Sosyal medyaya kimlik bilgileri ile girilecek “müjdesi” bana dezenformasyon yasası hazırlanırkenki atmosferi hatırlattı. İlk bakışta, insanlar ‘Evet yahu! Herkes takma isimlerin arkasına saklanıp birbirine küfrediyor, iftira atıyor. Bunun önüne geçilir. Ne güzel!” diyor. Hatta iktidarın trolleri de böylece ifşa olur diyen fazlasıyla iyi niyetli arkadaşlar bile gördüm.
Önce yaşadığım kişisel tecrübeden hareketle söyleyeyim. Diyelim anonim hesaplı kimseler, benim profilimde birine küfretti, tehdit etti. Ne hikmetse bu kişilerin kim olduğu bulunamıyor. Bu tip terbiyesizliklerin muhalif siyasetçilere yapılması durumunda ise ‘kamuya mal olmuş kişinin ağır eleştiriye katlanma yükümlülüğü’ deniyor. Durum aksi olursa, anonim bir hesap iktidar çevrelerinden “kıymetli” bir kişiye hakaret ederse bulunması oldukça kısa sürüyor. Sabaha karşı evden alınıp neredeyse transit cezaevine gitmesi arasındaki süre de uzamıyor. Siber meselelerle uğraşan hukukçuların da söylediği, istediği zaman devletin anonim hesap kullanıcısını bulamaması gibi bir sorun neredeyse yok. Bir kere bunu hatırda tutmak lazım.
***
İşimin büyük bir bölümü sosyal medya olduğu için konuyla ilgili bol bol tecrübem ve fikrim var. İşin hukuki yönünü iyi anlamak istedim. Yaman Akdeniz’le konuyu konuştum. Akdeniz aslında Akın Gürlek’in konuyla ilgili fazlasıyla “heyecanlı” olması nedeniyle “sosyal medyaya artık kimlik bilgileri ile girilecek” meselesini öğrendiğimizi hatırlattı. Meclis komisyonuna gelen yasa tasarısında direkt böyle bir düzenleme yok. 15 yaş altı çocukların sosyal medyaya girmesini kısıtlayan tasarı var. Bu tasarıya tüm partilerden de destek var.
Yaman Akdeniz, burada çocuklar meselesinin bir tür Truva atı gibi kullanıldığını söylüyor. “Çocukları koruyacağız” çantasından ağır bir baskı mekanizması çıkıyor. Yaman Akdeniz, “Bu mesele komisyondaki düzenlemede yer almadığına göre demek ki ikinci bir mevzuatta ortaya çıkacaktı. Erken öğrenmiş olduk” diyor.
Kimlik bilgisi vererek sosyal medyaya girmeyle ilgili herkes, “Kimlik bilgilerimizi Amerikalı şirketlere mi vereceğiz” kısmına takıldı. Yine herkes yanlış hedefe ateş ediyor. Ben anlatılanlardan, Rusya’daki “gosulugi” sistemi gibi bir şey anladım.
***
Siber Güvenlik Başkanlığında Dijital Devlet Genel Müdür Vekili Furkan Civelek, şöyle anlatmış:
“Bizim burada önerdiğimiz mekanizma e-devlet kapısı üzerinden ilgili kullanıcılar için oluşturulacak bir “token”la (yani dijital dosya ile) kişinin 15 yaşın üzerinde olduğu belirlenecek. Token da bir tür e-devlet mührü olduğu için doğrulanabilecek.”
Yani ben devlette bir kayıt oluşturacağım, bu kayıt altından sosyal medyayı kullanabileceğim.
***
Herkesin aklına Twitter, Instagram geliyor. Mesela Tinder kullanırken de buna ihtiyaç olacak mı? Instagram’da kim kimi takip ediyor, Twitter’da kim kiminle en çok etkileşiyor, bu tokenlar üzerinden bu bilgiler de devletin önüne serilecek mi?
Onun için “Hah! Kimse kimseye hakaret edemeyecek” diye heyecanlara, “Ne istediğine dikkat et” demek lazım!
Hadi Tinder’ı falan geçtik. Çoklu hesap kullanımı nasıl olacak? Özellikle bunun üzerine kurulu medya ajansları çok. Pek çoğu da hükümet için çalışıyor. Muhtemelen bir token’a birden fazla hesap kaydedilebilecek. Ama devlet bu hesapların çıkış yerini çok kolay kontrol edebilecek. Hukuk seçmeli uygulandığı için muhalefete yakın medya ajanslarının işi zorlaşacak, hükümete yakınların işi kolaylaşacak. Sosyal medyada muhalefete yakın anonim hesapların yok edildiği bir ortamda, iktidarın sosyal medya operasyonlarıyla vatandaşa algı operasyonu yapması, itibar suikastlarına girişmesi çok daha kolay olacak. Muhalefetin buna mukabele etme yeteneği elinden alınmış olacak.