Cumartesi günü belediye otobüsünde iki kadın arasında çıkan bir kavga viral oldu. Bir kadın otobüse köpeğiyle binmiş, köpeğinde ağızlık yokmuş, başka bir kadın bundan rahatsız olunca kavga çıkıyor. İktidara yakın hesaplar kavgaya bayıldılar. Köpürttükçe köpürttüler. Çünkü kadınlardan biri açık biri kapalı. Videodan yine başörtüsü mağduriyeti ekmeği yemek istediler. Ama videoda başka bir detay var. Kadınlardan köpekli olan, mealen, ‘Bana hiçbir şey yapamazsınız. Seni de bu otobüsten attırırım. Hatta bu ülkede nefes aldırmam. Savcıyım ben’ diyor. Kadının elbette daha sonra savcı olmadığı ortaya çıktı.

***

Mesele aslında tam da kadının savcı olmaması ama bir şeyin farkında olması. Türk milleti güç dengelerini okumak konusunda çok iyidir. Demek ki insanların gözünde durum şu; ülkede en fazla gücü ve ağırlığı olan kişiler savcılar. İstediklerini yapabiliyorlar. Hatta öyle bir güçleri var ki istediklerine hayatı dar edebilir, otobüsten attırabilir, istediklerini yapabilirler. Halk şu anda sistemi bir tür “Savcıokrasi” gibi okuyor demek ki...

Tecrübeyle sabit olan ise şu; Erdoğan sistem içinde çok güç kazanan, sistemi kendi rejimine çeviren kişi ve mekanizmaları sevmez. Daha önce de başka veçhelerde benzer durumları tecrübe ettik. Hayırlısı….

***

Hayırlısı demişken, bir süredir düşünüyorum ve yanıtını bulamıyorum. İktidar tam olarak CHP’den ne istiyor?

CHP’nin mevcut Cumhurbaşkanı adayı cezaevinde. Cezaevinden aday olması da zor, muhtemelen diploması iptal edilecek. Hakkında bir da casusluk iddiası var. Yani gerçekçi olmak gerekirse seçime girmesi imkansız gibi.

Bazıları bunun dillendirilmesini yanlış buluyor. ‘Bunu dillendirmek iktidara bir tür boyun eğmedir’ deniyor. Olabilir, ancak sanırım bu konuda asıl sorumluluk siyasetçilerde gazeteci ve yorumcularda değil. Bizlerin belki neyse onu yazması daha iyi.

Özgür Özel Nefes Gazetesine verdiği röportajda, “Anketlere bakılır, en çok oyu kim alıyorsa o aday olur” dedi.

İş anketle çözülecek kadar basit mi? Değil.

CHP’nin mevcut yönetiminin gayrı meşru olduğu, yeni yönetimin seçildiği kurultayın hiç olmamış gibi sayılıp, eski yönetimin geri gelmesine hükmedebilecek mahkeme kararı gelebilir. Demokles’in kılıcı gibi o mesele tepede sallanıyor.

İktidarın belediyelere yönelik öfkesi de dinmiş değil. Hiçbir şey bulunamazsa parlak belediye başkanları uyuşturucu, seks vesaire iddialarıyla baskı altında.

İktidar, CHP’nin Cumhuriyetin bir sembolü olarak yok olmasını mı istiyor? CHP’lilerin istemediği biri tarafından mı yönetilmesini, güçsüz etkisiz olmasını mı istiyor? Yoksa CHP’nin Erdoğan’ın bir daha seçilmesi meselesine taş koymamasını mı istiyor?

Keşke bu soruya açık ve dürüst yanıtı alabilsek de ona göre önümüze bakabilsek.