada veya eleştiride nefret ya da merhamet varsa; adalet yoktur…