Eskiden pazar günleri yapılan o mangal keyifleri, piknik eğlenceleri şimdilerde sadece eski Türk filmlerinde kalan birer nostaljik sahneye dönüştü.
Nitekim Türkiye’de et yemek artık bir “beslenme” meselesi değil, “zenginlik” göstergesi…
***
Ülkede sığırdan bol ne var diye düşünüyor olabilirsiniz. Mecazi anlamda doğru olsa da sığır yetiştirilmesi ile ilgili büyük problemlerimizin olduğu aşikar!
2025 sonu ve 2026 başı itibarıyla Türkiye’deki kırmızı et fiyatları, ekonomik bir gösterge olmaktan çıkıp resmen halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama haline dönüştü.
***
Aralık 2025 verilerine göre Türkiye’de bir kilo dana etinin fiyatı ortalama 22.81 ABD doları...
2021 yılında bir asgari ücretli maaşıyla yaklaşık 73 kilo dana eti alabiliyordu. Geldik 2026 yılına... Net asgari ücret 28.075 ile alabildiği et miktarı 48 kiloya geriledi.
***
Şimdi illa biri çıkıp “İsviçre’de daha pahalı ama…” diyecektir ama İsviçre’nin asgari ücretiyle kaç kilo et alınabiliyor onu hesaplamaz haspam!
En düşük emekli maaşıyla ancak 32 kilo et alınabiliyor. Almanya’daki bir asgari ücretlinin 121 kilo alabildiği dünyada, bizim emeklimiz 32 kiloya talim… O da bütün maaşı ete yatırırsa…
***
Komşularımız Bulgaristan ve Romanya’da et 13-14 dolar bandındayken, bizde neden 23 dolara dayandı?
Daha da acısı, 15 yıldır iç savaşla boğuşan Suriye’de et 12 dolar, ağır ambargolar altındaki İran’da ise 9 dolar!
Yani burnumuzun dibindeki savaş yorgunu ülkelerin iki katı daha pahalı et tüketiyoruz. Bu işte bir terslik yok mu?
***
Sahi ya bir ülkenin sığır ile ne problemi olabilir ki? Bizim var! Ülkede sığır yetişmiyor mu? Nasıl yetişmez? Ülkenin doğası her ırkı yetiştirmeye uygun…
O zaman neden yetiştirilemiyor? İşte bunun bir sürü cevabı var. Hepsini topla, ortaya tek bir sonuç çıkıyor; Kötü yönetim. Uygun olmayan politikalar…
***
Yönetim dediğin de öyle böyle kötü de değil… Bildiğin rezalet! Hiç yönetilmesin, emin olun bundan kötü olmaz.
En büyük sorunumuz “dışa bağımlılık”... Besicinin maliyetinin yüzde 80’i yem. Peki, biz yemi nereden alıyoruz? Tabii ki ithal ediyoruz.
***
Et, üreticinin elinden çıkıp bizim tabağımıza gelene kadar o kadar çok el değiştiriyor ki… Üreticinin eline geçen para, bizim kasapta ödediğimizin sadece yarısı!
Fark nereye gidiyor? Aracılara, lojistiğe, yüksek kâr marjlarına... Modern bir tedarik zinciri kurmak yerine, küçük işletmeleri kendi kaderine terk edince meydan bu aracılara kalıyor.
***
Hepsinden geçtim…Bir ülke vatandaşına kendi topraklarında yetişen hayvanın etini yediremiyorsa, o ekonominin iyi olduğunu söyleyebilmek için fazlaca pişkin olmak gerekmez mi? Bence fazlası gerekir!