Mart 2026 ödemeler dengesi verisi, ekonominin alarm zillerini değil, artık yangın sirenini çaldı. Cari işlemler hesabı bir ayda 9 milyar 672 milyon dolar açık verdi.

Bu, Ocak 2023’ten bu yana en yüksek açık... Daha kötüsü, “Tamam canım, enerji pahalandı, altın ithalatı arttı” diyerek geçiştirilecek bir tablo da yok ortada... Altın ve enerji hariç cari denge bile 3 milyar 886 milyon dolar açık verdi.

***

Cari açık her zaman “Kötü” demek değildir. Büyüyen ekonomi yatırım yapar, makine alır, teknoloji ithal eder, açık verir. Sonra üretir, satar, kazanır.

Zira bizdeki model başka. Biz ithal ediyoruz, tüketiyoruz, pahalı enerjiyle sanayiyi döndürüyoruz. Sonrasında “Nasıl olsa turizm kurtarır” diye sahile havlu seriyoruz. Bu ekonomi yönetimi değil, günü kurtarmak!

***

Türkiye turizm, taşımacılık ve hizmet gelirleriyle dış ticaretin açtığı koca deliği yamamaya ama o delik artık eldeki kumaştan büyük…

Hah İşte zurnanın “Zırt” dediği son deliği işte burası… Resmi rezervlerde Mart ayında 43.4 milyar dolarlık net azalış gerçekleşti. Bir ayda!

***

Bir yıl içinde çevrilmesi gereken dış borç yüz milyarlarca dolar seviyesinde dururken, “Rezervimiz var” demekle rezerv var olmuyor. Kasada para var ama kapıda alacaklı kuyruğu varsa herkes ufak ufak hesap yapmaya başlar kapı arkasında…

Ekonomi yönetiminin en büyük hatası da burada… Sorunu yönetmek yerine görüntüyü yönetmeye çalışmak. Kur çok kıpırdamasın, piyasa çok ürkmesin, vatandaş çok anlamasın, yabancı çok kaçmasın... Tüm dertleri bu!

***

Bu modelin sürdürülemez olmasının nedeni oldukça basit aslında… Türkiye üretim yaparken ithalata, finansman bulurken sıcak paraya, enflasyonla mücadele ederken kur kontrolüne, dış dengeyi tutarken turizme, piyasayı sakinleştirirken rezerve yaslanıyorlar.

Ortada beş ayrı bastonla yürüyen bir ekonomi var. Hala bu duruma “Program başarılı” falan deniyor ya…. Emin olun bu hali başarılıysa, başarısızı düşünmek istemezsiniz.

***

Enflasyon tarafı da ayrı bir dert. Petrol artışı doğrudan pompaya, dolaylı olarak taşımaya, oradan gıdaya, sanayiye, hizmete yayılıyor.

Enerji maliyeti arttığında Türkiye’de fiyatlar sadece yükselmez, fiyatlama davranışı bozulur. Herkes “Nasıl olsa yine zam gelecek” diye bugünden fiyat yazar. Enflasyon beklentisi dediğimiz şey de budur zaten…

Yani? Bu iş böyle gitmez güzel kardeşim! Cari açık rezerv yakarak uzun süre finanse edilmez. Sıcak para kaçar, kredi pahalanır, enerji faturası kabarır, turizm yavaşlar, dış borç çevrimi zorlaşır.

Sonra ekonomi yönetimi ya faizi daha yukarı çeker ya kuru bırakır ya ithalatı kısmak için iç talebi daha sert boğar ya da yeni dış kaynak arar.

Bazen adı zam olur, işsizlik olur, vergi olur, fakirleşme olur. Bunu yapanın bazen Şimşek olur bazen Nebati bazen Berat… Oysa arkasında tek bir kişi vardır; “Benim alanım ekonomi” diyen zat!