Belirsizlik arttıkça toplumlarda iki duygu yayılır: Korku ve umutsuzluk...

Oysa tarih bize, en zor dönemlerin aynı zamanda umudun en değerli olduğu zamanlar olduğunu gösteriyor...

Umut, gerçekleri inkâr etmek değil aksine, gerçekleri görüp yine de geleceğe inanabilmektir... Umutsuzluk insanı pasif hale getirirken, umut insanı harekete geçirir...

Umutlu insanlar krizlere daha dayanıklı olur, daha yaratıcı çözümler üretir ve mücadeleyi daha uzun zaman sürdürebilir…

***

Modern dünyada umutsuzluk kolay yayılır çünkü…

Medya ve sosyal ağlar çoğu zaman krizleri büyüten bir algı üretir…

Kötü haberlere daha duyarlı olan ve sürekli olumsuz haberlere maruz kalan insan beyni kolay yorulur ve… Bu nedenle, sürekli felâket haberleriyle karşılaşan bireyler, gerçeği değil karamsarlığı büyütmeye başlar…

Bu yüzden zor zamanlarda umudu korumak bilinçli bir çaba gerektirir…

***

Ayrıca tarih perspektifi de umut üretir... İnsanlık; savaşlar, salgınlar ve büyük ekonomik krizler yaşamış ama her seferinde yeniden ayağa kalkmıştır…

Zor zamanlarda umudu korumak geleceğe yatırım yapmaktır...

Çünkü tarih boyunca karanlık dönemler hep olmuştur ama…

İnsanlık hiçbir zaman tamamen karanlığa teslim olmamıştır...

Umut, aslında geleceğin en güçlü mimarıdır…

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, “Umutsuz durumlar yoktur, umutsuz insanlar vardır” diyen büyük devlet insanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün eseridir…

Bu oyun sadece izlenmez insanın içine yerleşir...

Ankara’da Etimesgut Belediyesi tarafından hizmete açılan Yunus Emre Kültür Merkezi, ilk temsilini Fatih Sönmez’in yönettiği “Bir Halk Düşmanı” oyunu ile yaptı.

Henrik ibsen’in “Bir Halk Düşmanı” isimli oyununu sadece tiyatro severlere değil, kirlenmişlikten dolayı umudunu kaybetmiş herkese tavsiye ederim…

Bu oyunu yıllarca bizim sahnelerde ve pek çok kere izledim…

Fatih Sönmez’in ve oyuncuların bu klasiğin hakkını verdikleri kanaatindeyim…

***

Oyun, çoğunluğun her zaman haklı olup olmadığı sorusunu seyircinin yüzüne çarpıyor...

Hakikatin peşinden giden bir bireyin, çıkar ilişkileriyle örülmüş kalabalıklar karşısında nasıl yalnızlaştırıldığını izliyoruz...

Kalabalıkların çoğu zaman yanılmakla kalmayıp, yanıldıklarını bile bile o yanlışa sarıldıklarını anlatan “Bir Halk Düşmanı” bugün bize şunu soruyor:

Hakikati savunmak mı daha zor, yoksa kalabalığa karışıp susmak mı?..

Cevap basit değil ama oyundan çıktığınızda içinizde bir ağırlık kalıyorsa, bilin ki tiyatro görevini yapmıştır…

Bu oyun sadece izlenmez, insanın içine yerleşir…

Enseyi karartmayın

Ulusal gazetelerde 32 yıldır yayımlanan bu köşenin adı da bildiğiniz gibi:

“Umuda Yolculuk…”

Ve Çetin Altan’nın o harika tavsiyesi, “enseyi karartmayın” ile Cem Yılmaz’ın unutulmaz filmi: “Her şey çok güzel olacak” bu köşede sık sık hatırlatılır…