Doğalgaz ve elektriğe zammı paketlediler… Elimize tutuşturmak üzereler… Herhalde utanıyorlar ki; açıklama dahi yapamıyorlar.

Ekonomi yönetimi bir süredir aynı masalı anlatıyor, “Bu bir tercih değil, zorunluluk…” Doğru… Ama kimin zorunluluğu? Vatandaşın mı, yoksa yıllardır yanlış yönetilen sistemin mi?

***

Nitekim bir iki yandaşta rastladım satır arasında… “Tarife dönüşümü” diye değiştirmişler zammın adını bu sefer de… Sanırsın elektrik faturası ödemiyoruz da tırtılken kelebeğe dönüşüyoruz.

Anlatımları “Çok tüketen çok ödeyecek…” şeklinde… Bırakın bu ayakları… Zaten tasarruf ede ede ampulü mumla değiştiriyoruz! Daha neyin kısılmasını bekliyorlar ki?

***

İyi de bugün devlet elektrikte yaklaşık yüzde 57, doğalgazda yüzde 65 oranında sübvanse ediyor. Güzel… Alkış…

Şimdi ne oluyor? “Bu sürdürülemez…” Eee kim sürdürülemez hale getirdi? Vatandaş mı?

“Enerji fiyatları uluslararası standartlarda Türkiye’de ucuz…” Doğru… Ama maaşlar da “uluslararası standartlarda” değil… Onlar da ucuz!

Almanya’da elektrik pahalı… Ama adamın geliri de pahalı! Bizde ne var? Gelir düşük… Gider yüksek… Hele bizim ülke yönetimi… Disney Plus gibi… Abonelik pahalı, içerik zayıf!

***

Keşke sorunumuz sadece evde tüketilen elektrik olsaydı… Gelelim sanayiye… Enerji maliyetleri artıyor… Sanayi üretimi düşüyor… Ocak 2026’da üretim yüzde 1.8 geriledi. Ortada daha ne savaş var ne petrolün fiyat artışı…

Yine de elektrik tüketimi bile düşmüş! Yani sanayici diyor ki; “Ben bu maliyetle üretmem…” Ama ekonomi yönetimi diyor ki; “Büyüme yüzde 3.8 olacak…” Nasıl olacak?

***

Burada bir not düşmek isterim... Sanayici konuşurken, iki kelimesinden birinde iktidarı övme derdinde… Demezler mi; “Madem biz bu kadar iyi yönetiyoruz ülkeyi hata sende!” diye… Hak ettiler bence!

Büyüme verilerini kim açıklıyor bu ülkede… TÜİK! O zaman fazla sıkıntı yapmamak gerek o konuda… Senin kaça ihtiyacın var büyümede… Söyle TÜİK’ime… Çıkarsın o büyüme oranını önüne…

***

Planlama yok… Öngörü yok… Strateji yok…Ama zam var!

Hep aynı senaryo… Kriz gelir, hazırlık yok, maliyet artar, vatandaşa yüklenir, “Zorunluluk” denir. Bu artık ekonomi değil… Bu bir refleks!

***

Ülkeyi yöneten Erdoğan iken haşa suçlu elbette yönetim olamaz! Yine dış güçler, yine o meşhur jeopolitik gerilimlerdir illa ki…

Enerji zamları belki kaçınılmaz… Ama bu fakirleşme kaçınılmaz değildi… Sorun enerji değil… Sorun yönetim! Nitekim bazı bazı iyi yönetilen ülkelerde kriz olur… Ama vatandaş ezilmez.

Bizde? Kriz gelir… Vatandaş preslenir! Ve sonra çıkıp “Sabredin…” denir… Ne zaman bu millet sandığın fanatiklik kaldırmadığını öğrenir… O zaman hak ettiği gibi hayatını devam ettirir.