Ekonomiden hiç anlamayan birileri varsa onlar da finansçılar… Yegane başarıları “Benim alanım ekonomi…” diyen kişiden daha iyi bilmeleri…

Oysa kafalarını o fiyakalı plaza ekranlarından kaldırıp sokağa, mutfağa, o gencecik çocukların feri sönmüş gözlerine baksalar, onlara çizilen tablonun neye hizmet ettiğini anlayacaklar.

***

Sahibinin sesi, algının dili TÜİK yine üzmedi efendisini…. Mart 2026 verileri geldi işsizlik yüzde 8.1 seviyesinde açıklandı. Harika değil mi?

Sanırsın ülkede üretim patlaması var, fabrikalar üç vardiya çalışıyor, millet iş seçiyor. Yersen! Zira aynı raporun içine bir yerlere bir rakam gizlemişler; Atıl işgücü oranı yüzde 31.5!

***

Türkçe meali; Bu ülkede her üç kişiden biri aslında boşta... Ya iş bulmaktan ümidini kesmiş evinde oturup bakıyor tavana ya da “ne iş olsa yaparım” deyip haftada üç-beş saat bir yerlerde sürünüyor. Sorsan çalışmak istiyor ama sistem ona “sen otur oturduğun yerde” diyor.

Sahi nedir bu yüzde 31.5? Yaklaşık 11 milyon insan! Yunanistan’ın toplam nüfusu kadar iş gücü… Ekonomik olarak “yok hükmündeler” bu ülkede…

Yahu bu insanlar yemiyor mu, içmiyor mu, bu insanların bir hayali, bir geleceği yok mu? Finans bununla ilgilenmez ki! Onlar için varsa yoksa Merkez Bankası rezervi…

***

Ekonomi yönetimi “makro-finansal rasyonalizasyon” diyor. O ne lan?

Güzel kardeşim senin rasyonalizasyonun 11 milyon insanı oyun dışı bırakıyorsa, orada bir rasyonellik değil, olsa olsa bir felaket vardır.

2026’ya geldik, teknoloji çağı diyoruz, yapay zeka diyoruz ama biz hala atıl işgücüne saplandık kaldık.

***

Kadınlarda geniş tanımlı işsizlik yüzde 38.2’ye fırladı. İşsiz kalmak için mi “okullarda başörtü yasak olmaktan çıkmalı” diye millet paraladı kendini? Görünen o ki her 10 kadından 4’ü üretimden dışlandı.

Gençler ise ayrı bir dert… Üniversiteyi bitirmiş, dirsek çürütmüş çocuklara sunduğumuz gelecek ya bir kurye motorunun üzerinde can pazarında paket yetiştirme koşuşturması ya da asgari ücretle AVM’de ömür tüketmek. Bu çocuklar bunun için mi okuttuk?

***

Hepsinden beteri… 2025’in son çeyreğinde tarımda 212 bin, sanayide 282 bin kişi azaldı. Bunun anlamı biz artık ne ekiyoruz, ne de üretiyoruz.

Sanayici “maliyetler uçtu” diyor, “işçi çıkarmazsam batarım” diyor. Tarım desen zaten Allah’a emanet, çiftçi karnını doyuramıyor. Peki bu insanlar ne yapıyor? Hizmet sektörüne giriyor. Yani birbirimize çay-kahve satarak, kuryelik yaparak ekonomiyi kurtaracağımızı sanıyoruz.

***

Üretmeyen, fabrikasının bacası tütmeyen, tarlasında bereketi kalmayan bir ülke, sadece finansal göstergelerle ayakta kalamaz.

Dayatılan “Şimşek Programı” bize tam da bunu emrediyor. Finans dünyası da alkışlıyor, “Aman ne kadar rasyonel” falan…

Oysa adamın derdi senin işsiz kalman değil ki, adamın görevi yabancının verdiği borcun yüksek faiziyle birlikte geri ödenmesi!

Rasyonel hiçbir şey yok ki bu ülkede! Öyle olsaydı AKP çoktan sandığa gömülür esamesi okunmazdı. Yalan mı?