Siyaset artık sandıkta değil, mahkeme salonlarında şekillenecek gibi…
Bu ise, bundan sonra konunun hukukî olmaktan çıkacağına…
Meşruiyetin, vicdan ve toplumsal psikolojinin sorunu haline geleceğine işaret ediyor…
Henüz Özgür Özel telaffuz etmedi ama… Kendisine yakın çevrelerin yaptığı “sivil itaatsizlik” çağrısı tartışılıyor… “Sivil itaatsizlik”, gelişmiş demokrasilerde var ve sonuç alınabiliyor… Çünkü gelişmiş demokratik hukuk devletlerinde halkın gelişim seviyesi de yüksek…
Haliyle, muhalif seçmen, Devlet’e savaş açmıyor… Tam tersine; devletin hukukla, toplumun da vicdanla yeniden buluşması için çabalıyor…
Mahatma Gandhi’nin İngiliz yasalarına direnişi… Rosa Parks’ın otobüste beyazlara yer vermemesi ve…
Martin Luther King’in yürüyüşleri mevcut kanunlara aykırıydı ama…
Bugün, insanlık onların kanun karşısındaki “itaatsizliğini”:
Vicdan karşısındaki sadakatleri olarak okuyor…
Hintliler ve Afrika kökenli Amerikalılar onlar sayesinde özgürlüğün tadını çıkarıyorlar…
Muhalif siyasete yargısal tasfiye mi?..
Muhalefet çok dikkatli olmalı… Sivil itaatsizlik, öfkenin değil; disiplinin hareketidir…
Çünkü sivil itaatsizlik, şiddete karşı şiddetsizliği savunur…
Yani sivil itaatsizlikte; cam kırmak, kamu ya da özel mülke zarar vermek, sokakları yakmak hele hele…
Devlet’i düşman görmek asla kabul edilemez…
Tam tersine, Devlet’in hukuk devleti olarak kalması için topluma yapılan vicdanî bir çağrıdır…
İktidar ve destekçileri ise; ülkemizde (artık) insanların önemli bir kısmının, kurumların tarafsızlığına inanmakta zorlandığını unutmasın…
Böyle zamanlarda verilen her kararın, sadece hukuki metin olarak değil, “siyasi atmosferin gölgesi” olarak okunduğunu kabul etsin…
Bu yüzden bir partinin seçilmiş yönetiminin mahkeme eliyle değiştirilmesinin:
Toplumun bir bölümünde, “yargısal tasfiye” duygusu oluşturduğunu bilsin…
Kritik eşik...
Değerli CHP yönetimi ve seçmenleri… Eğer sivil itaatsizlik, bir rövanş psikolojisine dönüşürse, toplum yorulur… Ama hukuk devleti talebinin ahlakî bir dili olarak kalırsa:
İktidarı da muhalefeti de aşan tarihsel bir anlam kazanır…
Ülkemiz çok kritik bir eşikte duruyor zira sorun yalnızca CHP’nin yönetimi değil... Asıl mesele, siyasal iktidarın, vatandaşın: “Sandık mı daha güçlüdür, yoksa siyasi iklimin etkisindeki yargı kararları mı?” sorusuna vereceği cevaptır…
Demokrasilerde bu sorunun cevabı bulanıklaşmaya başladığında, ekonomik krizlerden daha ağır bir güven krizi doğar… İnsanlar sadece parasını değil, geleceğe dair inancını da korumaya çalışır... Ben bugün en büyük ihtiyacın slogan değil, serinkanlılık olduğuna inanıyorum…