Öyle uzaktan uzağa atışmalar, diplomatik kınamalar bitti, beklenildiği gibi ABD ve İsrail ittifakı İran’ı vurmaya başladı.
Yıllardır “Ortadoğu kazan, biz kepçe” dedik durduk, işte o kazan devrildi. Üzerimize fazla sıçramasa bari… Türkiye için 2008 krizinden de COVID belasından da daha derin bir belirsizlik sarmalı bu durum… Türkçe meali; “Önümüzü göremiyoruz, cüzdanları sıkı tutun” anlamında yani…
***
İlk darbe petrol fiyatları olacak tabii ki de… Nitekim bu tür krizlerde piyasalar önce “Petrol bitti mi?” diye bakmaz. Adına “Risk” denilen o korkuyu fiyatlar… Jeopolitik belirsizlik arttığı anda Brent petrolün fiyatı koltuğundan fırlar…
Nitekim operasyonun ilk saatlerinde “Korku zammı” çoktan oluştu bile…
***
Asıl mesele Hürmüz Boğazı… O daracık su yolundan dünyadaki petrol ticaretinin yüzde 20’si, okyanusları aşan dev LNG gemilerinin ise dörtte biri geçiyor.
Boğaz açık kalırsa, bu iş “Sınırlı bir operasyon” olarak kalır, fiyat artışı da tadında bırakılır.
Tankerlere taciz başlarsa, sigorta maliyetleri ilk etapta fırlar, navlun fiyatları uçar… Petrolü 100 dolar, hatta 120 dolar bandının üzerinde hayal bile edemeyeceğiniz yerlerde görürüz.
Eğer İran “Ben bittiysem yansın bu dünya” deyip Hürmüz’ü kapatırsa... İşte o zaman küresel resesyonun kralı gelir, dünya ekonomisi kontak kapatır!
***
Nitekim el alemin savaşının bu hali bizi fena gerdi! Net enerji ithalatçısıyız… Yani petrol ve gaz dışarıdan, dert içeriden!
Merkez Bankası ve IMF raporları açıkça söylüyor; Petrol fiyatlarındaki her 10 dolarlık artış, bizim cari açığımızı tam 2.6 milyar dolar yukarı çekiyor. Bitmedi! Enflasyona da en az 1.5 puan ek yük bindiriyor.
Kötü ülke yönetiminin üzerine bir de bu savaş maliyeti binerse, nefes almamız bile “Başka bahara” kalır. Mehmet Şimşek eline sazı alır… “Yeni ek vergiler ve zamlar” adlı eserini seslendirmeye başlar…
***
Risk sadece petrolde değil! Doğal gazda durum çok daha vahim... 2025’te 59 milyar metreküpe dayanan gaz ithalatımız var. İran gazı kesilirse, spot piyasadan ateş pahasına LNG almak zorunda kalırız.
Bu da sanayicinin artan maliyeti, vatandaşın ödenemeyen faturası demek…
***
Bir de madalyonun insani ve güvenlik boyutu var. Yabancı haber ajansı Reuters geçiyor; “İran içinde panik başladı!”
Sınırımıza yönelecek bir göç dalgasının ekonomik ve toplumsal maliyetini varın siz hesaplayın... Nitekim bizim kevgire dönmüş sınırlarımızın güvenliği artık sadece bir askeri mesele değil, doğrudan ekonomi meselesi haline geldi…
***
Şimdiden sivil havacılık durdu, THY bölge uçuşlarını askıya aldı. Turizm gelirlerimiz bıçak gibi kesilme riskiyle karşı karşıya...
Yani döviz geliri azalırken, enerji faturası nedeniyle döviz gideri artacak. Bu denklemin sonucu hiç de hayra alamet olmayacak!
Bir de bunun üzerine durup dururken çıkarttığı laiklik tartışmaları ve kısır siyaset anlayışıyla ülkeyi berbat yöneten zihniyeti ekleyin… Kulak memesi kıvamına geldiğimizde haber verin. Fena kavrulacağız nitekim!