Geçmiş olsun, o meşhur “Mutlak butlan” kararı sonunda çıktı! Ankara kulislerinden sızan kokulara bakılırsa, ana muhalefet partisi CHP’nin kurultaylarını “Hiç yapılmamış sayma” davasının bombasını tam Kurban Bayramı tatili öncesinde patlatmayı planlıyorlardı.

Yatırımcı ilk şoku dokuz günlük tatil rehavetinde sindirsin, piyasaya afyon niyetine kloroform verilsin diye ince ince hesaplar yapıyorlardı. Ancak mevzu fazla ayyuka çıkınca plan patladı, mahkeme kararı açıklandı.

***

Kılıçdaroğlu denen korkuluğu oraya illa atayacaklar ya, operasyonu apar topar bitiriverdiler! Bir hukuk kararının zamanlaması, piyasanın uzun süre kapalı olduğu günlere denk getirilsin diye uğraşılması…

Gerçekten sıradan, rutin bir mahkeme kararı olsaydı, kim takardı gününü, saatini… Bayram öncesini, bayram sonrasını…

“Şimdi açıklarsak ortalık uzun süre yangın yerine döner, aman tatili bekleyelim” tedirginliği, o kararın hukuki niteliğini değil, yaratacağı ekonomik yıkımın çapını gösteriyordu.

***

Hafızası zayıf bir milletiz ama daha dün gibi taze bir sabıkamız var. Şuraya büyük harflerle not düşelim; 19 Mart günü… Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınması ve ardından tutuklanmasıyla başlayan o sarsıntıda bu memleket ne yaşadı, onu da bir bir hatırlayalım…

***

Borsa günü yüzde 8.72 çakılarak kapattı, devre kesiciler kağıt helva gibi dağıldı.

Gram altın tarihinde ilk kez 4 bin liralık psikolojik sınırı aştı.

Merkez Bankası’nın net rezervleri tek hamlede 56.9 milyar dolardan 29.1 milyar dolara çakıldı.

Yabancı yatırımcı iki haftada 18 milyar dolarlık lira varlığını satıp kaçtı; bunun yüzde 70’i o yere göğe sığdırılamayan carry trade pozisyonuydu.

Yerli yatırımcı bile arkasına bakmadan 19 milyar liralık TL mevduatını geri çekti.

CDS primimiz 250 baz puandan bir gecede 370’e fırladı. Toplam fatura ne oldu biliyor musunuz?

Merkez Bankası’nın o yangını söndürmek için piyasaya üflediği, arka kapıdan sattığı döviz miktarı tam 55-60 milyar doları buldu!

***

Piyasa artık bu durumu daha hafif atlatabilir mi? Belki!

Diğer açıdan bakarsak, 19 Mart, “Bu ülkede bir şehrin yöneticisini siyasi davayla görevden alabiliyorlar” mesajıydı...

Bugün ilan edilen mutlak butlan ise, “Bu ülkede yasal kurumların tamamını, en köklü partileri bile tek bir mahkeme kağıdıyla bir gecede yok sayabiliyorlar” mesajı oldu.

Biri bireysel risk, diğeri kurumsal risk! Biri politik istikrarı sallar, diğeri mülkiyet hakkından tutun sözleşme güvenliğine kadar ülkedeki tüm hukuki zemini un ufak eder.

Yabancı yatırımcının kafasında artık şu cümle kemik gibi şekillenecek: “Bugün koskoca ana muhalefet partisinin genel kurulunu ‘hiç yapılmamış’ sayan zihniyet, yarın benim şirketimin genel kurulunu da yok sayabilir.”

Sen sabaha kadar yabancı yatırımcı çağır, vergi avantajı getir, önüne kırmızı halı ser… Gelir mi? Gelmez tabii… Çok yanlış anladılar ekonomiyi yönetmeyi!