Cumhurbaşkanı Erdoğan, Güney Kore dönüşü açıkladı:
“Hiç ummadığınız insanlar bu işlerin içerisine girmişler… Sermaye piyasalarımızı bu mikroptan temizleyeceğiz.”
İyi de 16 Ekim’de “Cerrah titizliğiyle operasyon yürütüyoruz” diyen de kendisiydi. Yedi haftadır ameliyat sürüyor, cerrah hâlâ hastanın içinden çıkana şaşırıyor! Üstelik hastanın filmleri çoktan çekilmiş!
***
SPK, 2024’ten beri raporlar hazırlamış, savcılığa suç duyurularında bulunmuş. Adalet Bakanı’nın açıklamasına göre savcılık da Şubat 2025’te olağan dışı hareketleri fark edip SPK’ya yazmış. Ağustos 2026’da soruşturma izni verilmiş.
Demek ki mesele 17 Eylül sabahı gökten zembille inmedi. Film vardı, rapor vardı, suç duyurusu vardı… Peki kim neyi bekliyordu?
***
Şimşek 20 Ekim’de ekrandan müjdeyi verdi:
“Piyasa bozucu faaliyetlerden kazanım sağlayanların hepsi tespit edildi… Liste halinde TMSF’ye ve Adalet Bakanlığı’na verildi… Savcılara iletildi.”
Adalet Bakanı’nın 3 Kasım bilançosu; 433 şüpheli, 112 tutuklu, 38 firari... Bir de şu cümle: “Verilen ifadeler yeni şüpheliler ortaya çıkarıyor.”
Türkçe meali; “Hepsi tespit edildi” denilen liste ifadeyle büyüyor. Büyüyorsa hepsi değilmiş... Üstelik 38’i de kaçmış!
***
Burada duralım! Liste 20 Ekim’de savcının masasındaysa, 5 Kasım’da “Hiç ummadığınız insanlar” nereden çıkıyor? Ya liste eksikti ya da listede okuyanı şaşırtan isimler vardı.
Kimmiş peki bu “Ummadık” isimler?
Adalet Bakanı, “Üst düzey denetim mekanizmalarına sızan bir şebeke” ifadesini kullanıyor.
İyi de sızmak gizli iştir. Atama kararıyla, bizzat imzayla o koltuğa oturan adam sızmaz. Odasına geçer, koltuğuna oturur, masasına kurulur.
***
Yedi haftanın açıklama takvimine bakalım…
29 Eylül:
“Yanlış yapanla vedalaşırız.”
Ortada milyarlık manipülasyon iddiası var, biz vedalaşıyoruz; insan gitmeden bir de plaket verir!
7 Ekim: “Hesabını Türk mahkemelerine ve Mahkeme-i Kübra’da verecek.”
Mahkeme-i Kübra’nın takvimi bizi aşar; taksiti geciken, ev hayali ertelenen fonzedeye ödeme takvimi lazım.
16 Ekim: “Sorunu kontrol altına aldık.”
3 Kasım: “Soruşturma derinleştirilerek devam ediyor.”
Kontrol altındaki şey derinleşmez; derinleşen şey de kontrol altında değildir.
5 Kasım: “Bakıyorsunuz, hiç ummadığınız insanlar bu işlerin içerisine girmişler…”
Biz de bilecek miyiz? Yoksa bizden habersiz WhatsApp gruplarından mı çıkartılacaklar?
***
Dediğim gibi işin bir de ödeme tarafı var. Şimşek, 5 Kasım’da Meclis’te tabloyu verdi: 420 bin kişiye 130 milyar lira ödenmiş. Güzel…
Peki parasının tamamını alabilen kaç kişi? 179 bin!
“Ödeme yapıldı” demek, “Herkes parasına kavuştu” demek değil.
***
Üstelik ödenen paranın ne kadarı fonların kendi malvarlığından, ne kadarı haksız kazançlardan geri alınan tutarlardan karşılandı? Ayrı ayrı açıklayın da biz de neyin başarı, neyin yalnızca tasfiye olduğunu anlayalım!
Yedi haftadır cerrah ameliyatta, hasta bekliyor, yakınları kapıda... Eyvallah… Mahkeme-i Kübra’yı anladık da… Biz hesabın bu dünyadaki kısmını soruyoruz!